Aydın Güven Gürkan’a Veda
Aydın Güven Gürkan, vefat etti. Kanser, güzel bir insanı daha aramızdan erken yaşta aldı. Yaşadığımız bir politikacının ölümü değil, önemli bir aydının, aydınlık veren bir insanın kaybı: Her zaman güven duyabileceğiniz, Türkiye’nin tüm sorunlarına kayıtsız kalmayan gerçek bir yurttaşın. Hani derler ya, adıyla müsemma, tam tamına öyleydi. Siyasette erdemin, sözünü tutmanın, önyargıları sorgulamanın, inandıklarının arkasında “kararlılıkla” durmanın, koltuğa yapışmamanın ne anlama geldiğini, Aydın Güven Gürkan yaşantısıyla kanıtlamıştır. Yıllar önce SHP Kongresi’nde, genel başkan adaylığı sürecinde Türkiye’nin birçok bölgesinde yapılan delege toplantılarına birlikte katıldık. Kafa kafaya verip tartıştığımız, hazırladığımız konuşmalarında, genç bir danışmanın, heyecanına, önerilerine, eleştirilerine gösterdiği hoşgörüyü ve saygıyı hiç unutmadım. Siyasetin kavurucu ayak oyunları yaşanırken bile, yüreğinizdeki sevgiyi kavurmasına izin vermemeniz gerektiğini ondan öğrendim. 1994 yılında “Temiz siyaset, temiz toplum ve temiz parti” sloganıyla girdiği genel başkanlık yarışından mağlup ayrıldı. Kendisinin o dönem “Menajer particilik” olarak adlandırdığı ve eleştirdiği sistem, gittikçe siyasete egemen oldu. Gürkan, şöyle diyordu: “Bir siyasal sistem giderek menajer partileri üzerine oturursa, bunun sonucunda başkanlık sistemi kaçınılmaz olur, böyle bir sistemde belirleyici olan, daima “başkan ve ekibi”dir. “başkan”, “ekip” ve “medya” bir üçlü saçayağıdır. Böyle bir sistemin örgütlü sivil bir toplumu hedefleyen sosyal demokrat hareketle bağdaşmazlığı açıktır.” Ve siyaseti bundan ibaret sananlar, yıllar içinde sol siyaseti de egemenlikleri altına aldılar. Gürkan’ın önemli saptamalarından biri de, sosyal demokrat partilerin ayırt ediciliği konusundaydı. Israrla altını çizdiği konu, “her lidere göre bir program” olamayacağıydı. “Her lidere göre sosyal demokrat bir program olmaz” diyordu, onun için temel ölçü “sosyal demokrat partilerin programlarını örgütleriyle birlikte yapmaları ve katılım süreçlerini geliştirmeleriydi. Yenilenmenin sosyal demokrasi için bir süreç ve süreklilik olduğunu ancak yönünün ve içeriğinin lider ve ekibi tarafından değil, geniş bir katılımla biçimlenmesi gerektiğini savunuyordu. Siyasetin görevini yapamadığını, kendini yenileyemediğini, bunun da Türkiye’nin sorunlarını artırdığına inanıyordu. Solda birlik çalışmalarında Gürkan, örnek alınacak bir özveriyle büyük başarı sağladı. Hatta bu başarı, seksenli yıllarda seçmenin oylarına da yansıdı. Milliyet Gazetesi’nde Mart 1986’da yayınlanan kamuoyu araştırmasında SHP % 41.4 ile en yakın rakibi ANAP’a %10 fark atıyordu. Bu adımlar seksenli yılların sonunda gelen sosyal demokratların büyük yerel seçim başarısının temellerini attı. Ama bu başarı sürdürülemedi. Gürkan’ın, 1998 yılında CHP’den ayrılırken “Daha fazla gecikmemeliyiz” adıyla, ortak imzayla yayınlanan küçük kitapçıkta dile getirdikleri, hala Türk solundaki tartışma konularının özünü oluşturuyor. CHP üzerine yapılan analizlerle Türkiye’nin içinde bulunduğu derin krize dikkat çekilen metnin, çarpıcı bir bölümünü buraya alıntılamak istiyorum: “Lider’e dokunulmazlıklar tanıyarak, düşünce temeline dayanmayan ekipleşmeler oluşturarak, ayrımcılık yaparak, nesnel tartışmaları önleyerek hiçbir yere varamayız. Kayıtsızlık göstererek, susarak, eleştiri ve önerileri salt kapalı kaplılar ardında yaparak da sorunları çözemeyiz. Nesnelliği, açıklığı, cesareti, yapıcı bir tartışma ortamını ve demokratik işleyişleri güçlendirmek zorundayız. Çözüm buradadır. Demokrat nitelikli partilerin güçlenmemesi durumunda baskıcı, buyurgan radikal siyasetler, başta köktendincilik ve şoven-ırkçı akımlar, siyasal yapılanmamızın egemen unsurları durumuna gelecektir.” Yaşamıyla, söz ve tavırlarıyla büyük dersler verdi. Sevgi ve saygı yaratan renkli kişiliği ile hepimize örnek oldu ve olacak. Derin bir üzüntü ile ardından yazdığım bu veda yazısında, her zaman, en önem verdikleriyle, “fikirleriyle” ve "insan sıcağı"yla da onu anmak istedim. Tüm Türkiye’nin başı sağolsun, Allah rahmet eylesin.
O. Suat Özçelebi / 23.01.2006 Prof. Dr. Aydın Güven Gürkan’ın Özgeçmişi:
10 mayıs 1941 yılında Elazığ'ın merkez köyünde dünyaya geldi. Babasının memur olması nedeniyle ilk ve orta öğrenimini Anadolu'nun çeşitli illerinde tamamladı ve 1963 yılında Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi'nin, Maliye ve Iktisat bölümünü bitirdi. Ardından Almanya'da Köln Üniversitesi'nde doktorasını tamamladı. 70 yılında Gazi Üniversitesi'nde doktor asistan olarak akademik kariyerini sürdürdü. 1973 yılında, doçent olan Gürkan, 37 yaşında profesör ünvanını aldı. Gazi Üniversitesi'ne bağlı Gazetecilik ve Halkla ilişkiler Yüksek Okulu'nda müdürlük yapan Aydın Güven Gürkan, uzun yıllar Ekonomik Doktrinler kürsü başkanlığında bulundu ve bir süre rektör vekilliği görevini de sürdürdü.
1981 yılında, YÖK sistemini ve baskıları protesto ederek üniversiteden ayrıldı. Prof. Gürkan, 1983 yılında politikaya girerek 17. Dönem Halkçı Parti'den Antalya Milletvekili oldu. 1984 tarihinde HP'nin Genel Sekreterliği'ne, 1 Temmuz 1985 tarihinde ise partinin genel başkanlığına seçildi.
SODEP ile birleşme konusunda SODEP Genel Başkanı Erdal Inönü ile temaslar yürüten Gürkan, kısa sürede anlaşmayı sağlayarak 3 Kasım 1985'te gerçekleşen birleşmenin mimarlarından oldu. Birleşmenin ardından aynı gün oy birliği ile SHP adını alan birleşik partinin ilk kurucu genel başkanı olan Gürkan, 1 Haziran 1986'da bu görevini Inönü'ye bıraktı. Eylül 1986 yılında SHP Genel Başkan Yardımcılığı'na seçilen Gürkan, 29 Kasım 1987 yılında SHP Genel Başkan Yardımcılığı'na seçilen Gürkan, 29 Kasım 1987 tarihinde yapılan genel seçimlerde parlamento dışında kalarak, aktif politikaya bir süre ara verdi. Daha sonra aktif politikaya yeniden dönen Gürkan, 30 Temmuz 1991 tarihinde yapılan kurultayda SHP Parti Meclisi Üyeliğine seçilerek, parti tarafından yeniden aktif olarak görevlendirilmiş oldu.
20 Ekim 1991 tarihinde yapılan Genel Seçimler sonucu Içel ilinden milletvekili seçilerek parlamentoya girdi. 2. kez girdiği TBMM'de 7 Kasım 1991 günü Grup Genel Kurulu'da Grup Başkanvekilliği'ne seçilen Gürkan, aynı göreve 22 Eylül 1992'de yeniden seçildi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı yaptı.
Bilahare CHP içinde muhalif ve edilgen bir üye kimliğiyle sol kanatla hareket etti.Deniz Baykal'ın yeniden genel başkanlığa seçilmesinden sonra ayrı bir sol parti kurma gerektiğini söyledi. 2002’ de kurulan Yeni Türkiye Partisi’ne kuruluş çalışmalarından sonra büyük ısrarlar üzerine destek verdi. Gürkan'ın çeşitli ders notlarının yanısıra yayınlanmış çok sayıda makalesi ve "Kalkınmanın, sosyo-ekonomik sorunları" adlı bir kitabı bulunmaktadır. Tiyatro ve sinema sanatçısı Serap Aksoy’la Evli olan Gürkan , bir çocuk babasıydı. “Oğul” adında bir köpeği vardı.
 |
Yazarın
Diğer Yazıları |
| |
Cumhuriyet "uyanık" durmaktır. |
| |
Ayamama! |
| |
AKP’ye 1989 “şoku” bir hayal! |
| |
18 Mart niçin önemlidir? |
| |
Barışın kendisi bir yoldur. |
| |
ABD’de seçim yine “sandıkta” kazanılacak! |
| |
Artık Obama ve Palin mi yarışıyor? |
| |
Akıl, vicdan ve cesaret |
| |
Yeni çuval yolda mı? |
| |
Türk Mucizesi! |
| |
Türkiye’de vatandaş olmak kolay değil! |
| |
Toplum “solu” algılayamıyor |
| |
“Darbe Günlükleri”ni görmezden gelmek… |
| |
Türkiye'yi en çok ben seviyorum! |
| |
Sizin de canınız yanıyor mu? |
| |
Bir “kamptan” yazmak ve okumak... |
| |
Sağduyu nedir? |
| |
Malatya’daki vahşete yargı yetmez! |
| |
Barışın kendisi bir yoldur |
| |
İmtiyazsız Anayasa |
| |
Anayasayı biz “yapmalıyız” |
| |
Ne Coşkun ne de Erdoğan |
| |
Ahkam mı bilgi mi? |
| |
AKP seçimi neden kazanacak? |
| |
Partilerin varlık sebebi: Seçim bildirgeleri |
| |
Terör: Vizyonsuzluğun ağır bedeli |
| |
“Birlik”, büyük bir yalan! |
| |
Türkiye’de “siyaset” yapamamak… |
| |
Parlamento “her şeyi” bilir |
| |
Birleşik oy pusulasında ince hesaplar! |
| |
Birleşmek, “bir”leşememek! |
| |
Sabah, Nokta ve vicdan |
| |
Çocuklar masum, biz değiliz! |
| |
“Kendine demokrasi”, demokrasi değildir |
| |
Mayın barışı rehin alır! |
| |
Uzaktan kumanda ve Cumhurbaşkanlığı |
| |
Böyle Medyaya Böyle Rapor! |
| |
İnsanlık, daha çok beklersin! |
| |
Gündemde kalmak |
| |
Siyasette İnovasyon -I- |
| |
Umut ve Kayıtsızlık |
| |
Katilleri cesaretlendirmek |
| |
Yok edilen sadece Saddam değil! |
| |
Hayâsızlık |
| |
Yazar olmak, işini iyi yapmak... |
| |
Küllerinden doğan Karaoğlan |
| |
Orhan Pamuk’a Sevinmek... |
| |
Soykırım Siyaseti |
| |
Seçilmek istiyorum! |
| |
Aslında Ortadoğu… |
| |
Yaşamın kıyısında |
| |
Nöbette uyumak… |
| |
Bir duvar yazısı: Ulusal egemenlik |
| |
Film festivali, yüzyıla tanık olmak… |
| |
Cehennemin yolu |
| |
Grbavica |
| |
Karikatür Krizi ve Yönetememek |
| |
Barajı değil, duvarı tartışalım! |
| |
“Azınlık Raporu” ve Türkiye’de bir konuyu tartışmak… |
| |
Avrupa Birliği: Tek yol mu? |
| |
İki Dudak Demokrasisi! |
 |
 |
|