Ana Sayfa I Bize Ulaşın I Site Haritası I English
 
Kırılma Noktası
Bellek
Röportaj / Sine-Politik
Haber Yorum Analiz
Siyasal Hareketler-Projeler
Araştırma Dokümantasyon
Türkçe'de Siyasal İletişim
Dünya'da Siyasal İletişim
  Haber Yorum Analiz
Abbas: İsrail, barış çabalarına darbe vurdu
Ahmedinejad ABD'yi 'ikili oynamakla' suçladı
Kırgızistan yine ABD-Rusya çekişmesinin ortasında
AVRUPA'DA BASIN 11 MART 2010
CHP çarşafa dolandı
Clinton'dan Nijerya'ya 'sorumluları yargılayın' uyarısı
Papadopulos'un cesedi bulundu
Evlatlarınızı dağa yollamayın
Irak'ta oy sayımı başladı
Siyasetini kışlaya yerleştirme çabasında
Orta Doğu barış görüşmeleri yeniden başlıyor
Tekirdağ’da 8 bin kişiye hitap etti
Yunanistan Başbakanı Papandreu Amerikalı Yetkililerle Görüşecek
NATO Kosova Ordusunun Eğitimini Askıya Aldı
İzlanda'da seçmen borç ödeme baskısına hayır dedi
Clinton: Kongre 'soykırım' tasarısına sahip çıkmasın
Kendilerini ve siyasi sistemi inkâr ediyor
Referandum toplumu ayrıştırır
İsrail Barış Sürecini Gelecek Hafta Başlatmayı İstiyor

Türkiye Büyük Millet Meclisi
23.Dönem Milletvekilleri Dağılımı
Siyasi Partiler Üye Sayısı
Adalet Ve Kalkınma Partisi 339
Cumhuriyet Halk Partisi 98
Milliyetçi Hareket Partisi 70
Demokratik Toplum Partisi 21
Demokratik Sol Parti 13
Özgürlük ve Dayanışma Partisi 1
Büyük Birlik Partisi 1
Bağımsız Milletvekili 4
Boş 3
(27.07.2007) Toplam 550
Abbas: İsrail, barış çabalarına darbe vurdu
11.03.2010 / BBCWorld

Filistinliler, İsrail'in işgal altındaki Doğu Kudüs'te bin 600 yeni konut inşaasına izin veren kararını geri almaya zorlanması çağrısı yaptı.

Ramallah'ta bölgeyi ziyaret etmekte olan ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden'la görüşmesinden sonra bir açıklama yapan Filistin lideri Mahmud Abbas, İsrail'in kararının barış görüşmelerini canlandırma çabalarına ciddi bir darbe olduğunu söyledi. Filistinli başmüzakereci Saib Erakat da BBC'nin sorularını yanıtlarken, İsrail'in davranışının kesinlikle kabul edilemez olduğunu; İsrailli yetkililerin Amerikan'ın barış görüşmelerini canlandırma çabalarını baltalamayı hedeflediğini kaydetti.

Erakat ayrıca Amerikalıların İsraillilerin fikir değiştirmeye ikna etmek için daha fazla çaba göstermesi gerektiğini de vurguladı. Bölgede temaslarda bulunan Joe Biden da, İsrail'in İsrail'in, Doğu Kudüs'te aşırı dinci Yahudiler için 1600 yeni konut inşa etme kararını kınadı. ABD Başkan Yardımcısı, "Bu ihtiyaç duyduğumuz güveni baltalayacak türden bir adım" dedi. İsrail, yeni konut kararının Biden'ın ziyaretiyle ilgisi olmadığını söylüyor. Uluslararası toplum, Doğu Kudüs'ü işgal edilmiş topraklar olarak görüyor.

Uluslararası hukuka göre, burada konut inşa etmek yasal değil. Fakat, İsrail 1967'de ilhak ettiği Doğu Kudüs'ü kendi toprakları sayıyor. Joe Biden, "İsrail Hükümeti'nin Doğu Kudüs'te yeni konutlar inşa etme planlarını ilerletmesi kararını kınıyorum. Açıklamanın içeriği ve zamanlaması bugün (salı günü) İsrail'de yaptığım yapıcı temaslara tezat oluşturuyor" diye konuştu.

ABD Başkan Yardımcısı, İsrailliler ve Filistinliler, müzakereleri zorlaştıracak değil, kolaylaştıracak bir atmosfer yaratmaları gerektiğini söyledi. Filistinliler, 2008 sonunda İsrail'in Gazze saldırısıyla kesilen görüşmelere dönmek için işgal altındaki topraklarda Yahudi yerleşimi inşaatlarının durdurulmasını şart koşuyordu.

'Tehlikeli bir adım'
Yerleşim inşaatlarını 10 ay süreyle durduğunu açıklayan İsrail, bu kararın, Filistinlilerin başkentleri yapmak istedikleri Doğu Kudüs'ü kapsamayacağını ilan etmişti. Filistin Yönetimi, Joe Biden'ın isteği üzerine İsrail'le dolaylı görüşmelere başlamayı kabul etti. Filistin Yönetimi Sözcüsü Nebil Ebu Rudeyna, İsrail'in kararını "görüşmelerin önünde engel oluşturacak tehlikeli bir adım" olarak niteledi ve müzakerelerin daha başlamadan başarısızlığa mahkum edildiğini söyledi.

Biden, İsrail'in bu kararından önce, İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu ile düzenlediği ortak basın toplantısında İsrail-Filistin barışı için gerçek bir fırsat bulunduğunu belirtmişti. Biden bugün Ramallah'a geçerek Filistinli liderlerle bir araya gelecek. ABD Başkan Yardımcısı daha sonra Ürdün'de Kral Abdullah ile görüşecek.


Ahmedinejad ABD'yi 'ikili oynamakla' suçladı
11.03.2010 / BBCWorld

Kabil'i ziyaret etmekte olan İran lideri Mahmud Ahmedinejad, ABD'yi 'önce terörist yaratıp, sonra da bunlara karşı savaştığını söylemekle' suçladı.

İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad, Amerika Birleşik Devletleri'nin Afganistan'da ikili oynamakla suçladı. Ahmedinejad, Kabil'de Afgan lider Hamid Karzai'yle görüştükten sonra yaptığı açıklamada Amerika Birleşik Devletleri'nin ''terörist yarattığını, şimdi de bunlara karşı mücadele verdiğini söylediğini'' kaydetti.

Kabil'de bulunan ABD Savunma Bakanı Robert Gates ise, İran'ı ''ikili oynamakla'' suçlamış, Tahran'ın bir yandan Afgan hükümetine dostluk önerisinde bulunurken, diğer yandan Taliban'a ''alt düzeyde destek ve para'' verdiğini öne sürmüştü. Afganistan'a ziyaretinde Mahmud Ahmedinejad, ''Afganistan'da barışçı bir çözüm için yabancı güçlerin varlığına'' karşı çıktı.

'Politikalarının, Afgan halkı, hükümeti ve ülkenin yeniden inşaası için tam destek sağlamak olduğunu' kaydeden Ahmedinejad, ''Şimdi savaştıklarını söyledikleri teröristleri kendileri yaratmışlardı. Sizin ülkeniz dünyanın öbür tarafında, ne işiniz var burada'' diyerek, ABD'yi suçladı. İran lideri, terörün ordularla değil, sadece zekâyla yenilgiye uğratılacağını da vurguladı.

Ortak basın toplantısında çok az konuşan Afganistan lideri Karzai ise, Ahmedinejad'a desteği için teşekkür etti ve İran'ı 'gerçekçi bir dost' olarak niteledi. Karzai, ''Kardeş ulus İran'ın Afganistan'a ülkelerimizin güvende olmasını sağlayacak barış ve güvenliğin getirilmesinde kardeş ulus İran'ın bizimle işbirliği yapacağı konusunda umutluyuz'' diye konuştu. Batılı askerlerin Afgan güçlerini eğittiği Kabil'i ziyaret eden Amerikalı savunma bakanı Gates ise, Ahmedinejad'ın ziyaretini ''can sıkıcı'' olarak niteledi.

Washington'un Afganistan'ın komşularıyla iyi ilişkiler içinde olmasını istediğini, ama komşuların Afganistan'a karşı adil davranması gerektiğini kaydeden Gates, Amerikan askerlerinin ülkedeki koşullara bağlı olarak daha önce açıklanan tarih olan Temmuz 2011'den de önce terkedebileceklerini söyledi, ama bu konuda çok da sabırsız olunmaması gerektiğini kaydetti. Afganistan'ın komşularıyla bu haftaki bir başka teması da Pakistan'la olacak.

BBC'nin İslamabad'daki muhabiri Alim Makbul'un haberine göre, Karzai, İslamabad temasları sırasında Pakistan'ın tutukladığı Taliban liderlerinin kendilerine iade edilmesini isteyecek; Pakistan ise, özellikle Batılı güçlerin Afganistan'dan ayrılmasından sonra, bölgesel strateji konusunda daha aktif katılımına olanak sağlanmasını talep edecek.


Kırgızistan yine ABD-Rusya çekişmesinin ortasında
11.03.2010 / BBCWorld

Amerika Birleşik Devletleri Merkez Kuvvetler Komutanı Orgeneral David Petraeus askeri alandaki işbirliği olanaklarını konuşmak üzere Kırgızistan'a gitti.

Petraeus'un ziyaretinden sadece bir gün önce, Amerika Birleşik Devletleri Kırgızistan'ın, ülkenin güneyindeki Batken bölgesinde kuracağı terörle mücadele amaçlı askeri eğitim merkezi için 5 buçuk milyon dolar vereceğini açıklamıştı. Ülkedeki Amerikan büyükelçiliğinden yapılan açıklamada, amaçlarının yeni bir askeri üs kurmak olmadığı, eğitim merkezinin, Amerika ile Kırgızistan'ın güvenlik alanındaki işbirliğinin bir parçası olduğu vurgulandı.

Kırgız yetkililer henüz Amerika ile varılan anlaşmayı doğrulamamış olsa da, bu haberin Rusya'yı kızdıracağı tahmin ediliyor. Rusya ile Kırgızistan geçen yıl aynı bölgede bir askeri üs kurmak üzere anlaşmıştı. Üstelik bu Kırgızistan'ın, kendisini iki ülke arasındaki güç mücadelesinin ortasında bulduğu ilk örnek de değil. İki ülkenin de Kırgızistan'da üsleri bulunuyor. Ancak Amerika Birleşik Devletleri geçen yıl, Manas'taki üssünü az kalsın elden kaçırıyordu.

Rusya'nın Kırgız enerji sektörüne yaklaşık 2 milyar dolar katkıda bulunmaya karar vermesi ile eş zamanlı olarak, Kırgızistan Manas üssünü kapatacağını duyurdu. Ancak Amerika'nın üsse ödediği kirayı arttırmaya ikna olmasının ardından sorun çözüldü. Manas üssü, Afganistan'daki Amerikan ordusu için hayati bir ikmal noktası.


AVRUPA'DA BASIN 11 MART 2010
11.03.2010 / BBCWorld

Guardian yazarı Simon Tisdall, Amerika Birleşik Devletleri'nin Orta Doğu barış görüşmelerini yeniden başlatmaya çalıştığı bir ortamda ve Başkan Yardımcısı Joe Biden'ın ülkeyi ziyareti sırasında Doğu Kudüs'te Yahudi yerleşimciler için 1600 konut inşa edileceğini açıklayan İsrail'in bu kez çok ileri gittiğini, Barack Obama'nın artık tavrını sertleştirmesi gerektiğini yazıyor.

"Belki farkında değil ama İsrail dostlarına karşı bu tür nezakatsiz tavrını daha fazla sürdüremez. Gazze'de olduğu gibi sivillerin can güvenliğine ilişkin uluslararası kuralları açık bir şekilde hiçe sayan, Türkiye örneğinde olduğu gibi önceden planlayarak komşularına aşağılayıcı muamelede bulunan, Dubai örneğinde olduğu gibi, düşmanlarını kanunsuz bir şekilde ortadan kaldırmak için dost ülkelerin vatandaşlarının kimlik bilgilerini ve pasaportlarını çalan İsrail çok ileri gitti. Başbakan Netanyahu şimdi de ülkesinin en iyi ve en güçlü dostunu kızdırdı. Netanyahu sınırlarını zorlamamalı."

'Türkiye dış şoklara daha açık'
Financial Times, IMF'nin, ekonomik şartlarının iyileştiğini belirterek, Türkiye ile olası bir kredi için yapılmakta olan stand-by görüşmelerinin artık devam etmediğini açıklamasıyla ilgili haberinde Bakan Ali Babacan'ın görüşmelerin yeniden başlaması olasılığını dışlamadığını vurguluyor. Gazeteye göre bazı uzmanlar, acil dış fonlara ihtiyacı kalmayan AKP hükümetinin 2011 seçimleri öncesinde kendisini IMF gözetiminden kurtardığını belirtiyor. Bir uzman, Türkiye'nin dış şoklara daha açık hale geleceğini belirterek IMF çıpasından vazgeçilmesinden sonra "Yatırımcılar hükümetin, yeni bütçe kurallları gibi yapısal reformları gerçekleştirme konusunda ne kadar istekli olduğuna odaklanacak" diyor.

Başka bir uzman ise Türkiye'nin hata marjının düştüğünü belirterek , son zamanlarda mali performansta kaydedilen ivmenin korunması gerektiğine dikkat çekiyor. Üçüncü bir uzman da Türk hükümetinin şartlar gerektirse bile, piyasalara artık olası IMF programını hatırlatamayacağını söylüyor.

İngiltere maaşları donduruyor
Financial Times, İngiltere hükümetinin bütçe açığını kapamaya yönelik önlemler kapsamında kamuda görevli 120 bin üst düzey yöneticinin maaşlarının 2010-2011 mali yılı içinde dondurulacağını aktarıyor. Financial Times'a göre, kıdemli bürokratlar, yargıçlar, doktorlar, diş hekimleri ve üst düzey subayları kapsayan uygulama Nisan'da başlayacak. Hükümet maaşlarla ilgili tavsiyelerde bulunan kurul, küresel krizde özel sektörde çalışan birçok kişi işini kaybederken ya da daha düşük maaşla çalışmaya razı olurken altı milyon kişinin istihdam edildiği kamu sektörünün iş ve kazanç güvenliği cenneti haline geldiğini belirtmişti.

Bir milletvekiline daha polis soruşturması
Times gazetesi ise, hükümetin kamu çalışanlarının maaşlarını dondururken, milletvekillerinin maaşlarının yüzde bir-buçuk oranında artırdığını yazıyor.

Daily Telegraph gazetesi, devletten talep ettiği harcamalarında usülsüzlük yaptığı iddiaları üzerine beşinci bir iktidar partisi milletvekili hakkında polisin soruşturma başlattığını aktarıyor. Gazete, Harry Cohen adlı İşçi Partisi milletvekilinin evini kiraya vermesine karşın, 70 bin sterlin, yaklaşık 105 bin dolar konut yardımı aldığının tespit edildiğini belirtiyor. Devletten talep ettikleri harcamalar nedeniyle Hırsızlık Yasası kampsamında haklarında dava açılan üç milletvekilinin bugün ilk kez mahkemeye çıkması beklenirken, ödemediği belediye vergisi için para istediği öne sürülen başka bir milletvekili hakkındaki soruşturma ise sürüyor.

Financial Times, Forbes dergisinin bu yılki milyarderler listesinde 16 yıldır ilk kez Amerikalı olmayan bir işadamının bir numaraya yerleştiğini aktarıyor. Gazete, 53,5 milyar dolarlık servetiyle Meksikalı işadamı Carlos Slim'in yazılım devi Microsoft'un patronu Bill Gates'i geçtiğini aktarıyor.

Independent ise, aynı konuyla ilgili haberinde "Ne mali krizi? Milyarder sayısında rekor" diyor. Dünyadaki milyarder sayısının 1011'e ulaştığını belirten gazete, listenin Asya'nın büyüyen gücünü yansıttığına işaret ediyor. Listedeki yeni milyarderlerin üçte ikisi Asya'dan.

Tecavüz kurbanlarına özür
Guardian manşetinde, İngiltere'nin Sheffield kentinde, sosyal hizmet kurumlarının, 35 yıl boyunca kendilerine tecavüz eden babalarından 18 kez hamile kalan ve dokuz çocuk doğuran iki kardeşten resmen özür dilediklerini aktarıyor. Yasalar gereği adı açıklanmayan baba, Kasım 2008'de 25 ayrı tecavüz suçlamasını kabul ettikten sonra, 25 kez ömür boyu hapis cezasına çarptırılmıştı.

Guardian, çocuklardan sorumlu olan Sheffield ve Lincolnshire sosyal hizmet görevlilerinin, bir basın toplantısı düzenleyerek yaptıkları araştırmanın sonuçlarını açıkladıklarını ve "Onca belirtiye rağmen, sizi koruyamadık" dediklerini belirtiyor. Bu yetkiliere göre, 35 yıl içinde aile bireylerinin 28 farklı kurum, aralarında polis, doktor, hemşire ve sosyal yardım yetkililerinin de bulunduğu 100 kadar görevliyle temas etmesine karşın, babanın cinsel istismarı ve tecavüzleri durdurulamadı. Aile üyelerinin yedi cinsel taciz şikayeti de dikkate alınmadı.


CHP çarşafa dolandı
09.03.2010 / Milliyet

Başbakan, 8 Mart Kadınlar Günü dolayısıyla düzenlenen toplantıda konuştu: Bırakın insanlar nasıl giyiniyorsa giyinsin, hepsine saygı duyalım

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, kadınlar günü dolayısıyla düzenlenen uluslararası kadın toplantısında CHP'yi çarşaf yırtma eylemi nedeniyle eleştirerek, 'Çarşafa dolandılar. Bırakın insanlar nasıl giyiniyorsa giyinsin. Hepsine saygı duyalım, hepsini güvence altına alalım' dedi. Erdoğan, Ak Parti Genel Merkez Kadın Kolları tarafından düzenlenen Uluslararası Kadın Hakları Zirvesi'nde şu mesajları verdi:

CHP'YE
Yıllarca kadın haklarından bahsedenler şu günlerde bir kez daha samimiyet testinden geçiyor. En çok anneleri etkileyen terör meselesinin çözümünde nasıl engel çıkarttıklarını, nasıl yan çizdiklerini görüyoruz. O kadar ki Dersim'in annelerinin acısını hafife alacak, ‘tabii ki anneler ağlayacak' diyecek kadar duyarlılıklarını, izanlarını kaybettiler. 29 Mart seçimleri öncesinde çarşaf, başörtüsü açılımı yapıyorlardı. Bugün geldikleri nokta, sokak ortasında çarşafları parçalamak, öfke ile, nefretle bu ülkedeki bir kesimin geleneksel kıyafetini ayaklar altında çiğnemek oldu.

SAYGI
Bunlar hiçbir zaman dürüst olmadılar. Akşam yattılar farklı, sabah kalktılar farklı. Biz diyoruz ki Türkiye'nin tablosu neyse o tabloya saygı duyun.

KÂBE
Bırakın insanlar nasıl giyiniyorsa giyinsin. Hepsine saygı duyalım, hepsini güvence altına alalım. Çünkü insanı yıkmak, o güveni yıkmak bambaşka. İleri gidiyorum, o Kâbe'yi bile yıkmakla mukayese edilmez. Bu kadar önemli. Ülkenin her meselesinde olduğu gibi kadın meselesinde de istismarı tercih edenler milletin gözü önünde işte gördünüz çarşafa dolandılar.

SIĞINMA
Kadın ve çocukların kendilerini güvende hissedecekleri tesisler oluşturduk. Örneğin sığınma evleri deniliyor ama bunun adını değiştirmemiz lazım. Bu isim hiç hoş gelmiyor. Biz kadını sığıntı olarak görmüyoruz.

Tekin: Başbakan hedef şaşırtmaya çalışıyor
CHP'deki 'çarşaf açılımı'nın mimarlarından CHP İstanbul İl Başkanı Gürsel Tekin, Başbakan Erdoğan'ın 'çarşafa dolandılar' eleştirisine sert yanıt verdi. 'Biz değil, asıl Başbakan'ın dili çarşafa dolanmış. Ülkenin bunca derdi varken Başbakan çarşaftan başka laf etmiyor' diyen Tekin, Erdoğan'ın hedef şaşırtmaya çalıştığını savundu.


Clinton'dan Nijerya'ya 'sorumluları yargılayın' uyarısı
09.03.2010 / BBCWorld

ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, Nijerya hükümetine Jos kenti yakınlarındaki katliamlarının sorumlularının yakalanıp yargılanması çağrısında bulundu.

Katliam, ocak ayında yaşanan benzer bir olaya misilleme olarak görülüyor. İnsan Hakları İzleme Örgütü şiddetin kimseden hesap sorulmadığı için devam ettiğini açıkladı. Cumhurbaşkanıvekili Goodluck Jonathan, olaylar nedeniyle ulusal güvenlik danışmanını görevden alrı.

Ocak ayından bu yana ordu gözetiminde sokağa çıkma yasağı uygulamasının bulunduğu bölgede son günlerde yaşanan cinayetlerin nasıl olup da işlendiği sorusu yaygın. Üç ay önce yaşanan olaylarda da 200 kişi öldürülmüştü. Son olaylard ölenlerin büyük çoğunluğunu ise kadın ve çocukların oluşturduğu bildiriliyor. Yetkililer, şimdi köylerde durumun sakin olduğunu aktarıyor.

Hillary Clinton, yetkililerden ordunun düzeni sağlarken insan haklarına saygılı olmasını sağlamaları çağrısında da bulundu. Nijerya güvenlik güçleri, acımasız tavrıyla da biliniyor.

Haftasonu 500 ölü
Pazar günü ülkenin orta kesimlerindeki Jos kenti civarındaki Hristiyan köyler Müslüman saldırganların hedefi oldu. Görgü tanıkları köylerin çevresindeki tepelerde toplanan grupların ellerinde palalarla saldırıya geçtiğini aktarıyor. Bazı köy sakinlerinin kaçmaya çalışırken çevredeki balık ağlarına ya da kapanlara takıldığı ve saldırganlar tarafından öldürüldüğü bildiriliyor.

Müslümanların çoğunlukta olduğu Kuzey Nijerya ile Hristiyanların çoğunlukta olduğu Güney Nijerya'nın tam ortasında yer alan Jos'ta, 200 kişinin hayatını kaybettiği Ocak ayındaki çatışmalardan bu yana sıkıyönetim uygulanıyor. Olayların ardından yüzlerce kişi bölgeyi terk etmişti. Kentte 2001 ve 2008 yıllarında da kanlı çatışmalar yaşanmıştı.

Dünkü saldırıların, Ocak ayındaki olayların intikamını almak için düzenlendiği tahmin ediliyor. Nijerya'da Hristiyanlar ile Müslümanlar arasındaki gerilimin geçmişi çok eskilere uzanıyor. Ancak din çatışması olarak görülse de, son olayların kökeninde yoksulluk ve toprak anlaşmazlıklarının yattığı belirtiliyor.

Gerilimin artmasında ise, hükümetin halkı yerliler ve yerleşimciler olarak iki gruba ayırmasının etkili olduğuna dikkat çekiliyor. On yıllardır Jos'ta yaşamalarına karşın yerleşimci olarak nitelenen Hausa dili konuşan Müslümanlar, bu statüleri nedeniyle seçimlere giremiyor. Hristiyanların genel olarak iktidarı, Müslümanların ise muhalefeti desteklemesi gerilimi arttırıyor.

Nijerya Devlet Başkanı Vekili Goodluck Jonathan, bölgeye silah akışını engellemek için silahlı kuvvetleri teyakkuza geçirdi. Ordunun zırhlı araçlarla köylere girdiği ve bölgenin sakin olduğu belirtiliyor. Olaylarla ilgili olarak yaklaşık 100 kişinin tutuklandığı da gelen bilgiler arasında. Çatışmaların Devlet Başkanlığı'na vekalet eden Goodluck Jonathan'ın işini bir hayli zorlaştıracağı belirtiliyor.

Jonathan bu görevi kalp ameliyatı olmak üzere Suudi Arabistan'a giden Umaru Yar'Auda'dan geçen ay devralmıştı. Yar'Adua iki hafta önce ülkesine dönmesine rağmen nekahet dönemini tamamlayabilmiş değil. Jonathan Nijer Deltası'ndan bir Hristiyan, Yar'Adua ise kuzeyden bir Müslüman. İktidar partisi PDP içindeki güç paylaşımı anlaşmasına göre, Hristiyan ve Müslümanlar devlet başkanlığı görevini dönüşümlü olarak yürütüyor.


Papadopulos'un cesedi bulundu
09.03.2010 / BBCWorld


Kıbrıs'ta polis, eski cumhurbaşkanı Tasos Papadopulos'un üç ay önce kaçırılan cesedini bulduğunu açıkladı. Polis sözcüsü dün bir telefon ihbarı üzerine Lefkoşa'da bir mezarlıkta bir ceset kalıntıları bulduğunu, bunların Papadopulos'a ait olduğunu saptamak için DNA testleri yapılacağını duyurmuştu.

Polis yetkilileri, daha sonra testlerin cesedin Papadopulos'a ait olduğunu ortaya çıkardığını açıkladı. Tasos Papadopulos, 12 Aralık 2008'de, akciğer kanserinden 74 yaşında ölmüş, cesedi de 11 Aralık 2009'da, ölüm yıldönümünden bir gün önce çalınmıştı.

Ceset neden çalındı?
Papadopulos'un cesedinin neden çalındığı hala belirsizliğini koruyor. Bazıları, Ada'nın yeniden birleştirilmesini öngören Birleşmiş Milletler planına hayır diyen Papadopulos'un Türklerle yapılacak anlaşmaları engellediğini ve olayın siyasi olduğunu savunuyor. Polis ise cesedin büyük ihtimalle fidye istemek için çalındığını söylüyor. Papadopulos, 2008'deki başkanlık seçimlerinde AKEL lideri Dimitris Hristofyas'a yenilmişti.


Evlatlarınızı dağa yollamayın
08.03.2010 / Milliyet

Şanlıurfa’da “Annelerin kaybettiği yerde kimse kazanamaz” diyen Başbakan Erdoğan, terör örgütüne destek veren annelere seslendi: “Evlatlarınızın dağlara çıkmasına engel olun”

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, dün Şanlıurfa'da, DSİ Konferans Salonu'nda düzenlenen 'GAP ve Kadının Güçlendirilmesi' konulu panelde, tüm kadınlara ve bölücü terör örgütüne destek veren annelere seslendi. Erdoğan, özetle şunları kaydetti:

HAKLARINI BİLMİYOR
Yolda toplaşan kızlarla görüştüm. Baktım lise birde, lise sonda ‘Babam beni bunda sonra okula göndermeyecek' diyor. ‘Niye kızım' diyorum, ‘Göndermeyecek Başbakanım. Babam ‘Param yok' diyor' dedi. ‘Ama biz sizlere burs veriyoruz. Orta öğretimde, lisede okuyan kızlara da burs veriyoruz' dediğim zaman, ‘Bize yok diyorlar' cevabını aldım. Yani kızımız, kadınımız haklarını da bilmiyor. Halbuki biz gerek ilköğretimde, gerek orta öğretimde kızlara pozitif ayrımcılık yapmak suretiyle destek veriyoruz ve parayı da babaya değil annenin hesabına yatırıyoruz.

TÖRE ÇAĞDIŞIDIR
Ülkemizde kadınımızı, kızımızı kılık kıyafetine göre sınıfa ayıran her türlü anlayış çağdışıdır. Bu toprağın âdetlerinde, geleneklerinde, inançlarında altını çiziyorum töre ve örfte kendisi için istemediğini başkasına reva görmek yoktur. Kim ki töre adı altında, örf, âdet, gelenek, inanç adı altında kadınlara insanlık dışı muameleyi görüyorsa gaflet ve dalalet içindedir.

DÜNYAYA ÖRNEK KADINLAR
Bu ülkenin kadınları tarih boyunca, tüm dünya kadınlarına örnek oldular. Bizim tarihimizde Ertuğrul Gazi'nin annesi Hayme Ana var. Bizim tarihimizde Osman Gazi'nin eşi Bala Hatun var. Orhan Gazi'nin eşi Nilüfer Hatun var. Bizim tarihimizde gerektiğinde eline silahı alıp düşmanın üzerine yürüyen gerektiğinde sırtında bebeği, kucağında mermiyle cepheye koşan kahraman kadınlar var. Erzurumlu Nene Hatun, Kastamonulu Halime Çavuş, Gördesli Makbule Hanım, Tarsuslu Kara Fatma, Adanalı Kılavuz Hatice, Gaziantepli Yirik Fatma, Vanlı Süreyya Hanım... Her biri bu toprakların özgürlüğü ve bağımsızlığı yolunda kahramanlıklarıyla isimlerini tarihe yazdırdılar. Kadınların her alanda dışlanıp horlandığı dönemde bizim kadınlarımız sosyal ve ekonomik hayatta yerini aldılar. 1913'ten itibarin devlet memuru olmaya başladılar. 1934 yılında daha dünyada kadınların oy hakkı bile yokken bizim kadınlarımız seçme ve seçilme hakkına kavuştular.

ACIYI DURDURMAK İÇİN
Biz etle tırnak gibiyiz, kimse bizi ayıramaz. Son 30 yıldır bazı ocaklara ateş düştü. Telefon çaldı, ‘Oğlun şehit oldu' denildi. Doğduğunda okşamaya kıyamadığı çocuklarının mürüvvetini görmeden toprağa verdi anneler. 30 yıldır anneler, babalar, gelinler ağladı. Annelerin kaybettiği yerde kimse kazanamaz. Tüm kadınlarımızdan bu acıyı durdurmak için yardım istiyorum.

TERÖRİST ANNELERİNE
Örgüte yardımcı olan annelere de sesleniyorum. Kendinizi evladını kaybeden annelerin yerine koyarak düşünün. Lütfen evlatlarınızın dağlara terörist olarak çıkmasına engel olun. 72.5 milyon bir olalım, beraber olalım, iri olalım, diri olalım. Sürece karşı çalışanlar var biz de onlara karşı var gücümüzle çalışalım.


Irak'ta oy sayımı başladı
08.03.2010 / BBCWorld


ABD Başkanı Barack Obama, Irak'ta dün yapılan parlamento seçimlerini ülke tarihindeki dönüm noktalarından biri olarak tanımladı. Oy sayım işlemi başlarken, sonuçların mart ortasından önce alınması beklenmiyor. Bağdat'taki BBC muhabiri, tahminlerin tek bir partinin hükümeti tek başına kurabilecek bir zafer kazanmasının beklenmediğini söylüyor. Obama, en az 35 kişinin ölümüne yol açan saldırılara rağmen, sandığa gidip oy kullanan Iraklıları cesaretlerinden dolayı kutladı.

Bağdat'taki patlamalarda iki bina yerle bir olurken, Musul, Felluce, Bakuba ve Samarra'da da saldırılar düzenlendi. Obama konuşmasında "Bugünkü oylama, Irak'ın geleceğinin Iraklıara ait olduğunu açık bir şekilde gösterdi" dedi. ABD Başkanı, Irak'taki muharip birlikleri Ağustos sonuna kadar çekme taahhüdünü yineledi. ABD'nin halihazırda Irak'ta 95 bin civarında askeri bulunuyor. Ağustos sonunda bu sayının 50 bine inmesi, kalan askerlerin de gelecek yılın sonuna kadar çekilmesi hedefleniyor.

500 bin güvenlik görevlisi
Parlamentonun 325 üyesini belirlemek için yapılan seçimler nedeniyle olağanüstü güvenlik önlemleri alındı. İran-Irak sınırı kapanırken, sokaklara binlerce asker sevkedildi, araçların trafiğe çıkması yasaklandı. Seçimde 500 bin güvenlik görevlisinin mesai yaptığı belirtiliyor. Altı binden fazla adayın yarıştığı seçimlerde sonuçların 18 Mart'tan önce açıklanması beklenmiyor. Saldırılara karşın çok sayıda kentte sandıkların başında uzun kuyruklar oluştu. Sandıklar kapanmasına rağmen hala kuyrukta olanlara oy kullanma izni verildi.

Kamuoyu yoklamaları, en fazla oyu Başbakan Nuri el Maliki'nin Şii ittifakının alacağına işaret ediyor. Bununla birlikte hiçbir parti ya da grubun parlamentoda, tek başına hükümet kurmayaca yetecek kadar sandalye elde edemeyeceği beklentisi hakim. 2005'teki geçici parlamento seçimlerini boykot eden Sünnilerin, bazı adaylarının seçime girmesinin engellenmesine rağmen bu kez sandık başına gittikleri gözlendi. Sünnilerin çoğunlukta olduğu bölgelerde, oy kullanma merkezlerinde kuyruklar oluştu.


Siyasetini kışlaya yerleştirme çabasında
08.03.2010 / Milliyet

CHP lideri, “Türkiye’de siyaseti orduya yerleştirme konusunda bir çabanın yürütülmekte olduğunu hepimiz görüyoruz” dedi

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Ak Parti'nin kendi siyasetini camiye, kışlaya, yargıya yerleştirme çabasında olduğunu savunarak, 'Buna izin vermeyeceğiz' dedi. Baykal, partisinin Kırşehir İl Kongresi'nde iktidarı 'Türkiye'nin anayasal sistemini, hukuk sistemini tepeden tırnağa kendi ihtiyacına göre şekillendirme arayışına girmekle' suçladı. Baykal, şunları söyledi:

SİYASET CAMİYE SOKULMAZ
Biz deriz ki, siyaset camiye, kışlaya, mahkemeye girmesin. Siyaseti camiye sokarsanız hem cami hem siyaset bozulur. Kışlaya da sokmayacaksınız. Kışlaya siyaset sokarsak memleketin çıkarını kim koruyacak? Neye döner, Balkan savaşına. Allah bir daha o Balkan günlerini yaşatmasın. Kışlaya siyaseti soktuğunda kimseye, memlekete hayır gelmez.

ONUR İNTİHARLARI
Anayasa Mahkemesi Ak Parti'ye ‘Sen laikliğe karşı eylemlerin odağı oldun' dedi. Son dönemde tanık olunmayan olaylar yaşanmıyor mu? Kuvvet komutanları, ordu komutanları en yüksek rütbeyle bu millete hizmet vermiş insanlar suçlu konumuna çekilmiyor mu? Bunun altında bir başka senaryonun yattığı açık bir gerçek değil mi? Bu memleketin şerefli evlatları onur intiharları yapmak durumunda kalıyor. Türkiye'de siyaseti orduya yerleştirme konusunda bir çabanın yürütülmekte olduğunu hepimiz görüyoruz. Öyle anlaşılıyor ki, meydan boştur, dini siyasete alet etmişlerdir, para cezasıyla kurtulmuşlardır. Kışlaya siyaseti sokmaya teşebbüs etmişlerdir ve çok büyük ölçüde bunu gerçekleştirmişlerdir.

SIRA ÜÇÜNCÜDE
Şimdi ilk ikisini halletti, üçüncüsünü halledebilmesi için Anayasayı değiştirmesi lazım. Anayasa Mahkemesi 50 yıldır aynıydı. Gelmiş geçmiş bütün Başbakanlar bunu içlerine sindirdi. Farklı bir kültürü devlet düzenimize, cumhuriyetimize dayatmaya çalışıyorsun. Sen o kültürü Hikmetyar'ın dizinin dibinde çöküp, ondan eğitim aldığın günlerden aldın. Seni Hikmetyar yetiştirdi, bizleri Atatürk.

REFERANDUM FIRSAT
‘Ben AKP hukukunu Türkiye Cumhuriyeti hukuku haline getirivereyim, millet de bunu seyretsin' istiyor. Meclis'te çıkaramayacaklardır. Referandum kaçınılmaz. Referandum, hepimiz için tarihi fırsat olacaktır. ‘Bu iktidar kalsın mı gitsin mi, artık yeter mi yoksa çileye devam mı?' diyeceğiz.

MEDYAYI YILDIRDILAR
Basını, televizyonları yıldırdılar, kimse konuşamıyor artık. Konuşan tek CHP var. Sadece CHP, bunların iç yüzünü ortaya koymaya yeter.

CHP'den genel affa destek
Batman'da partisinin il kongresinde konuşan Kılıçdaroğlu, demokratik açılım sürecine değindi. Sorunun çözümü için gerektiğinde genel affa destek verebileceklerini ifade eden Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti: 'Bu sorunu çözmeye talibiz. Herkesin düşüncesini özgürce ifade edebileceği bir Türkiye yaratarak çözeceğiz. Toplumsal barışın bir parçası olacaksa biz genel affa ‘evet' deriz. İktidara geldiğimizde bu bölgede, kesinlikle ama kesinlikle hiçbir özelleştirme yapılmayacaktır. Devlet gelip burada fabrika kuracaktır.'

KCK operasyonları kapsamında BDP'li belediye başkanlarının tutuklanmasını da eleştiren Kılıçdaroğlu bu konuda şunları söyledi: 'Davet edersin gelir ifadesini verir. Peki, eline kelepçe vurup sıraya dizip boy boy fotoğrafını çekmek hangi modern ülkede var.'


Orta Doğu barış görüşmeleri yeniden başlıyor
08.03.2010 / BBCWorld


Filistin Yönetimi, İsrail'le dolaylı görüşmelerin yeniden başlamasına onay verdi. Karar, Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Barack Obama'nın Orta Doğu barış sürecini canlandırmaya yönelik çabalarını yoğunlaştırdığı bir döneme rastlıyor. Görüşmeler, ABD'nin Orta Doğu Özel Temsilcisi George Mitchell aracılığıyla yapılacak.

Öte yandan Amerikan Başkan Yardımcısı Joe Biden, barış görüşmelerinin başlamasına nezaret etmek üzere Orta Doğu'ya gitti. BBC muhabirleri Biden'ın özellikle İsrail tarafına Obama yönetiminin İsrail'in güvenliğine taahhüdünü yinelemesi bekleniyor.

Mekik diplomasisi
Dün İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu ile görüşen Mitchell'in birkaç hafta süreyle İsrailli ve Filistinli liderler arasında mekik diplomasisi yürütmesi bekleniyor. Filistinliler daha önce, İsrail'in Doğu Kudüs dahil işgal topraklarındaki Yahudi yerleşimi inşaatlarını durdurmadığı sürece görüşmelere dönmeyeceklerini söylüyordu. Amerikan Yönetimi de yerleşim inşaatlarını durdurması için İsrail'e baskı yapıyordu.

Ramallah'taki Filistin Kurtuluş Örgütü Merkez Komitesi toplantısından sonra yapılan açıklamada, ABD'nin çabalarına şans tanınacağı belirtildi. İsrail ile Filistin tarafı arasındaki görüşmeler 2008 sonunda İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik saldırıları nedeniyle kesilmişti. Hamas'ın denetimindeki Gazze'nin yerle bir edildiği bu saldırılarda çoğu sivil 1400 kişi ölmüştü. Arap Birliği dışişleri bakanları da geçen hafta, ABD'nin bu konudaki önerileri doğrultusunda, tarafların dolaylı müzakere yürütmelerini benimsemiş, bunun için dört aylık bir süre tanımıştı.


Tekirdağ’da 8 bin kişiye hitap etti
08.03.2010 / Milliyet

Türkiye Değişim Hareketi (TDH) lideri Mustafa Sarıgül, dün Tekirdağ Cengiz Topel Meydanı’nda düzenlenen mitinge yaklaşık 8 bin kişiye hitap etti.

Sarıgül, CHP'yi bölecekleri iddiası için, 'Ankara'ya ebedi muhalif olmaya değil, iktidar olmaya gidiyoruz. Tam tersine bölmeye değil bölünenleri birleştirmeye gidiyoruz' dedi. Başbakan'a suikast yapacağı idiasıyla bir süre tutuklu yargılandıktan sonra 15 ay hapis cezasına çarptırılan Muammer Altıntaş'ın da miting alanında bulunması dikkati çekti. Polis Altıntaş'ı dikkatle kontrolden geçirdi.


Yunanistan Başbakanı Papandreu Amerikalı Yetkililerle Görüşecek
08.03.2010 / Voanews


Yunanistan Başbakanı Yorgo Papandreu ülkesini ekonomik krizden kurtarma çabaları çerçevesinde bugün Washington'a geliyor. Papandreu'nun Amerikan yönetiminden maddi değil manevi destek beklediği bildiriliyor. Yunanistan Başbakanı Dışişleri Bakanı Hillary Clinton ile bugün, Başkan Barack Obama ile de yarın görüşecek.


NATO Kosova Ordusunun Eğitimini Askıya Aldı
08.03.2010 / Voanews


NATO, bir askeri törene silahlarıyla katılan Kosova ordusunun eğitimini askıya aldı. Özel bir muhafız grubu, başkent Priştine'de 1990'lı yıllarda Sırplara karşı savaşan Kosova Kurtuluş Ordusu liderlerinden birinin ölüm yıldönümünde düzenlenen törene silahlarıyla katıldı. NATO, Kosova ordusunun, yalnızca toplumsal olaylar ve ulusal felaketlere müdahale edecek, silahlardan arındırılmış bir grup olarak kalmasını öngören anlaşmayı ihlal ettiğini açıkladı.


İzlanda'da seçmen borç ödeme baskısına hayır dedi
08.03.2010 / BBCWorld


İzlanda halkı İngiliz ve Hollandalı yatırımcıların İzlanda bankalarında batan paralarının geri ödenip ödenmemesine ilişkin soruya ezici bir farkla hayır yanıtı verdi. Ülkenin yaşadığı mali krizde batan IceSave adlı bankada İngiliz ve Hollandalı yatırımcıların 3.8 milyar euro civarında tasarrufu batmıştı.

Seçmenlerin yüzde 93'ü borçların ödenmesine karşı çıkarken, evet oyu verenlerin oranı yüzde 1.5 civarında kaldı. Krizin hemen ardından Hollanda ve İngiltere hükümetleri, kendi ülkelerindeki IceSave yatırımcılarının paralarını tazmin etmiş, bu tazminatın da İzlanda hükümeti tarafından kendilerine ödenmesini talep etmişti.

İki ülkeyle İzlanda hükümetleri arasında varılan anlaşmayla bu paranın ödenmesi öngörüldü, ancak anlaşma Cumhurbaşkanı Olafur Ragnar Grimsson tarafından onaylanmadı ve referanduma götürüldü. Bankacıların hatalarının faturasının kendilerine ödetildiğini düşünen İzlandalı seçmen de düzenlemeye karşı çıktı ve muhalefetini sandıkta ezici bir şekilde gösterdi. Referandum sonuçlarını değerlendiren İzlanda Başbakanı Johanna Sigurdardottir, referandum sonuçlarının hükümeti etkilemeyeceğini, işbaşında kalmaya devam edeceklerini söyledi.

İzlanda Başbakanı IceSave'e ait borçları ödemek zorunda olduklarını bu nedenle bir anlaşma yapmaları gerektiğini vurguladı. Borcun ödenmesi İzlanda'nın Avrupa Birliği üyeliği açısından da kritik önemde. İzlanda'da özellikle İngiltere'nin tutumu büyük tepki çekmiş durumda. Hükümet, IceSave'in İngiltere'deki varlıklarını dondurmak için terörle mücadele yasalarını kullanmıştı.

Eski İzlanda milletvekili Arni Gunnarsson, ''İngiltere'nin aralarındaki balık avı anlaşmazlığında savaş gemilerini nasıl kullandığını unutmadık. Sömürgeci tavırları devam ediyor. İngiltere hükümeti aklını başına toplamalı'' dedi. İzlanda Dışişleri Bakanı Ossur Skarphethinsson da, İngiltere ve Hollanda hükümetleriyle görüşmelerin devam edeceğini, referandum sonuçlarının ellerini güçlendirdiğini söyledi.


Clinton: Kongre 'soykırım' tasarısına sahip çıkmasın
05.03.2010 / BBCWorld

ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komisyonu tarafından kabul edilen 'soykırım' tasarısının Kongre tarafından dikkate alınmaması gerektiğine ve alınmayacağına inandığını dile getirdi.

Clinton bu görüşlerinin ilgili tüm taraflara iletildiğinin altını çizdi. Clinton hem kendisinin hem de Başkan'ın göreve gelmeden önce soykırımın tanınmasına destek verdiğinin hatırlatılması üzerine ise, o dönemden bu yana şartların değiştiğini.

Dışişleri Bakanı, "İsviçre tarafından Türk ve Ermeni hükümetlerini biraraya getirme yolunda üstlenilen süreci, çok kıymetli olduğu düşüncesiyle desteklemeye karar verdik ve destekledik. İkili ilişkilerin normalleştirilmesinin önünde duran sorunların ele alınmasında uygun yolun bu olduğunu düşünüyoruz'' diye konuştu.

Kongre Evet dedi
1915 olaylarını 'soykırım' olarak tanımlayan tasarı, ABD Temsilciler Meclisi'nin Dış İlişkiler Komitesi'nde 22 hayır oyuna karşı, 23 evet oyu ile kabul edildi. Kararın ardından Ankara, Washington Büyükelçisi Namık Tan'ı görüşmelerde bulunmak üzere Türkiye'ye çağırdı. Dış İlişkiler Komitesi'ndeki oylamaya bir üye katılmadı. ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Howard Berman, yaklaşık bir buçuk saat süren oylamanın ardından, tasarının kabul edildiğini açıkladı.

Görüşmenin açılışında konuşan Howard Berman, Türkiye'yi, 'hayatî ve birçok bakımdan, karmaşık bir bölgede, ABD'nin sadık müttefiki' olarak niteledi, bununla birlikte, "Hiçbir şey Türkiye'nin Ermeni soykırımı gerçekliğini görmezlikten gelmesini haklı çıkarmıyor." görüşünü savundu. "Her ulusun kendi tarihiyle hesaplaşması" gerektiğini söyleyen Howard Berman, "Türkiye'den bütün istediğimiz bu." dedi.

Yönetimin girişimleri
Toplantının başlamasından kısa bir süre önce Amerikan yönetimi, Kongre'den tasarının geçirilmemesini istemişti. Beyaz Saray sözcüsü Mike Hammer, Dışişleri Bakanı Hillary Clinton'ın komisyon başkanı Howard Berman'la dün görüştüğünü ve tasarının geçmesinin Türkiye ile Ermenistan arasındaki süreci tehlikeye atacağına işaret ettiğini söylemişti. Benzer bir tasarı 2007 yılında Dışişleri Komisyonu'ndan geçmiş, ancak dönemin Başkanı George Bush, tasarının genel kurul gündemine gelmesini engellemişti.

Türkiye'den bir parlamento heyetinin Washington'da lobi faaliyeti devam ederken, Cumhurbaşkanı Gül de dün, Başkan Barack Obama ile telefonda görüşmüştü. ABD'nin önde gelen savunma şirketleri de komisyon üyelerine tasarıya hayır demeleri çağrısında bulunmuştu. Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komisyonu'nun Demokrat Başkanı Howard Berman'a gönderilen mektupta, Türkiye ile savunma alanında yapılan ticaret hatırlatılmış, "Tasarının komisyondan geçmesi ilişkilerde çatlağa yol açar, Amerikalıların iş faaliyetlerini baltalar." denilmişti.

Türkiye'nin tepkisi
Tasarının kabulünden hemen sonra Türkiye'den, ''Türk ulusunu işlemediği bir suçla itham eden bu tasarıyı kınıyoruz'' açıklaması geldi. Açıklamada, Türkiye'nin Washington Büyükelçisi Namık Tan'ın bu gelişme çerçevesinde istişareler için bu akşam Ankara'ya çağrıldığı bildirildi. Başbakanlık Basın Merkezinin İnternet sitesinde yayımlanan ''Hükümet Açıklaması''nda, Türkiye'nin, ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesinin tasarıyı kabul etmesinin üzüntüyle karşılandığı ifade edildi.

Açıklamada, "Tasarının, Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi'nde kabulünün arzu edilmeyen sonuçlara yol açacağına esasen konuya ilişkin girişimlerimiz sırasında açıklıkla işaret edilmişti. Tüm uyarılarımıza rağmen Komite tarafından kabul edilen bu tasarının Türkiye-ABD ilişkilerine zarar vermesinden ve Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin normalleşmesi yönündeki çabaları sekteye uğratacak olmasından ciddi kaygı duyuyoruz. ABD ile geniş bir ortak gündem çerçevesinde yürüttüğümüz çalışmaları olumsuz etkileyebilecek bu karar, maalesef bir stratejik vizyon eksikliğine de işaret etmektedir. Washington Büyükelçimiz Namık Tan, bu gelişme çerçevesinde bu akşam istişareler için Ankara'ya çağrılmıştır.'' denildi.

Ermenistan'dan ABD'ye övgü
Ermenistan yönetimi, 1915'te yaşananları 'soykırım' olarak tanımlayan tasarının ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komisyonu'nda kabul edilmesini, insan haklarına destek veren bir adım olarak niteledi. Ermenistan Dışişleri Bakanı Edward Nalbandyan, Reuters ajansına yaptığı açıklamada, "Kararı büyük bir memnuniyetle karşıladık." dedi. Nalbandyan, "Bu, Amerikan ulusunun evrensel insan değerlerine bağlılığının yeni bir göstergesi ve insanlığa karşı suçların önlenmesi yönünde önemli bir adım oldu." dedi.


Kendilerini ve siyasi sistemi inkâr ediyor
05.03.2010 / Milliyet

Erdoğan: ‘Bu Meclis’le anayasa değişikliği olmaz’ diyenler, kendi kendilerini, milletin emanetini, siyasi sistemi inkâr ediyorlar

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, referandum ve anayasa değişikliği ile ilgili olarak hükümeti eleştiren CHP lideri Deniz Baykal başta olmak üzere muhalefete, '‘Bu hükümet istiyor' diye yaptıklarımıza karşı çıkmak samimiyetsizliktir. ‘Bu Meclis'le anayasa değişikliği olmaz' diyenler, kendi kendilerini inkâr ediyorlar, onlara milletin verdiği yetkiyi inkâr ediyorlar. Milletten aldıkları emaneti inkâr ediyorlar, siyasi sistemi inkâr ediyorlar' yanıtı verdi.

Erdoğan, Türk Patent 2009 ödülleri dağıtım töreninde anayasa tartışmalarıyla ilgili şu mesajları verdi:

SAMİMİYETSİZLİK
Türkiye'nin bu anayasayla, bu hukuk sistemiyle modern dünya ile bütünleşmesinin güç olacağı bugün daha iyi anlaşılmış, çok daha net olarak görülmüştür. Değişime, dönüşüme, reformlara, demokratikleşmeye sırf bu hükümet yapıyor, bu hükümet istiyor diye karşı çıkmak büyük bir samimiyetsizliktir. Bu ülkenin, bu milletin çıkarlarını düşünmemektir.

MECLİS YANITI
Değişime direnenler sadece hükümete tavır takınmış olmuyorlar, aynı zamanda değişimin kendisine karşı olduklarını, reforma karşı olduklarını da gösteriyorlar. Onlar bırakınız bu reform çabalarına katkı vermeyi, özgürce konuşmayı, müzakere etmeyi bile kabullenemiyorlar. Efendim ‘1.5 yıl sonra seçim var. Seçime giderken anayasa değişikliği mi olur, reform mu olur?' diyorlar. Şu anda seçime yaklaşık 17 ay var. Bu Meclis'le olmaz diyenler kendi kendilerini inkâr ediyorlar. Onlara milletin verdiği yetkiyi inkâr ediyorlar. Milletten aldıkları emaneti inkâr ediyorlar. Siyasi sistemi inkâr ediyorlar. Siyasetçi siyasi sistemi inkâr ediyor.

DEMOKRASİ SINAVI
Çok ciddi bir demokrasi sınavından, ciddi bir samimiyet sınavından geçiyoruz. Bu sınavda başarı elde etmek zorundayız. Güçlü bir Türkiye için kalkınmış, büyüyen, gelişen ve yeni ufuklara yol alan bir Türkiye için biz bu sınavı geçmek ve bu reformları ardı ardına gerçekleştirmek zorundayız. Türkiye adına, gelecek adına büyük umutlar taşıyorum. Çünkü millet bu süreci istiyor ve destekliyor.

DEĞİŞİMİN ÖNÜ AÇILMALI
Değişimin ve dönüşümün önü açılmalı. Derenin yatağında rahatça akabilmesini sağlayacak reformları artık daha fazla gecikmeden yapmak zorundayız. Modası çoktan geçmiş tartışmalarla, tedavülden kalkması gereken sorunlarla dünya ile rekabet edebilecek bir güce asla ulaşamayız.

DEMOKRASİYİ ERTELEME
Ülkenin her alanda eşzamanlı ilerlemesi gerekir. ‘Demokratik reformları erteleyelim, ekonomiye yoğunlaşalım' diyemeyiz. ‘Şimdi dış politika zamanı ekonomi geride dursun' diyemeyiz. ‘İçeride meseleler var, dışarıyı ihmal edelim' diyemeyiz. Ekonomide, hukukta, demokraside, sosyal meseleler de aynı anda ele alınmak, aynı anda gelişmek durumunda. Birini ihmal ettiğimiz zaman diğerlerinde gelişme sağlamamız mümkün değil. Nitekim yakın geçmişimiz acı tecrübelerle dolu. Türkiye kabına sığmıyor, kabını da, kabuğunu da zorluyor. Bu gidişin önünü olabildiğince açmak zorundayız.

Ankara'da Kıbrıs zirvesi
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, dün KKTC Başbakanı Derviş Eroğlu'yla görüştü. Başbakanlık'ta gerçekleşen görüşmede Eroğlu'nun, 18 Nisan'da KKTC'de yapılacak seçimler öncesi 'Ankara'dan destek istediği' ve daha önce dile getirdiği 'Seçilirsem müzakere süreci devam edecek' mesajını yinelediği öğrenildi. Görüşmede adada süren müzakere süreci, Kıbrıs Rum Yönetimi'nin müzakere sürecini zedeleyen kararları, Ankara ve Lefkoşa'nın yeni müzakere politikası da masaya yatırıldı. Eroğlu, Erdoğan'la görüşmesinin ardından, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ile Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış'ı ziyaret etti.

Çakısıyla pişmaniye kesti
Başbakan Erdoğan, Türk Patent 2009 töreninde baklava ve pişmaniye standını gezerken diyetini bozdu. Guinness Rekorlar Kitabı'na giren pişmaniyenin uzunluğunu soran Erdoğan'a '1040 metre' yanıtı verildi. Erdoğan İzmit standında pişmaniye yiyeceği sırada bıçak bulunamayınca cebinden çakısını çıkarıp 'Madem bıçak yok ben keseyim' diyerek pişmaniyeyi kesti. Gaziantep baklavası ve fıstık ezmesi standında da Erdoğan, ikram edilen baklavayı alırken 'Arkadaşlar bunu size bakarak mı yiyeceğim' diye sorup sırtını dönerek baklavayı yedi.


Referandum toplumu ayrıştırır
05.03.2010 / Milliyet

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Ülkedeki gerginliğin sona ermesi, referanduma gitmeden anayasa değişikliği için uzlaşma zamanı” görüşüyle muhalefet liderlerini Çankaya Köşkü’ne davet eden Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e asıl uzlaşmak istemeyenin Ak Parti iktidarı olduğu ve referandumu bile göze aldığını söyledi

Liderlerle görüşme turları kapsamında önceki gün CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ı ağırlayan Gül, dün 11.00'de Bahçeli, 14.30'da da BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile görüştü. Gül'ün MHP lideri Bahçeli ile bir saat olarak öngörülen görüşmesi 50 dakika sürdü.

Alınan bilgilere göre Gül, Türkiye'nin içeride ve dışarıda çok kritik bir süreçten geçtiğini, tırmanan gerginliğin ülkeye zarar vereceğini dile getirdi. Anayasa değişikliği konusunda toplumsal bir talep olduğunu ancak uzlaşma sağlanamadığını belirten Gül, kendisinin inisiyatif alarak neler yapılabileceği konusunda herkesin görüşüne başvurduğunu kaydetti.

Bahçeli, gerginlik ve tıkanan süreçlerin en kısa zamanda yapılacak seçimle aşılacağını belirterek, 'Sorunun çözümü için milletin hakemliğine başvurmak en doğru yoldur. Ancak Sayın Başbakan bildiğini okuyor' ifadelerini kullandı.

Uzlaşmaz olan iktidar
Demokratik açılım sürecini eleştirerek terörle mücadelede taviz verilmemesini isteyen Bahçeli de 'Biz de yeni anayasaya ihtiyaç olduğu kanaatindeyiz. Ancak öncelikle rejimin güvenliğini tehdit edecek boyuta ulaşan krizin çözülmesi gerekiyor. Bunun için seçim gerekli. Toplum sözleşmesi olacak bir anayasayı biz de istiyoruz. Ancak komisyon oluşturulmalı ve değişiklik yenilenmiş, sandıktan çıkan yeni iradeyle 24. dönem parlamentoda yapılmalı' ifadelerini kullandı. Yargı reformu ile ilgili, 'yandaş yargı oluşturulmaya çalışılıyor' endişelerini dile getiren Bahçeli, asıl uzlaşmaz tutumu Ak Parti hükümetinin sergilediğini ve referandumu bile göze aldığını savundu. Bahçeli, olası bir referandumun toplumu ayrıştıracağı uyarısında da bulundu.

Demirtaş'la da görüştü
Gül, muhalefet liderleriyle yaptığı görüşmeler kapsamında BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile de bir araya geldi. Görüşmede, hükümetin, hazırlıklarını sürdürdüğü anayasa değişikliği paketi ve taş atan çocukların yargılanmaları konusu ağırlıklı olarak konuşuldu.


İsrail Barış Sürecini Gelecek Hafta Başlatmayı İstiyor
05.03.2010 / Voanews


İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, Amerika'nın Ortadoğu Özel Temsilcisi George Mitchell'in gelecek haftaki ziyareti sırasında barış görüşmelerini başlatmak istediklerini söyledi. İsrail lideri dünkü kabine toplantısında, doğrudan görüşmeyi tercih ettiklerini ancak dolaylı görüşmenin de süreci başlatmak için kabul edilebilir bir yol olduğunu belirtti.

Arap Birliği Amerika'nın arabuluculuğuyla dört ay süreli dolaylı görüşme yapılmasını kabul etmişti. Filistinli baş görüşmeci Saab Erakat ortaya tarihi bir fırsatın çıktığını belirterek, bunu ziyan etmemesi için İsrail'e çağrıda bulundu. Erakat ayrıca İsrail'den, işgali altındaki topraklarda Yahudiler için konut inşasını da durdurmasını istedi. İsrail Filistin barış süreci Gazze savaşıyla kesilmişti.