Ana Sayfa I Bize Ulaşın I Site Haritası I English
 
 
Kırılma Noktası
Bellek
Röportaj / Sine-Politik
Haber Yorum Analiz
Siyasal Hareketler-Projeler
Araştırma Dokümantasyon
Türkçe'de Siyasal İletişim
Dünya'da Siyasal İletişim
  Haber Yorum Analiz
BDP’yi kurşunlayanlar yakalandı
Kıbrıs Rum Cumhuriyeti'nde Koalisyon Krizi
Filistin'de Yerel Seçimler 17 Temmuz'da
AB Komisyonu bugün Parlamento'da oylanıyor
ABD: İran'a karşı 'tek yol' yeni yaptırımlar
AVRUPA'DA BASIN 09 ŞUBAT 2010
Erdoğan: Uysal koyun değiliz
Kırmızı Kitap’ı hem gördüm, hem yazdım
İran uranyum zenginleştirmeyi hızlandırıyor
Yollara çıkın
Irak Parlamentosu'nun Olağanüstü Oturumu Bugüne Ertelendi
Miting gibi açılış yaptı
Netanyahu: 'Suriye'yle Barışmak İstiyoruz'
DP'li Çıray Akdağ'ın istifasını istedi
Viktor Yanukoviç çok az farkla önde gidiyor
NATO Savunma Bakanları İstanbul'da
Referandum tasarısı öne çekiliyor
Haddinizi bilin!
Sigara terörden bile zararlı
Irak seçim kampanyasının başlama tarihi ertelendi
Eski Ak Partili Cübbeli’yi Baykal’la konuşturmuş
AK Parti, sanatçılara demokratik açılım için davetiye gönderdi
BDP'de yeni MYK üyelerinin yarısı kadın
Kuzey İrlanda'da siyasi krize son

Türkiye Büyük Millet Meclisi
23.Dönem Milletvekilleri Dağılımı
Siyasi Partiler Üye Sayısı
Adalet Ve Kalkınma Partisi 339
Cumhuriyet Halk Partisi 98
Milliyetçi Hareket Partisi 70
Demokratik Toplum Partisi 21
Demokratik Sol Parti 13
Özgürlük ve Dayanışma Partisi 1
Büyük Birlik Partisi 1
Bağımsız Milletvekili 4
Boş 3
(27.07.2007) Toplam 550
BDP’yi kurşunlayanlar yakalandı
09.02.2010 / Milliyet

BDP Genel Merkezi’ne saldırının 3 faili yakalandı. Zanlılardan birinin eski Meclis Başkanı Toptan’ın danışmanlarından birinin kardeşi olduğu ortaya çıktı.

BDP Genel Merkezi'ne 5 Şubat'ta yapılan silahlı saldırı olayını gerçekleştirdiği iddiasıyla aranan 2 zanlı Balıkesir'in Bandırma ilçesinde yakalanarak gözaltına alındı. Zanlılara yardım ettiği iddiasıyla Ankara'da 1 kişi yakalandı. Pompalı tüfekle genel merkeze ateş eden saldırganlara karşılık veren polis memurunun verdiği ifade doğrultusunda, çevredeki cadde ve sokaklarda Balıkesir plakalı aracı arayan ekipler, Türkocağı binasıyla Çetin Emeç Caddesi arasındaki bölgede bulunan 10 AEP 27 plakalı siyah renkli Peugeot marka araca savcılık talimatıyla arama yaptı. Bagajda iki pompalı tüfek bulunması üzerine yapılan incelemede, aracın olaydan yaklaşık 9 saat önce öğle saatlerinde Balıkesir'deki özel bir araç kiralama firmasından kiralandığı anlaşıldı.

Kiralama işlemlerini gerçekleştiren Erdem S. ile Fatih K.'nın kimlik bilgilerine ulaşıldı. Zanlılar dün öğle saatlerinde Balıkesir'de gözaltına alındı. Zanlıların aracı kiraladıktan sonra geldikleri Ankara'da temasa geçtikleri Ahmet Ç. de Keçiören'deki evinde yakalandı. Pompalı tüfeklerin kriminal incelemesinde ise kayıtlarda tüfeklerin sahibi olarak dördüncü bir kişinin olduğu belirlendi. Söz konusu bu kişinin de ifadesinin alınacağı, olayla bağlantısı olup olmadığı araştırılacak.

Danışmanın kardeşi
Saldırının provokasyon olup olmadığı yönünde ayrıntılı inceleme yapılacağı, gözaltına alınan zanlıların geçmişte herhangi bir siyasi suçları olmaması nedeniyle 'eylem için yönlendirme yapılıp yapılmadığı' araştırılacak.

Zanlılardan Erdem S.'nin eski TBMM Başkanı Köksal Toptan döneminde başkan danışmanı olarak görev yapan, E.S.'nin kardeşi olduğu da ortaya çıktı. Mehmet Ali Şahin'in TBMM Başkanı seçilmesinin ardından bir süre bu görevine devam eden E.S., daha sonra TBMM Dışilişkiler Başkanlığı'nda görevlendirildi.


Kıbrıs Rum Cumhuriyeti'nde Koalisyon Krizi
09.02.2010 / Voanews


Kıbrıs Rum Cumhuriyeti'nde Sosyalist EDEK partisi, adanın yeniden birleştirilmesini hedefleyen görüşmelerde, Kıbrıslı Türklere ‘çok fazla ödün verilmesini' protesto ederek üçlü koalisyondan çekildi. EDEK Başkanı Yannakis Omiru, hükümetin tavrını ‘zarar verici' diye niteledi, koalisyondan ayrılmanın en iyi karar olduğunu savundu. Koalisyonun en küçük ortağı EDEK tarım ve iletişim bakanlıklarından sorumluydu.

Diğer iktidar ortağı Demokrat Parti de, Cumhurbaşkanı Dimitris Hristofyas'ın Kıbrıs Türk Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'la görüşme biçiminden rahatsız olduğunu bildirmişti. Yetki paylaşımı ve mülkiyet konularına takılan Talat-Hristofyas görüşmeleri Eylül 2008'de başlamıştı.


Filistin'de Yerel Seçimler 17 Temmuz'da
09.02.2010 / Voanews


Filistin Yönetimi Batı Şeria ve Gazze'de 17 Temmuz tarihinde yerel seçimler yapılacağını açıkladı. Geçen ay yapılması öngörülen Parlamento seçimleri Filistin Yönetimi'ni ve Batı Şeria'yı kontrol eden el Fetih ile Gazze'yi kontrol eden Hamas arasındaki bölünme nedeniyle ertelenmişti.


AB Komisyonu bugün Parlamento'da oylanıyor
09.02.2010 / BBCWorld

Avrupa Parlamentosu milletvekilleri bugün Avrupa Komisyonu'nun yeni üyelerini oylayacak.

AB'nin yürütme organı olan komisyonun başkanı Jose Manuel Barroso ile çalışmak üzere seçilen 26 adayın, göreve başlayabilmek için Parlamentodan topluca onay alması gerekiyor. Herhangi bir adayın reddedilmesi, tüm ekibin geri çevrilmesi anlamına gelecek.

Ancak böyle bir durum olasılık dahilinde görünmüyor. Komisyon'da insani yardımlardan sorumlu olması öngörülen ve Bulgaristan'ın bu görev için seçtiği ilk aday olan Rumiana Jeleva, bu konudaki geçmişi hakkında konusunda Avrupa Parlamentosu üyelerini ikna edemeyince ülkesi tarafından adaylıktan çekilmişti.

Ardından da İngiltere ve Fransa arasında komisyondaki önemli rollerin paylaşımı konusunda bir gerginlik yaşanmıştı. Onaylandığı takdirde yeni Komisyon 2014 yılına kadar görev yapacak.


ABD: İran'a karşı 'tek yol' yeni yaptırımlar
09.02.2010 / BBCWorld

Amerika Birleşik Devletleri, Tahran'ın uranyum zenginleştirme programına hız vereceğini açıklamasından sonra önlerinde kalan tek seçeneğin İran'a yeni yaptırımlar uygulanması olduğunu söyledi.

İran'ın nükleer konulardaki yetkilisi Ali Ekber Salihi Natanz tesislerinde işlediği uranyumu yarından itibaren yüzde 20 oranında zenginleştirmeye başlayacağını gelecek yıl da 10 yeni uranyum zenginleştirme tesisi kurulacağını duyurmuştu. Bu açıklamalar, İran'ın silahlarda kullanılabilecek nitelikte uranyum üretebilme olanağının arttığı yolunda Batı'da varolan kaygıları pekiştiriyor.

ABD, İran'a karşı baskının artırılması konusunda uluslararası topluma çağrıda bulunurken, Fransa ise İran'ın yeni açıklamalarını "şantaj" olarak nitelendirdi. ABD Savunma Bakanı Robert Gates ve Fransız meslektaşı Herve Morin, Paris'te yaptıkları görüşmenin ardından İran konusunda "mutlak bir mutabakat" içinde olduklarını söylemişlerdi.

Çin: İran'a karşı sabırlı olunmalı
Ali Ekber Salihi'nin açıklamasından önce, İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad, nükleer programdan sorumlu yetkililere, uranyumun zenginleştirilme oranını yüzde 5'ten yüzde 20'ye çıkarmaları talimatını vermişti. Almanya ve İngiltere'de İran liderinin kararını kındaı. İngiltere, bu adımı BM Güvenlik Konseyi'nin konuyla ilgili beş kararının tasarlanmış bir şekilde ihlal edilmesi anlamına geldiği görüşünde.

Kısa bir süre önce ABD, İngiltere ve Fransa, muhtemel bir yaptırımı içeren bir taslak belgeyi tartışmaya açmışlardı. Çin ise, sabırlı olunması ve diplomatik çözümün izlenmesi gerektiğini savunuyor. Sivil amaçlı nükleer enerjide kullanılacak uranyumun yüzde 3 civarında zenginleştirilmesi yetiyor. Nükleer silah üretiminde kullanılabilmesi için ise uranyumun yüzde 90 civarında zenginleştirilmesi gerekiyor.

Bugünkü açıklama, İran'da İslâm Devrimi'nin 31. yıldönümünün kutlanmasından kısa bir süre öncesine rastlıyor. Yıldönümünde, yönetim yanlısı ve karşıtı gösteriler düzenlenmesi bekleniyor. BBC muhabiri John Leyne, Ahmedinejad'ın açıklamasının önemli bir kırmızı çizginin geçilmesi anlamına geldiğini ve İran'ın, hemen hergün Batı'yla arasındaki nükleer sürtüşmeyi tırmandırdığını kaydediyor.

Leyne, İran'ın gelecek yıl 10 yeni tesis kurma hedefininse çok iddialı olduğunu; zira ilk uranyum zenginleştirme tesisi olan Natanz'ın operasyona geçebilmesinin uzun yıllar aldığını ve hala sorunlar yaşandığını kaydediyor. BBC muhabiri Leyne, İran'dan ardarda gelen açıklamaların, devrimin yıldönümü yaklaşırken Cumhurbaşkanı Ahmedinejad ve yönetiminin yaşadığı sorunları yansıttığını belirtiyor. Görgü tanıkları başkent Tahran'da durumun giderek gerginleştiğini; kentin çeşitli noktalarında kontrol noktaları kurulduğunu bildiriyorlar.


AVRUPA'DA BASIN 09 ŞUBAT 2010
09.02.2010 / BBCWorld

Ukrayna'da, sayılan oyların çoğunluğunun, Moskova yanlısı siyasetçi Viktor Yanukoviç'in cumhurbaşkanlığına çok yakın olduğunu ortaya koyması pek çok gazetenin ele aldığı bir konu.

Viktor Yanukoviç'in cumhurbaşkanlığını devralması olasılığı, "Turuncu Devrim'in sonu mu geldi?" sorularını beraberinde getirmişti.

Financial Times gazetesinde Gideon Rachman imzalı yazı da bu konuya değiniyor. Yazıdan bazı satırlar şöyle:

"Viktor Yanukoviç'in olası cumhurbaşkanlığı ilk bakışta dünya çapında demokrasi açısından sıkıntı verici örneklerden biri gibi görünüyor. Yanukoviç'in geri dönüşüyle tarih tersine dönmüşe benziyor. Batılı gözlemciler üç kavramı bazen çok çabuk birbirine eşitleyiveriyor: 'demokratik', 'Batı yanlısı' ve 'iyi yönetilen'. Oysa son altı yıl içinde Yuşçenko'nun liderliğinde Ukrayna demokratik ve Batı yanlısı olmasına rağmen kötü yönetiliyordu. Ukrayna'da 1991'den bu yana iktidar üçüncü kez barışçıl bir şekilde el değiştiriyor. Bu bile kendi başına bir başarıdır. Yanukoviç, ülkesinin AB'ye katılımına destek verse de Ukrayna'nın Rusya'nın yörüngesine girmesi olasılığı daha yüksek. Avrupa Birliği ise Yanukoviç'in seçilmesine için için hayıflanacağına, tarihi hatasından geri dönmeli ve hem Ukrayna'nın hem de Gürcistan'ın birlik üyeliği talep edebileceğini kabul etmelidir."

'Gelecek turuncu değil'
Guardian gazetesi, aynı konuya bugün başyazılarından birinde yer veriyor. Başlık: "Gelecek turuncu değil." Bazı bölümler özetle şöyle:

"Ukrayna'da seçim özgür ve büyük ölçüde adildi. Ruslar sürece müdahale etmedi. Bu anlamda beş yıl önceki Turuncu Devrim'in bir iz bıraktığı anlaşılıyor. Ancak maalesef mutlu sonları sevenler için yanlış kişi kazandı seçimi. 2004'te seçime hile karıştıran ve Kiev'deki kitlesel gösterileri tetikleyen Viktor Yanukoviç, bu kez usulüne uygun ve adil bir şekilde seçilmiş bir cumhurbaşkanı olarak iktidara dönüyor. Turuncu Devrim'den en çok istifade eden o oldu."

"Her ne kadar Kırım'daki Rus ayrılıkçılarla arası serin de olsa o, ülkenin doğusu ve güneyinde Rusça konuşanların tercihi. Ama zorlu sınav, orta ve Batı kesimlerde Ukraynaca konuşan halkın desteğini alabilmekte. Ülke şimdi ilk dış gezisini Moskova yerine Brüksel'e yapacak daha pragmatik bir lidere hazırlanıyor. Şimdiki cumhurbaşkanı Yuşçenko, Ukrayna tarihinden tartışmalı isimleri ulusal kahraman ilan ediyordu. Oysa Ukrayna'nın ihtiyacı olan, tarihten rol model bulma arayışında olmak yerine ülkenin mevcut pek çok sorununa çözüm bulacak bir lider."

İngiliz polisinde son 33 yılın en üst düzey mahkumiyeti
İngiltere basınında bu sabah ilk sayfaların başlıca ortak konusu İngiliz polis teşkilatının en üst düzey isimlerinden biri olan Ali Dizaei'nin yolsuzluktan hüküm giyerek dört yıl hapis cezasına çarptırılması.

Daily Telegraph gazetesi, Dizaei'nin görevi kötüye kullanma iddialarını bastırmak amacıyla içinde bulunduğu teşkilatı ırkçılıkla suçlamaya çalıştığını yazıyor. "Üniformalı bir suçlu" olarak tanımlanan İran kökenli Dizaei, gazeteye göre ülkede son 33 yıl içinde ceza hukuku kapsamında polis teşkilatı içinde hüküm giyen en üst düzey yetkili.

Independent gazetesi ise Dizaei'nin 2003 yılında benzer yolsuzluk suçlamalarından aklandığını hatırlatıyor. Dizaei'nin yolsuzluk suçundan mahkumiyetine uzanan süreç, Bağımsız Polis Şikayetleri Komisyonu'nun başlattığı bir soruşturma ile başlamıştı. Komisyonun bir yetkilisi, bu mahkumiyetin ülkede yolsuzluğa bulaşan tüm memurlara dokunulmaz olmadıkları yolunda bir ders olması gerektiğini söyledi.

Hindistan ve GDO'lar
Bu sabah İngiltere basınında işlenen bir diğer ortak konu ise Hindistan'daki genetiği değiştirilmiş organizma tartışması.

Times gazetesi, Hindistan'ın küresel krizin etkilerini hafifletmek için GDO'ları yasal olarak kabul etmenin eşiğinde olduğunu yazıyor. "Hindistan yarın bu konuda karar verecek. GDO'ların destekçilerine göre bu karar, küresel krizin atlatılmasına yardımcı olabilir. Ancak kararın karşıtları, sürecin umursamazlık içinde aceleye getirildiğini söylüyor. Hindistan'da üretilen yeni bir tür patlıcan, tarım zararlılarını zehirleyen toksik bir gene sahip. Bu yöntem, dünyanın en kalabalık ikinci ülkesi olan Hindistan'da en az 56 başka genetiği değiştirilmiş ürünün daha yolunu açacak. Bilim adamları ise yeni türün insan sağlığına ve çevreye olan etkilerinin yeterince bilinmediği uyarısında bulunuyor."

Sigaranın 'üçüncü el' zararı
Independent'ın haberine göre sigara içmek ve sigara içilen ortamlarda bulunmanın, yani "pasif içiciliğin" de ötesinde, sigaranın sağlığa üçüncül bir zararı daha ortaya çıktı: "Üçüncü el içicilik."

Buna göre sigara içen kişi kapalı bir ortamdan ayrıldıktan saatler, hatta günler sonra bile kansere yol açan kimyasal maddeler ortamdaki kişilere bulaşabiliyor. Kapalı ortamlardaki halı, masa, koltuk ve hatta insan derisi gibi yüzeylerde biriken nikotin, egzoz dumanı ya da doğalgazla çalışan aygıtlardan yayılan gazla oluşan nitröz asitle tepkimeye girdiğinde kansere yol açan kimyasal bir madde açığa çıkıyor. Bu madde deri yoluyla insan vücuduna geçebiliyor. Ancak bu yolla alınan maddenin çok ciddi bir sağlık riski oluşturup oluşturmadığı ya da bunun tespit edilip edilemeyeceği ise henüz bilinmiyor.


Erdoğan: Uysal koyun değiliz
08.02.2010 / Milliyet

Muhalefeti eleştiren Erdoğan, “Bir yanağımıza vurana öbür yanağımızı uzatanlardan değiliz. Biz Ankara’da üretilen o tahrik senaryolarının içinde yokuz” dedi

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, muhalefeti eleştirerek, Ankara'daki çirkin tartışmalarının içinde olmayacaklarını, 'Ancak bir yanağımıza vurana öbür yanağımızı uzatanlardan değiliz. Biz uysal koyun değiliz' dedi. CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın ‘bana bir kez oy verin' dediğini belirten Erdoğan, 'Borç güvenilir insana verilir, güvenilmeyen insana borç verilir mi?' diye konuştu.

Ümraniye'deki Erdem Hastanesi'nin açılışında yaptığı konuşmada muhalefete yüklenen Erdoğan şunları söyledi: 'Akif merhumun ifade ettiği gibi, 'Yumuşak başlı isem kim dedi uysal koyunum.' Biz uysal koyun değiliz. Biz Ankara'da üretilen o tahrik senaryolarının içinde yokuz. Önümüzü kesmek için her türlü tahrike başvuruyorlar. Bizi o dipsiz kuyularında oyalamak istiyorlar. Bu çirkin tuzağa düşmeyeceğiz. Gerilim ve tahrik siyasetine prim vermeyeceğiz. Onlar Meclis'i germeye, terörize etmeye devam edecek, biz Türkiye'nin Meclisini milletimiz için çalıştırmaya devam edeceğiz.'

‘Tek yumurta ikizi'
Erdoğan, 'Bunlar aynı familyadandır. Eskiden bunlar 'İki ruh ikizidir' diyordum, şimdi 'Tek yumurta ikizi'. Bir şekilde geleceğe emin adımlarla ilerliyor. Hatırlayın krizin Türkiye'yi teğet geçeceğini söylemiştim. Şimdi Türkiye'deki finans kuruluşları başta olmak üzere, 'kriz Türkiye'yi teğet geçiyor' diyorlar. Bizim siyasetçilerimizin göremediklerini aslında işadamlarımız görüyor' diye konuştu.

Bu arada Başbakan Erdoğan, bugün saat 14.00'de genel merkezde bir araya geleceği milletvekillerinden demokratik açılım süreci, anayasa değişikliği ve darbe iddialarıyla ilgili görüşlerini dinleyecek. Ak Parti yönetimi, bir süre önce, gruplar halinde toplantı yaptığı milletvekillerinin görüşlerini rapor haline getirerek Erdoğan'a sunmuştu.

‘Hastaneye almadılar'
Erdoğan, Erdem Hastanesi'nin açılışında yaptığı konuşmada, başından geçen bir olayı anlattı: 'Bir kaza sonrası SSK'lı olduğumuz için devlet hastanesine kabul edilmedik. İster özel, ister kamu hastanesi olsun hiç fark etmez. Çünkü biz damdan düştük. Bunu ben Bolu'da yaşadım. Kargasek-mez'den giderken bizler ölümden döndük. Düzce'de bir hastaneye getirdiler. ‘Sigortalı mısın, emekli misin?' Komadayız. Sesleri böyle hayal mayal duruyorum. Kırıklar içerisindeyiz, kıvranıyoruz. Arka-daşlarımızın hepsi aynı durumda. Bizi bir kamyonet vari ambulansın içerisine doldurdular. Hemşire bile yanımıza vermediler. Yaralı olan arkadaşımızın eline serumları tutturup Bolu'ya gönderdiler. Bolu'da gittiğimiz hastanede sordular. ‘Bunlar SSK'lı mı, emekli mi' dediler. SSK'lı olduğumuzu öğrenince devlet hastanesi ‘kusura bakmayın biz alamayız' diyerek SSK hastanesine yönlendirdiler. Kan revan içindeyiz. Biz bu dönemleri yaşadık. Acil hastanın adı George da olsa soramazsınız.'

Polisin parmağı koptu
Erdoğan'ın açılışını yaptığı Erdem Hastanesi'ne 200 metre mesafede gösteri yapan Halk Cephesi'nden bir gruba, çevik kuvvet polisleri müdahale etti. Yaşanan arbedede bir başkomiserin 'parmağım koptu' diye acı içinde sesi duyuldu. 35 yaşındaki Başkomiser Turan Çelik'e ilk müdahale ambulansta yapıldı ve Özel Acıbadem Kadıköy Hastanesi'ne kaldırıldı. Ameliyata alınan başkomiserin parmağının kopma nedeni göstericilerden birinin ısırması ya da sıkışma sonucu olabileceği belirtildi. Olayla ilgili 7 kişi gözaltına alındı.


Kırmızı Kitap’ı hem gördüm, hem yazdım
08.02.2010 / Milliyet

Gül, ‘kırmızı kitap’ olarak anılan Milli Güvenlik Siyaset Belgesi’yle ilgili olarak, “Belge Anayasa üstünde değil. Türkiye’de bazı dönemlerde Anayasa üstü bir belge olarak görüldü. Tamamen yanlış” dedi

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, resmi ziyaret için Hindistan'a giderken uçakta kamuoyunun gündemini işgal eden Meclis'teki kavga ve Milli Güvenlik Siyaset Belgesi'yle ilgili önemli açıklamalarda bulundu.Gül, İstanbul-Hindistan yolunda gazetecilere yaptığı değerlendirmede ‘gizli anayasa' ve ‘kırmızı kitap' olarak kamuoyunda ‘efsanevi' statü kazanan Milli Güvenlik Siyaset Belgesi'nin yöntem ve hazırlanışıyla ilgili şu ana kadar en doyurucu açıklamaları yapmış oldu. Her 5 yılda bir değişen belgenin 2005 ve 2010'da Türkiye'deki iç ve dış gelişmeler çerçevesinde ciddi anlamda değiştiğini anlatan Gül, 'Belgeyi ilk ne zaman okudunuz?' sorusuna 'Belgeyi hem okudum, hem yazdım' cevabını verdi.

Cumhurbaşkanı, değerlendirmesinde ‘iç tehdit' konusundaki birçok kaygının şu anki değil geçmiş siyaset belgelerine ait olduğunu hissettirdi. Ancak belgenin sürekli değiştiğini, ‘Anayasa üstü olmadığını' ve Türkiye'nin yeni realitesi çerçevesinde tekrar değişmesi gerektiğini de vurguladı. Cumhurbaşkanı, 'Belgeyi okusak içinde dudak uçuklatıcı bir şey var mı?' sorusuna 'Hayır canım. Belki geçmişte öyle şeyler vardı. Ama şimdi belki açıklanmasında sakınca olan Türkiye'nin komşu ülkelerle ilgili analizleri var' dedi.

MECLİS'TEKİ GÖRÜNTÜLER SİYASETİ ZAYIFLATIR
Türkiye'nin gündemine, içe kapanırsak çok önemli fırsatları kaçırırız. Türkiye'nin siyasi tarihinde bunun örnekleri çok. 1990'lar ve 70'ler kayıp yıllar. Herhalde Meclis'teki son gelişmeleri söylüyorsunuz. Bunlar geçmişte de oldu. Ama bu görüntüler siyaseti zayıflatır. Türkiye kendi gündemine kapanırsa dünyadaki gündemi ve büyük fırsatları kaçırırız.

TBMM YÜCELİĞİNE YAKIŞMAZ
Tabii ki siyasi istikrar önemli. Siyasi mücadele ülkenin gücüne güç katar ama bunlar TBMM'nin yüceliği ile uyuşmayan görüntüler. Topyekün siyaseti zayıflatan görüntüler. Süratle buradan çıkmak gerekir.

TÜRKİYE DEĞİŞİYOR
Dünyada inanılmaz bir yarış var. Burada en iyi şekilde yerimizi alıp geleceğin Türkiye'sini hazırlamak gerekiyor. Türkiye derin ve köklü bir değişimin içinde, özeleştirilere bakın her seviyede var. Dinamik bir süreç bu.

SİYASİ MÜCADELENİN DOZAJINI KAÇIRMAYALIM
Türk siyasetinin karşılıklı saygı ve birbirinin değerini bilerek hareket etmesi lazım. Tabii ki siyasi mücadele kaçınılmaz, ama tamamen içe kapanırsak fırsatları kaçırırız. Siyasi mücadele önemli ama dozajını da kaçırmamamız lazım.

MECLİS'İ KÜÇÜK GÖRMEYİN, ÇOK ARARSINIZ
(‘Bu Meclis Anayasa değişikliği yapabilir mi?' sorusuna) O, parti gruplarının bileceği bir iş. Ama bu Meclis'i küçük görmememiz lazım. Böyle Meclis sonra aranır. Türkiye'nin bütün farklılıklarını bir araya getirip göndermiş. Bu Meclis zor bulunur. Geçen dönem sadece iki partili bir Meclis'ti. Ama bu Meclis'te çok daha farklı renkler bir arada. Meclis'i rencide etmeden her siyasi partinin kendi değerlendirmesidir.

YENİ ANAYASA FIRSATI KAÇTI
Anayasa konusunda değişiklik tabii ki karşılıklı saygınlıkla daha kolay olur. Türkiye'de daha iyi yeni bir anayasa konusunda mutabakat var. Hatta herkesin bir taslağı var. Metot ve şekilden, dilden kaynaklanan zorlukları olabilir. Ama temel konularda bir farklılık yok. Kimse Anayasa'nın temel ilkelerini değiştirmek istemiyor. Metot ve şekilden dolayı yapılamamış vaziyette. Maalesef yeni bir anayasa fırsatı kaçtı. Bu Meclis'e yakışırdı ta başından bunu yapmak. Ama olmadı bu. Şimdi tartışılan parça parça yapılan değişiklikle de bir şey söyleyemem. Bu milletvekillerine ve parti gruplarına kalmış bir şey.

SİYASET BELGESİ NORMAL
Milli Güvenlik Siyaset Belgesi'nin iki ayağı var. Bir içerde tehdit var mı, bir de dış ayağı. Türkiye'nin başta çevresi olmak üzere birçok komşu ülkede soydaşları var. Başka ülkelerin vatandaşları bunlar. Bir de NATO müttefikleri var. Her bir ülkenin böyle MGSB'si vardır. Açık olanı gizli olanı var. Türkiye‘nin terör ile uğraşan ve komşularından kaynaklanan terör problemi olan büyük bir devlet olarak böyle bir belgesi olması doğal.

BU YIL YENİLENECEK
Daha önce de sıfır ve beşli biten yıllarda yenilenirdi. O nedenle bu yıl bu tartışmaların olması normal. Önemli olan, bu analiz ve tahminlerin ne kadar gerçekçi olduğu. Mesela komşularımızla şimdi sıfır problem politikası izliyoruz. Son yıllarda yaşadığımız tartışmalar ışığında ben artık bu belgenin bugünkü realiteyi dikkate alarak yazılacağına inanıyorum.

KIRMIZI KİTAP ANAYASA ÜSTÜ DEĞİL
Siyaset belgesi bazı dönemlerde Anayasa üstü bir belge olarak görüldü. (Milletvekili Ömer Çelik, 28 Şubat sonrası dönemin Başbakanı'nın ‘Meclis kırmızı kitapçığa aykırı hiçbir kanun yapamaz' sözünü hatırlatıyor.) Bu tamamen yanlış. Bu bir kanun anayasası değil. Demokratik hukuk devletinde böyle olması mümkün değil. Önemli olan tehditlere karşı bunların alınabilmesidir. Bir rehber metin.

BAZI ŞEYLER AÇIK YAZILAMAZ
Tabii ki bazı şeyleri açık açık yazamazsınız. Dış ülkeleri ilgilendiren konular var. Gizliliği de buradan kaynaklanıyor. Bunlar bazı dönemlerde anayasa gibi gösterildi. Anayasa'nın üzerinde görenler oldu bilgisizlikten.

HEM OKUDUM HEM YAZDIM
(Siyaset Belgesi'nin Kurtlar Vadisi'nde anlatıldığı gibi ‘Ezberle ve geri ver' şeklinde dağıtılıp dağıtılmadığı sorusuna) Bunlar geçmişte olmuş. 10 sene önceki demokratik standartlarımızla bugünkü aynı mı? Ben bu belgeyi hem okudum, hem de yazdım. İlk olarak Dışişleri Bakanı'yken (2005) yazarken o bölümlerin değişmesi gerektiğini bilerek yazdım. Bugün tartışılanlar (iç tehdit) daha eski dönemlere ait olanlar. Bunlar birkaç defa değişti.

İLERDE BİR GÜN AÇIKLANABİLİR
(Neden Avrupa ülkeleri gibi kamuoyuna açıklanmadığı sorusuna) Bir gün bizde de açık olabilir ama bölge istikrarı kazandığında. Gizliliğin kaynağı dış konular.

ZOR İŞLER BUNLAR
(Kürt meselesinde ‘İyi şeyler olacak' vaadinin gerçekleşip gerçekleşmediği konusunda) Zor konular bunlar. Bunlar bir günde olmuyor. Hepimiz bu vatanın çocuklarıyız, sahipleriyiz. Demokratik standartların yükselmesine bağlı. İki sene öncesinde tabu olan şeyler rahatça tartışılabiliyor. Önemli olan burada terörün bitmesidir. Zor işler bunlar.


İran uranyum zenginleştirmeyi hızlandırıyor
08.02.2010 / BBCWorld

İran'ın nükleer programı konusunda atacağını açıkladığı yeni adım uluslararası tepkiye hedef oldu.

İran lideri Mahmud Ahmedinecad, nükleer programdan sorumlu yetkililere işlemekte oldukları uranyumun zenginleştirilme oranını yüzde 5'ten yüzde 20'ye çıkarmaları talimatı verdi. Batılı hükümetler, bu sürecin, sonunda nükleer silah üretimini sağlayabileceğini öne sürüyor.

Almanya ve İngiltere kararı kınarken, Amerikan Savunma Bakanı Robert Gates, uluslararası topluma İran hükümeti üzerindeki baskıyı arttırmak için birlikte hareket etmeleri çağrısında bulundu. Gates, İran halkını değil, hükümeti hedef alan baskının daha önemli bir fırsat sunduğunu kaydetti. Londra'da Dışişleri Bakanlığı ise, Ahmedinecad'ın açıklamasının ''ciddi bir kaygı yarattığını'' söyledi. İngiltere, bu adımı BM Güvenlik Konseyi'nin konuyla ilgili beş kararının tasarlanmış bir şekilde ihlal edilmesi anlamına geldiği görüşünde. Kısa bir süre önce Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere ve Fransa, muhtemel bir yaptırımı içeren bir taslak belgeyi tartışmaya açmışlardı. Çin ise, sabırlı olunması ve diplomatik çözümün izlenmesi gerektiğini savunuyor.

Sivil amaçlı nükleer enerjide kullanılacak uranyumun yüzde 3 civarında zenginleştirilmesi yetiyor. Nükleer silah üretiminde kullanılabilmesi için ise uranyumun yüzde 90 civarında zenginleştirilmesi gerekiyor. BBC muhabiri John Leyne, Ahmedinecad'ın açıklamasının önemli bir kırmızı çizginin geçilmesi anlamına geldiğini kaydediyor.

İran Dışişleri Bakanı cumartesi günü yaptığı açıklamada ülkesinin nükleer programı konusunda dünya güçleriyle anlaşmaya yakın olduklarını söylemişti. Almanya'da açıklama yapan bakan Manuçehr Muttaki, zenginleştirilmiş uranyumun nükleer yakıt karşılığında yurtdışına gönderilmesi konusunda "uzak olmayan bir gelecekte" anlaşmaya varabileceklerini kaydetmişti.


Yollara çıkın
08.02.2010 / Hürriyet

Parti Meclisi üyelerine seslenen CHP Genel Başkanı Deniz Baykal “Bu yıl erken seçim olacak. Yollara çıkacaksınız, çalmadığınız kapı kalmayacak. Bu iktidarı yollayacağız. CHP seçimden birinci parti olarak çıkacak” dedi.

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Türkiye'nin çeşitli bölgelerinden gelen Parti Meclisi (PM) üyeleri aracığılığıyla CHP örgütüne, 'Yollara çıkacaksınız. Çalmadığınız kapı, girmediğiniz ev kalmayacak; çünkü bu iktidarı yollayacağız' emri verdi. CHP'nin cuma günü toplanan Parti Meclisi'nde konuşan, ardından da bazı PM üyeleriyle özel görüşmeler yapan Baykal, '2010'da erken seçim yapılacak. CHP de bu seçimlerden birinci parti olarak çıkacak. Bunun tek yolu ise halkımızın CHP'ye uzak durmuş kesimleriyle de dürüst ve önyargısız temas kurmak' dedi.

Her eve girin
Baykal, 'Son ekonomik krizle birlikte yüzbinlerce evde bir insanlık dramı yaşanıyor. Halkımız, açlık, yoksulluk ve işsizliğin tam ortasında çaresizlik içinde bekliyor. Halkımıza, yaşadıklarının kader olmadığını, tüm sorunların CHP iktidarıyla çözüleceğini anlatacağız. Hikayelerine kulak vereceğiz. Çalmadığımız kapı, girmediğimiz ev kalmayacak' dedi.

Baykal, mevcut seçim sistemiyle ilgili olarak ise 'Sistem büyük oranda birinci partiye tek başına iktidar olma imkanı veriyor; CHP de birinci partidir. Türkiye'nin yapısal dönüşümünü gerçekleştirmek için CHP'nin tek başına iktidar olmasına ihtiyaç var. Bunun yollarından biri de mevcut seçim sisteminden geçiyor. Haliyle sistemin değişmesi bu aşamada doğru değil' değerlendirmesinde bulundu.


Irak Parlamentosu'nun Olağanüstü Oturumu Bugüne Ertelendi
08.02.2010 / Voanews


Irak parlamentosu genel seçimlere girmesi yasaklanan adayların affedilmesinin görüşüleceği olağanüstü oturumu bugüne erteledi. Dün yapılması beklenen özel oturum, yargı yetkililerinin raporu yetişmediği için ertelendi.

Temyiz mahkemesi, 500 adaya Saddam Hüseyin döneminin Baas Partisi'yle bağlantıları olduğu gerekçesiyle konan seçim yasağını kaldırmıştı. Sünniler, Seçim Kurulu tarafından alınan yasak kararının çoğunluğu oluşturan Şiilerin kendilerini siyasi olarak dışlamayı amaçladığını iddia ediyordu. Ancak bu kez temyiz kararı Irak'ın Şii kentlerinde gösterilere yol açtı. Meclisteki olağanüstü oturum çağrısını da Irak'ın Şii Başbakanı Nuri el Maliki yapmıştı.

Öte yandan Musul'da genel seçimlere katılmayı planlayan bir kadın aday silahlı kişilerce öldürüldü. Öldürülen kadın aday, eski Başbakan İyad Allavi'nin kurduğu Irak İttifakı'nın üyesiydi. Allavi, kendisi Şii olmasına rağmen, Sünni lider Salih el Mutlak'la bir araya gelerek laik görüşlere sahip Irak İttifakı'nı kurmuştu.


Miting gibi açılış yaptı
08.02.2010 / Milliyet

Türkiye Değişim Hareketi (TDH) lideri Mustafa Sarıgül’ün Maltepe’de katıldığı “iktidara hazırlık merkezi”nin açılışı büyük ilgi gördü.

Sarıgül, 'Meclis'te kavga başladıysa bu işin sonuna gelinmiştir. Çare TDH'dir' dedi. Şişli'den Maltepe'ye doğru yola çıkan Sarıgül'ün önü Boğaziçi Köprüsü gişelerinde TDH'liler tarafından kesildi. Pankartlar açarak Sarıgül'e sevgi gösterisinde bulunan gruplar, E-5 karayolu boyunca desteklerini sürdürdü. Maltepe Meydanı'nda yaklaşık 3 bin kişi sağanak yağmur altında Sarıgül'ü dinledi.


Netanyahu: 'Suriye'yle Barışmak İstiyoruz'
08.02.2010 / Voanews

İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu, Suriye’yle barış yapmak istediklerini söyledi.

Netanyahu aynı Mısır ve Ürdün'le yaptıkları gibi, Suriye ve Filistinlilerle de barış yapmak istediklerini söyledi. Bakanlar kurulu toplantısında konuşan Netanyahu, İsrail'in güvenliği garanti altına alınır ve önkoşullar sunulmazsa, Suriye'yle görüşmeye istekli olduklarını belirtti.

Bir süre önce Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad, İsrail'in barışa yanaşmadığı ve bölgeyi savaşa sürüklediğini savunmuş, buna karşılık İsrail Dışişleri Bakanı Avigdor Lieberman, savaş olması durumunda bunu Suriye'nin kaybedeceğini ve Şam hükümetinin İsrail'i kışkırtmaya son vermesi gerektiğini söylemişti. Suriye ve İsrail arasında Türkiye'nin yürüttüğü dolaylı görüşmeler, İsrail'in geçen yıl düzenlediği Gazze operasyonundan bu yana aksamış bulunuyor.


DP'li Çıray Akdağ'ın istifasını istedi
08.02.2010 / Sabah


Demokrat Parti (DP) Genel Başkan Yardımcısı Aytun Çıray, domuz gribi olayıyla ilgili tüm öngörülerinin yanlış çıktığını iddia ettiği Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın, istifa etmesi gerektiğini belirtti. Çıray yazılı açıklamasında, "Dünyanın her demokratik ülkesinde bu kadar yanılan ve halkını yanıltan bir bakan derhal istifa eder'' dedi.


Viktor Yanukoviç çok az farkla önde gidiyor
08.02.2010 / BBCWorld

Ukrayna Cumhurbaşkanlığı seçiminde, Moskova yanlısı muhalif lider Viktor Yanukoviç, yüzde 3'den az oy farkıyla önde gidiyor. Şimdiye dek oyların yüzde 90'ından fazlası sayıldı.

Cumhurbaşkanlığı seçiminde oy sayımını izleyen BBC Muhabiri, sonucun henüz kesinleşmiş sayılamayacağını kaydediyor. Yanukoviç, şimdiden, kendisine destek verenleri kutladı ve ülkenin ihtiyaç duyduğu değişimi getireceğini söyledi. Yanukoviç, Timoşenko'nun istifa etmesini istedi, ancak Timoşenko bunu reddetti.

Yulya Timoşenko, zafer ilan etmek için henüz erken olduğunu bildirdi. Önceki saatlerde Timoşenko'nun kampanya sorumlusu, seçimde yoğun olarak hile yapıldığını söylemişti. Viktor Yanukoviç, bundan beş yıl önce şiddet içermeyen "Turuncu Devrim" ile iktidardan uzaklaştırılmıştı. Uluslararası gözlemciler seçime ilişkin izlenimlerini bugün açıklayacaklar; bir gözlemci BBC'ye verdiği demeçte ilk izlenimlerin olumlu olduğunu kaydetti.

59 yaşındaki Yanukoviç yönetiminde, Ukrayna'nın dış politikasının daha fazla Rus yanlısı bir çizgiye geçmesi bekleniyor. Kiev'deki BBC muhabiri Richard Galpin'e göre, seçimi Yanukoviç'in kazanması, Batı yanlısı Turuncu Devrim'in liderlerinin, verdikleri sözleri yerine getiremediklerini ve halktaki derin düş kırıklığını gösterecek.

Turuncu devrim süreci
Yanukoviç, 2004 yılındaki son seçimde de cumhurbaşkanı adayıydı. Daha sonra ise seçimde Yanukoviç lehinde usulsüzlükler yapıldığı anlaşılmıştı. Timoşenko'nun da liderleri arasında olduğu sokak protestoları, Yanukoviç'i iktidardan uzaklaştırmıştı. Sürecin sonunda Timoşenko, Yuşçenko ile beraber iktidara gelmiş, uluslararası alanda tanınan bir lidere dönüşmüştü. Mevcut Cumhurbaşkanı Viktor Yuşçenko ise, seçimin geçen ay yapılan ilk turunu kaybetmişti.

Kampanya dönemi
Başbakan Yulya Timoşenko ile ana muhalefet lideri Viktor Yanukoviç'in ikinci turda yarıştıkları seçim kampanyası, taraflar için hayli yıpratıcı geçti. 2004 yılında zaferini ilan eden ancak, gösteriler ve Yüksek Mahkeme kararı ardından, seçimi kaybettiği bildirilen Yanukoviç, o dönemde Rusya'nın yakın desteğine sahipti. Ukraynalı lider, şimdi daha pragmatist olacağını hem Doğu'ya hem de Batı'ya bakacağını ve ülkesinin Avrupa Birliği'yle bütünleşmesini istediğini söylüyor.


NATO Savunma Bakanları İstanbul'da
05.02.2010 / Voanews


NATO Savunma Bakanları İstanbul'da toplandı. Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül'ün ev sahipliği yaptığı gayrı resmi toplantıya 28 üye ülkenin Savunma Bakanları katılıyor. Amerika Savunma Bakanı Robert Gates de İstanbul'da. NATO'ya üye olmaya hazırlanan Gürcistan ve Ukrayna da toplantıya heyet gönderdi. Ana gündem maddesi Afganistan olan toplantıya Ermenistan Savunma Bakanı Seyran Ohanyan da katılıyor.

Dün akşam özel bir uçakla İstanbul'a giden NATO Genel Sekreteri Anders Fogh Rasmussen, üye ülkelerden, Afgan güvenlik kuvvetlerinin eğitimine daha fazla katkıda bulunmalarını istedi. Toplantıda, NATO'nun yeni hedefleri, sivil koordinasyon, yetki devri ve askeri operasyonların finansmanı konuları da görüşülüyor. Askeri yetkililere göre NATO, Taleban'ı tümüyle yok etmek yerine, bölerek zayıflatmayı planlıyor.

Toplantıya Amerika Savunma Bakanı Robert Gates'in yanı sıra, Afganistan'daki NATO Kuvvetlerinin komutanı Orgeneral Stanley McChrystal ve üst düzey Afgan yetkililer de katılıyor. Başkan Obama Afganistan'a 30 bin ek asker gönderileceğini açıklamıştı. NATO üyesi ülkelerin de asker sayısını en az 7 bin arttırması bekleniyor. Orgeneral McChrystal'ın önündeki en önemli işlerden biri bu kuvvetler arasında uyum sağlamak.

Yarın akşam yemeğinde bir araya gelecek olan sivil ve askeri yetkililer, Afganistan İçişleri ve Savunma Bakanlarının da katılımıyla Afganistan'daki son durumu ve bu yıl içinde adımları değerlendirecek. Amerika Savunma Bakanı Robert Gates, Türkiye'den ayrılmadan önce Ankara'da temaslarda bulunacak. Gates Amerika'ya dönmeden önce ikili görüşmeler için Roma ve Paris'e de uğrayacak

İstanbul Kongre Merkezi'nde çok sıkı güvenlik önlemleri altında yapılan NATO toplantısını yerli ve yabancı yüzlerce gazeteci izliyor.


Referandum tasarısı öne çekiliyor
05.02.2010 / Sabah


AK Parti Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ, Anayasa Değişikliklerinin Halkoyuna Sunulmasına ilişkin yasa teklifini Genel Kurul'un gündeminin ön sıralarına çekiyor. TBMM Danışma Kurulu toplantısında, ilgili yasa teklifinin- Genel Kurul gündeminin ön sıralarına çekilmesine konusundaki AK Parti Grubu'nun talebi CHP, MHP ve BDT grupları arasında uzlaşı sağlanamadı. Ancak AK Parti Grubu'nun önerisi kabul edilirse, önümüzdeki hafta referandum süresini indiren yasa teklifi Genel Kurul'da ele alınacak.


Haddinizi bilin!
05.02.2010 / Milliyet

MHP lideri: Erdoğan ve Ak Parti grubunu siyasi terbiyeye ve hadlerini bilmeye davet ediyorum. Rüzgâr eken mutlaka fırtına biçecektir

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, dün yaptığı yazılı açıklamada, TBMM Genel Kurulu'da çıkan kavga ve sonrasındaki gelişmeleri değerlendirirken, partisini karaladığını savunduğu bazı medya kuruluşlarına ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a sert eleştiriler yöneltti. Bahçeli özetle şöyle dedi:

ŞANTAJ VE DAYATMA
Erdoğan hayatın gerçeklerinden koptu. Bütün gayretlerine rağmen yaşanan ağır tahribatla yüzleşme durumunda kalındığı vakit, Başbakan ve kadrolarının tercih ettiği yöntem ise azar, hakaret, baskı, şantaj ve dayatma olmaktadır. Bunun son örneği TBMM çatısı altında yaşandı. Ak Parti her alandaki bunalımı gözlerden kaçırmak için yeni gerilim ve istismar stratejisini uygulamaya koydu. Bu stratejinin ana unsurları, sanal bir demokrasi taraftarlığı ve karşıtlığı Türk Silahlı Kuvvetlerine yönelik haklı veya haksız ithamlar, inançlar ve maneviyat üzerinden yapılan ağır istismarlar ile özel hayatını bile siyasetin malzemesi haline getirmekten utanmayan anlayış oluşturmaktadır.

ERDOĞAN'IN FEDAİLERİ
Bu karanlık kampanyanın araçları; işbirlikçi medya gücü, yandaş sivil toplum kuruluşları ve uzantıları, uluslararası kara para-finans şebekeleri ile Erdoğan'ın fedailiğini yapmaya hazır bazı Ak Parti milletvekilleridir. Ancak servetinin kaynağı şaibeli olan ve elindeki medya gücünü ticari faaliyetleri için iktidara kiralayan medya patronlarından Ahmet Çalık, Akın İpek, Turgay Ciner ve Ferit Şahenk'in elindeki haberleşme vasıtaları ve elemanları ile partimize yönelik karalamaların odağı haline geldikleri görülmektedir. Söz konusu olan medya temsilcilerinin gerçeğe aykırı ve ahlaken sorunlu yayınlarının devamı halinde, aziz milletimiz bunları affetmeyecek ve milliyetçi -ülkücü irade ise bu ahlaksızlığı asla unutmayacaktır.

HADDİNİZİ BİLİN
Erdoğan ve Ak Parti grubunu siyasi terbiyeye ve hadlerini bilmeye davet ediyorum. Rüzgâr eken mutlaka fırtına biçecektir. Başbakan Erdoğan sabırları zorlamaktan artık vazgeçmeli ve yaktığı fitne ateşine ilk önce kendisinin düşeceğini iyi bilmelidir.


Sigara terörden bile zararlı
05.02.2010 / Milliyet

Erdoğan: Hem kurusu, hem sulusu hepsine karşıyız. Sigara terörden daha sinsi bir tehlikedir. İnsanımızın cebinde taşıdığı ölüm makinesi

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, sigara yasağı yüzünden işletmelerin kapanmak zorunda kalmasından şikâyet eedenlere 'Bazı yerlerde ‘efendim dükkânlarımız kapanıyor, restoranlarımız kapanıyor, şöyle oluyor, böyle oluyor' deniliyor. Bunların hepsi züğürt tesellisi. Yok böyle bir şey. O kadar kapanıyorsa bir misli fazlası açılıyor' dedi. Yeşilay da, 'Sigara terörden bile daha zararlı. Tütünle mücadele terörle mücadele kadar önemli' diyen Erdoğan'a yasayla ilgili ödül verdi.

Erdoğan, Yeşilay'ın düzenlediği 'Kapalı Alanlarda Tütün Ürünlerinin Kullanımını Engelleyen Yasanın Kabul Edilişinin İkinci Yıldönümü Ödül Töreni'ne katıldı. Sigara ile mücadelede kararlı olduklarını belirten Erdoğan özetle şu mesajları verdi:

Medyada veya çeşitli platformlarda zaman zaman ‘Başbakan sigara içmediği için başkalarının da sigara içmesini istemiyor' denildiğine şahit oluyorum. Elbette aktif bir kullanıcı olmadığım gibi pasif bir kullanıcı da olmak istemiyorum. Yanı başımda sigara içilmesinden rahatsız oluyorum. Buna kimsenin hakkı yok.

Ana muhalefet partisinin iki milletvekili ne yazık ki komisyonda tekrar yeni bir önerge vermek suretiyle bu yasayla ilgili değişiklik talebinde bulunuyorlar. İktidarımız döneminde böyle bir değişikliğe asla müsaade etmeyiz. Bu karar verilmiştir, yasa çıkmıştır ve bu iş bitmiştir.

Bazı yerlerde, ‘efendim dükkânlarımız kapanıyor, restoranlarımız kapanıyor, şöyle oluyor, böyle oluyor' deniliyor. Bunların hepsi züğürt tesellisi. Kapanan şirketler vardır, başarılı olmazsan kapanırsın.

SİGARALARI YİNE TOPLADI
Başbakan Erdoğan, tören sonrasında katılımcı iki kadınla sohbet etti. Aynur Kaplan'dan sigara paketini alan Erdoğan, üzerine adını, soyadını, telefon numarasını, tarihi yazarak imza atmasını istedi. 'Hayırlı olsun' diyerek paketi Özel Kalem Müdür Yardımcısı'na verdi.

MHP özür dilemeli
Başbakan Erdoğan, TBMM Genel Kurulu'nda yaşanan kavga nedeniyle MHP'nin tüm Türkiye'den özür dilemesi gerektiğini belirterek 'Battıkça batıyorlar, çünkü bunlar bir batağın içindeler' dedi. Konuyla ilgili soruları yanıtlayan Erdoğan şöyle konuştu: 'Özür dilemesi gereken bir parti varsa MHP'dir, MHP'nin milletvekilleridir. Bu ülkede başbakanın eşi inancı gereği başörtüsü sebebiyle hasta ziyaretine gitmeye mani olanlara karşı çıkacağına, eşimle istihza edecek bir yapı, anlayış, zihniyet temsilidir MHP. Onun da ötesine geçerek şahsımla alakalı... Buna tahammülümüz mümkün değil, ‘peygamberlik isnat edilen başbakan' yaklaşımı... Yani ‘eğer peygamberlik zinciri bitmeseydi Erdoğan peygamberlik bekliyordu', böyle saçmalık olur mu?'

Hem kurusu hem sulusu
Hem kurusu, hem sulusu, hepsine karşıyız. Bunu aklıselimle düşünmek lazım. Sağa, sola çekmenin anlamı yok. Sigara tüketimi artık terör kadar, hatta terörden daha zararlı boyutlara ulaşmıştır. Sigara terörden çok daha sinsi bir tehlikedir. Bu tehlike öyle dağlarda falan dolaşmıyor. İnsanımızın cebinde taşıdığı bir ölüm makinesi adeta.

Bakın, domuz gribi dendiğinde toplumun geniş bir kesiminin nasıl teyakkuza geçtiğini hepimiz biliyoruz. Bir domuz gribinin yol açtığı ölümler de, sigaranın yol açtığı ölümler de ortada. İkisini mukayese edin. Domuz gribiyle mücadele için bütün dünya alarma geçmişti. Harcadıkları para milyarlarca dolar. Sigarayla mücadele daha mı az önemli? İnanın, bazen önüme konuşma notlarım geliyor, notlarıma bile sigara kokusunun nasıl sindiğini görüyorum. Çünkü bu yazıp çizen arkadaşlarım da bakıyorum ki bayağı ciddi içiyor. Başbakan olduk, koridorlarda giderken sigara dumanından, sigara kokusundan geçemiyorduk.


Irak seçim kampanyasının başlama tarihi ertelendi
05.02.2010 / BBCWorld

Irak Bağımsız Yüksek Seçim Kurulu, gelecek ayki parlamento seçimleri için kampanya tarihinin başlangıcını erteleyeceğini açıkladı.

Kurulun açıklaması, Saddam Hüseyin'in faaliyetleri yasaklanmış olan Baas Partisiyle ilişkili adayların seçime katılmalarına konan yasak kararının geri çevrilmesini izliyor. Yasak kararının kaldırılmasını Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani talep etmişti.

Irak Bağımsız Yüksek Seçim Kurulu, eski Irak lideri Saddam Hüseyin'in yasaklı Baas Partisi'yle bağlantıları olduğu iddia edilen 500 dolayında siyasetçinin 7 Mart'ta yapılması planlanan seçime girmesini yasaklamıştı. Temyiz mahkemesi, Baas Partili politikacılara seçime katılmayı yasaklayan kararın geri çevrilmesini isterken, Irak hükümeti yasağın sürmesinden yana.

Pazar günü başlaması planlanmış olan seçim kampanyasının, bu anlaşmazlığın çözüme kavuşturulabilmesi için, gelecek Cuma günü başlatılacağı açıklandı. Böylece Pazar günü, parlamentoda, mahkeme kararı hakkında olağanüstü oturum yapılabilmesi zaman yaratılmış oluyor. Irak hükümeti, Baas Partili siyasetçilerin seçimlere girebilmesine kapı açan kararın, 'yasadışı' ve 'anayasaya aykırı' olduğunu belirtmişti.

Sünni siyasi liderler ise yasağın kendilerini hedeflediğini savunuyor. Yasaklılar arasında önde gelen bazı Sünni siyasetçilerin de bulunduğu belirtiliyor ve Şiilerin hakimiyetindeki hükümetin, mezhep ayrımcılığı yaptığı iddia ediliyor. Sünni siyasetçi Salih el Mutlak, BBC'ye yaptığı açıklamada, yasağın kaldırılmasını memnuniyetle karşıladıklarını söyledi.

Amerika Birleşik Devletleri de, Baasçılara seçim yasağını eleştirmiş, bunun seçimlerin güvenilirliğine gölge düşüreceğini açıklamıştı. Irak'ta eski Baas Partisi mensuplarına getirilen kısıtlamalar son yıllarda hafifletilmişti. Ancak Irak'ta, yasaklı Baas Partisi'yle bağlantılı olanların, ülkedeki kamu hayatında yeri olamayacağını düşünen çok sayıda Iraklı olduğu belirtiliyor.

7 Mart'taki genel seçimler, ABD askerlerinin çekilmesinden önce Irak'taki ulusal uzlaşma süreci açısından önemli bir sınav olarak görülüyor. Sünnilerin çoğu, son olarak 2005'te yapılan seçimleri boykot etmişti.


Eski Ak Partili Cübbeli’yi Baykal’la konuşturmuş
05.02.2010 / Milliyet

CHP lideri Deniz Baykal, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın Cübbeli Ahmet Hoca ile ilgili iddiasını düzelterek kabul etti

Baykal, 'Aylar önce bir eski AKP'li milletvekili akşam beni aradı hal hatır sordu, benimle ilişkisi olan bir insan, ‘Bakın yanımda Cübbeli Ahmet Hoca var anjiyo oldu, bir geçmiş olsun demez misiniz kendisine' dedi. Ben de ‘Bunlar artık çok yaygın uygulamalar haline geldi, sağlınızı tam kazanmış olduğunuzu umut ediyorum. Sağlıklar diliyorum' dedim kapattık' diye konuştu.

Baykal, CNN Türk'te yayınlanan Ankara Kulisi programında Milliyet gazetesi Ankara Temsilcisi Fikret Bila ve Radikal gazetesi Ankara Temsilcisi Murat Yetkin'in sorusunu yanıtladı. Yeni Şafak gazetesinde önceki gün yer alan haberde Baykal'ın Cübbeli Ahmet Hoca'yı aradığı belirtilmişti. Arınç da dün NTV'de konuyu gündeme getirmişti.

Baykal, 'Varsayalım ki aradım, kamuoyunda tanınan TV'lere çıkan bir kişi sağlık problemiyle karşı karşıya kalmış anjiyo yapılmış ben de geçmiş olsun demişim. Aradıysam aradım, bunu dile getirenler onlar. Bu çok üzüntü verici bir zihniyet. Üstelik bunu bir suç gibi ifade ediyor Başbakan Yardımcısı, mesele bunu yadırgayan zihniyettedir. Bu politik değil insani bir olay.' Baykal'ın bahsettiği kişinin eski Ak Parti Afyon Milletvekili Mahmut Koçak olduğu öğrenildi.


AK Parti, sanatçılara demokratik açılım için davetiye gönderdi
05.02.2010 / Zaman

Demokratik açılımı halka anlatmak için daha önce kitap bastıran AK Parti, bu sefer sanatçıları devreye sokuyor. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Dolmabahçe'deki Başbakanlık Ofisi'nde 20 Şubat'ta sanatçılarla bir araya gelecek.

AK Parti Tanıtım ve Medyadan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, toplantıya 60'a yakın sanatçının davet edildiğini söyledi. Toplantılar 3 seans halinde yapılacak. İlk davetliler arasında Ajda Pekkan'dan Sezen Aksu'ya, Ferhat Göçer'den İbrahim Tatlıses ve Emel Sayın'a kadar birçok ünlü ses sanatçısı yer alıyor. AK Parti, ikinci tur görüşmeler için Yılmaz Erdoğan gibi sahne sanatçılarını, üçüncü turda da Yaşar Kemal, Adalet Ağaoğlu, Orhan Pamuk ve Ayşe Kulin gibi yazarları davet etti.

NTV'de yayınlanan Canlı Gaste programına katılan Çelik, sanatçıların ağırlıklı olarak İstanbul'da yaşamaları nedeniyle toplantıların bu kentte yapılacağını söyledi. Çelik, toplantılar hakkında, "Brunch şeklinde gerçekleştirilecek. Her toplantıda 50-60 insan olacak. Yuvarlak masa şeklinde oturulacak ve birkaç yetkili de katılacak. Sohbet edilip aktüel meselelerde fikir alışverişinde bulunulacak." bilgisini verdi. Dün ve bugün aradığı sanatçıların, davet nedeniyle memnuniyet duyduğunu söyleyen Çelik, ikinci toplantının da şubat sonu ya da mart başında gerçekleştirileceğini dile getirdi. Çelik şöyle devam etti: "İlk başlarken, kamuoyu desteğinin ne olup olmadığı bilinmezken, sanatçılar Başbakan'ı arayarak destek verdiler. Başbakan da, bunu önemsediğini ifade etti. Bu toplantıların desteğin azalıp çoğalmasıyla ilgisi yok. Baştan planlanmış bir şeydir, ancak yeni sıra geldi. Katılım daha yüksek olsun isterdik ama o zaman toplantı, amacına hizmet etmiş olmazdı. Amaç, yüz yüze olmak ve sanatçılara söz vererek katkı sağlamaları."


BDP'de yeni MYK üyelerinin yarısı kadın
05.02.2010 / Sabah


OLAĞANÜSTÜKongre sonucu toplanan BDP Parti Meclisi, MYK üyelerini çarşaf liste ile belirledi. Selahattin Demirtaş Başkanlığı'nda dün toplanan PM'de 27 kişinin aday olduğu MYK'ya, milletvekili Emine Ayna, eski BDP başkanı Demir Çelik, feshedilen DEHAP'ın eski başkanı Tuncer Bakırhan, Sosyalist Demokrasi Partisi'nin (SDP) eski başkanı Filiz Koçali, eski Mazlumder Başkanı Ayhan Bilgen, eski Yüksekova Belediye Başkanı Salih Yıldız ve Iğdır Milletvekili Pervin Buldan, Tunceli Milletvekili Şerafettin Halis, İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel de girdi. Cinsiyet kotası nedeniyle MYK'nın 11 erkek ve 10 kadından oluşması dikkat çekti. BDP Meclis Grubu ise Demirtaş ve Gültan Kışanak'tan boşalan Grup Başkanvekilliklerine Batman Milletvekilleri Ayla Akat ve Bengi Yıldız'ı getirdi.


Kuzey İrlanda'da siyasi krize son
05.02.2010 / BBCWorld

Kuzey İrlanda'nın en büyük iki partisi, polis ve yargı düzenlemelerinin Londra'dan Belfast'a devrine yönelik sorunun çözümü konusunda anlaşmaya vardı.

Birleşik bir İrlanda'yı savunan Sinn Fein'le, Kuzey İrlanda'nın İngiltere'nin parçası olmasını isteyen Demokratik Birlik Partisi arasındaki müzakereler 10 gündür sürüyordu. Demokratik Birlik Partisi lideri Peter Robinson, meclis gruplarının çok yapıcı bir toplantı yaptığını, önerileri milletvekillerine sunma şansı bulduğunu, 35 milletvekilinin tümünün de önerilere destek verdiğini söyledi.

Sinn Fein lideri Gerry Adams da Demokratik Birlik Partisi'nin kararını memnuniyetle karşıladıklarını belirtti. İngiltere Başbakanı Gordon Brown ve İrlanda Başbakanı Brian Cowen'ın bu gelişmeler sonrası bugün Belfast'a gitmeleri bekleniyor.

Anlaşmanın ayrıntıları bugün açıklanacak
Kuzey İrlanda'da taraflar arasında varılan anlaşmanın detayları kamuoyuna bugün açıklanacak. Ancak anlaşmayla Kuzey İrlanda'nın ilk kez bir Adalet Bakanı olacağı kesin.

Taraflar arasında anlaşmaya varılamaması halinde ise Kuzey İrlanda'da iktidar paylaşımına dayanan 1998 tarihli barış anlaşmasının geleceği tehlikeye girecekti. Zira Sinn Fein, krizin aşılıp yargı sisteminin denetiminin Belfast'a yönetime aktarılmaması halinde, iki buçuk yıldır parçası olduğu koalisyon hükümetinden ayrılma tehdidinde bulunuyordu.

Sinn Fein pazarlıklar sırasında, Kuzey İrlanda'da mezhepler arası gerginliği körüklediğinden endişe edilen İngiltere ile birlik yanlılarının geleneksel geçitlerine izni, bölge yönetimince atanacak bağımsız bir konseyin vermesine de karşı çıkmıştı. Kuzey İrlanda'da 30 yıl boyunca Katoliklerle Protestanlar arasında çıkan çatışmalarda ise 3600 kişi ölmüştü.