Ana Sayfa I Bize Ulaşın I Site Haritası I English
 
Kırılma Noktası
Bellek
Röportaj / Sine-Politik
Haber Yorum Analiz
Siyasal Hareketler-Projeler
Araştırma Dokümantasyon
Türkçe'de Siyasal İletişim
Dünya'da Siyasal İletişim
  Kırılma Noktası  İnternette Politikacılar
Avrupa Birliği: Tek yol mu?


Yine AB’de bir yol ayrımına geldik. Yine “en önemli” rapor açıklanıyor. Bir kez daha “en önemli” kararların arifesindeyiz. Yeni ekonomik etkiler, siyasal sonuçlar, yeni beklentiler, arayışlar, Avrupa Birliği bizim için artık bitmeyen bir şarkı! Ne besteci, ne güfteyi yazan, ne söyleyenler ne de bu şarkıyı çalanlar bıkmadı. Biz bir türlü canı gönülden “bu bizim şarkımız” diyemedik. Dinleyenler ise şarkıyı söylemeye niyetli olan dışında her şey ile ilgili “görünüyor”.

Şarkı metaforunu daha fazla sürdürmek mümkün, ancak bir şeyi doğrudan söylemek gerekiyor. Repertuarında tek şarkı olan bir şarkıcının “işsiz” kalması veya “aç” kalması ya da tek bir gazinoya mahkum olması kaçınılmazdır. Türkiye’de bu şarkıyı söylemekteki ısrarı ve tarzıyla “potansiyel bir işsiz şarkıcı” gibi.

Rota neredeyse 150 yıl önce çizildi. 1839’da ilan edilen Tanzimat Fermanı’ndan bu yana “Avrupalı” olmaya çalışıyoruz. Peki olmaya çalıştığımız Avrupalı kim? Onu tanımlayan sine quo non “öz” nedir? Yanıtlar: Hıristiyanlık, Yunan kültürü/ruhu, Aydınlanma, Roma Hukuku ve düzeni, eleştirel akıl, insan hakları/özgürlükler, demokratik ve liberal değerler. Büyük savaşlardan sonra Avrupalılığı/uygarlık standardını bu değerlere ve barış fikrine dayandıran Avrupalılar en son Kopenhag Zirvesi’nde bir kez daha bu değerlere Türkiye’nin uymadığını açıklamışlardı.

Genç Türkiye ufkunu, vizyonunu kuruluşundan beri “Batı değerler” sistemi üzerine 1940’lardan beri siyasal, ekonomik ve stratejik tercihlerini “Batı dünyası” perspektifine oturttu. Bu tercihler NATO, Avrupa Konseyi, AGİK ve diğer birçok kuruluşta üyelikle sonuçlanırken Avrupa Birliği’nde bitmeyen şarkıya dönüştü. Üstelik “devletin” de, AB’yi jeopolitik ve jeostratejik bir zorunluluk olarak görüp “Türkiye’nin sosyal, politik, ekonomik ve güvenlik hedefleriyle örtüştüğünü” savunmasına rağmen olmadı, olmuyor. Bu sonuçta politikacılarımızın ve bürokrasinin sorumluluğunun ne kadar büyük olduğu her geçen gün daha fazla ortaya çıkıyor. Ama karşı tarafın ne kadar “isteksiz” ve “olmasa ne kadar iyi olur” babından tutumları ve açıklamaları da deyim yerindeyse “kabak tadı” verdi. Üstelik her yol ayrımında içine sürüklendiğimiz, ödevlerini yapmayan suçlu çocuk psikolojisi de işin cabası.

Şimdi bu yazının asıl derdine geliyorum: Ülkemizin bu uzun yıllara dayalı stratejik tercihinin getirdikleri, getirecekleri ve götürdükleriyle ilgili çok ciddi muhasebeler yapmak ve alternatif “yollar” aramak zorunluluğu...

Türkiye Ekonomisi AB ile içiçe, “Gümrük Birliği” yararımıza işliyor, “dere geçerken at değiştirilmez”, alternatif bir yolun maliyeti çok yüksek, bu arayışlar AB’deki Türkiye karşıtlarına koz verir, AB serüveni olumlu sonuçlanmak üzere, sadece bizim yüzümüzden nazlanıyorlar, Türkiye bir zarar görmeyecek, her şey güzel olacak nerden çıktı şimdi bu “yeni yol” arayışları diyorsanız, zaten bir şey yapmanız gerekmiyor...

Ancak bu şarkının bitmeyeceği, 10-15 yıl daha süreceği anlaşılıyor. Kimileri “Finish’e 5 kala” iyimserliğine sahip olsa da kimileri “Ne olursa olsun, kapıları zorlayacağız. Avrupa camiasında yerimizi almaya mecburuz" dese de, köprülerin altında daha çok su akacağı görülüyor. Üstelik toplum AB karşısında ciddi kuşkular taşıyor: “AB bizi almak değil, üyelik sürecinde bölüp, parçalayıp, küçültmek ve zayıflatmak istiyor.” SESAR’ın* yıllar önce yaptığı bir araştırmada (2000) halkın önemli bir bölümü AB’yi dikkate almamak, farklı yollar aramak gerektiğini (%27.2), AB’nin bizi bölmek istediğini (%39.87) düşünüyordu. Bugün de genel izlenimin bu yönde olduğuna ilişkin yaygın bir kanaat var.

Ülkenin demokratikleşmesi ve “çağdaş değerlerin” ülkemizde egemen olmasının yolunun AB’ye üyelik dışında bir alternatifini görmeyenler, laikliğin ve insan haklarının kurumsallaşmasını AB’ye endeksleyenler, “barış projesi” yaklaşımıyla sivil toplumu tamamen bu hedefe angaje etmeye çalışanlar, AB karşısında “eli mahkum” bir bakış açısının Türkiye için “çaresizlik” / ”alternatifsizlik” olduğunu görmek zorundalar.

Çünkü Türkiye’nin AB olmadan bir geleceği olmadığına inanmak, “tek şans/yol” fikrine saplanıp kalmak, “İstiklal Savaşı”mızı yoktan var eden kadronun, mandacılar karşısındaki “yaratıcı cesaretini” algılayamamak demektir. Daha da kötüsü çok az ulusa nasip olmuş bir tarihten, tarihimizden hiç ders çıkaramamış olmaktır. Baştan bir yanlış anlamayı engelleyelim: Yurtseverlik kimsenin tekelinde değil. AB’ye girmeyi savunanları “mandacı”, “vatan haini” falan görmüyorum. Hayatı “tek şans/yol” fikrine indirgeyenlerin hem insanımıza hem de ülkemize ve tarihimize haksızlık yaptığını savunuyorum.

Şunları dürüstçe kendimize itiraf edelim: AB’nin kapısına dayanıp “içeri almazsanız dağıtırım buraları” diyemeyeceğimizi... O kapıdan “ekonomik/siyasal/stratejik çıkarlar” açısından “onlar” avantajlı olmadan giremeyeceğimizi... “Kazan-Kazan” yaklaşımının “tek yol” üyeliklerde geçerli olamayacağını... AB dışındaki tüm alternatiflerin (hayallerin değil) “tu kaka” edilemeyeceğini...

Kendinden umudu kesenlere rağmen “kendimiz” başarmak zorundayız: Demokrasiyi, “çağdaş değerleri” uygulamayı, laikliği korumayı, geliştirmeyi, insan hak ve özgürlüklerini ve barışı egemen kılmayı. (‘Kahrolsun insan hakları’ sloganlarına, teröre, yaygın yoksulluğa, yolsuzluklara, ekonomik açmazlara, işkenceci polisleri adaletten kaçırmaya çalışanlara ve daha birçok soruna rağmen...)

Oturup “AB dışında Türkiye yoluna nasıl devam edebilir?” sorusunun yanıtını da bulmaya çalışalım. Bu soru hakkıyla yanıtlanmadan AB karşısında “onurlu” bir duruş, üye olma süreci yaşamak mümkün değil! Bu soruyu sormayı, yanıt aramayı, seçenekler önermeyi “Batı karşıtlığı” veya AB karşıtı olma perspektifi içinde tartışmanın da kimseye faydası yok. Farklı milliyetçilik hezeyanları, “Cumhuriyetimizin” çizilmiş rotasını saptırma iddiaları, Üçüncü Dünyacı arayış ve nitelemeleri vb. polemikler, “yeni yol” arayışlarını zenginleştirmekten öte tıkayıcı unsurlar taşıyor. Suçlama ve karalamaların dışında yapılacak tartışmalar, AB’nin olası bir “hayır”ı karşısında zemin dahi oluştursa, bu zemin, kaybettiğimiz zamanın da bir bölümünü karşılayacağı için büyük bir avantajdır.

Küreselleşmenin dayattığı gerçekler ve 11 Eylül sonrası “teröre” endeksli yapılanmalar belki “kendi şarkımızı” yazmamıza engel, ama repertuarı olabildiğince geniş tutmak, kiminle birlikte söyleyeceğimize karar vermek de bizim yaratıcılığımızla sınırlı... Hayal kırıklıkları ile geçecek bir 10-15 yıl yerine B-C planlarına sahip olmamız, halka güven vereceği gibi AB karşısında ve Dünyada “onurlu ve güçlü bir ülke” olmanın yolunu da açabilir.

Şimdi sıra B-C planlarını tartışmakta...

O. Suat Özçelebi / 09.09.2004
*Anket SESAR (Siyasi, Ekonomik; Sosyal Araştırma ve Strateji geliştirme Merkezi) tarafından 2000 yılının Aralık ayında 1.908 denekle yüz yüze yapılmıştır. Araştırmanın Sahası: Tunceli, Hakkari, Artvin, Bingöl, Ardahan, Sürt, Şırnak, Aksaray, Gümüşhane, Bayburt, Kilis, Karaman, Niğde, Kırklareli, Uşak, Kırşehir, Nevşehir, Yalova, Çankırı, Burdur, Kars, Bilecik, Muş, Erzincan, Bartın illeri dışında 55 il, 24 ilçe ve 10 beldededir. Kotalar: (Eğitim, yaş, cinsiyet istatistiklerine bağlı kalınmıştır. İstatistiki genellemeye uygundur)

Yazarın Diğer Yazıları
  Cumhuriyet "uyanık" durmaktır.
  Ayamama!
  AKP’ye 1989 “şoku” bir hayal!
  18 Mart niçin önemlidir?
  Barışın kendisi bir yoldur.
  ABD’de seçim yine “sandıkta” kazanılacak!
  Artık Obama ve Palin mi yarışıyor?
  Akıl, vicdan ve cesaret
  Yeni çuval yolda mı?
  Türk Mucizesi!
  Türkiye’de vatandaş olmak kolay değil!
  Toplum “solu” algılayamıyor
  “Darbe Günlükleri”ni görmezden gelmek…
  Türkiye'yi en çok ben seviyorum!
  Sizin de canınız yanıyor mu?
  Bir “kamptan” yazmak ve okumak...
  Sağduyu nedir?
  Malatya’daki vahşete yargı yetmez!
  Barışın kendisi bir yoldur
  İmtiyazsız Anayasa
  Anayasayı biz “yapmalıyız”
  Ne Coşkun ne de Erdoğan
  Ahkam mı bilgi mi?
  AKP seçimi neden kazanacak?
  Partilerin varlık sebebi: Seçim bildirgeleri
  Terör: Vizyonsuzluğun ağır bedeli
  “Birlik”, büyük bir yalan!
  Türkiye’de “siyaset” yapamamak…
  Parlamento “her şeyi” bilir
  Birleşik oy pusulasında ince hesaplar!
  Birleşmek, “bir”leşememek!
  Sabah, Nokta ve vicdan
  Çocuklar masum, biz değiliz!
  “Kendine demokrasi”, demokrasi değildir
  Mayın barışı rehin alır!
  Uzaktan kumanda ve Cumhurbaşkanlığı
  Böyle Medyaya Böyle Rapor!
  İnsanlık, daha çok beklersin!
  Gündemde kalmak
  Siyasette İnovasyon -I-
  Umut ve Kayıtsızlık
  Katilleri cesaretlendirmek
  Yok edilen sadece Saddam değil!
  Hayâsızlık
  Yazar olmak, işini iyi yapmak...
  Küllerinden doğan Karaoğlan
  Orhan Pamuk’a Sevinmek...
  Soykırım Siyaseti
  Seçilmek istiyorum!
  Aslında Ortadoğu…
  Yaşamın kıyısında
  Nöbette uyumak…
  Bir duvar yazısı: Ulusal egemenlik
  Film festivali, yüzyıla tanık olmak…
  Cehennemin yolu
  Grbavica
  Karikatür Krizi ve Yönetememek
  Aydın Güven Gürkan’a Veda
  Barajı değil, duvarı tartışalım!
  “Azınlık Raporu” ve Türkiye’de bir konuyu tartışmak…
  İki Dudak Demokrasisi!


İnternetin siyasal iletişimin vazgeçilmez ve en etkili platformlarından biri olduğuna inanıyoruz.
Bu düşüncemizi paylaşan tüm siyasetçiler ve milletvekilleriyle sizleri de buluşturmak istedik. Sadece bir tık uzağımızdaki politikacılarımızdan ulaşamadıklarımızı lütfen bize bildirin.


Akif Gülle (AKP)
www.akifgulle.org

Ali Aydınoğlu (AKP)
www.aliaydinoglu.com.tr

Burhan Kılıç (AKP)
www.burhankilic.com.tr

Cemal Kaya (AKP)
www.cemalkaya.com

Cumhur Ersümer (ANAP)
www.ersumer.org

Ersin Arıoğlu  (CHP)
www.arioğlu.net

Faruk Ambarcıoğlu  (AKP)
www.tbmm.info/farukambarcioğlu

Fatma Şahin (AKP)
www.fatmasahin.net

Hüseyin Tanrıverdi  (AKP)
www.huseyintanriverdi.com

İbrahim Köşdere (AKP)
www.ibrahimkosdere.com

Mehmet Atilla Maraş (AKP)
www.mehmetatillamaras.com

Mehmet Ergün Dağcıoğlu (AKP)
www.ergundagcioglu.net

Mehmet Cevdet Selvi (CHP)
www.tbmm.info/mehmetcevdetselvi

Mikail Arslan  (AKP)
www.mikailarslan.com

Mustafa Gazalcı  (CHP)
www.tbmm.info/mustafagazalci

Mustafa Dündar (AKP)
www.mustafadundar.gen.tr

Mustafa Özyürek (CHP)
www.mustafaozyurek.com

Nevzat Doğan (AKP)
www.nevzatdogan.net

Ömer Özyılmaz (AKP)
www.omerozyilmaz.com

Vahit Kiler (AKP)
www.vahitkiler.com

Zafer Hıdıroğlu (AKP)
www.zaferhidiroğlu.com

Zeyid Aslan (AKP)
www.zeyidaslan.com