Ana Sayfa I Bize Ulaşın I Site Haritası I English
 
Kırılma Noktası
Bellek
Röportaj / Sine-Politik
Haber Yorum Analiz
Siyasal Hareketler-Projeler
Araştırma Dokümantasyon
Türkçe'de Siyasal İletişim
Dünya'da Siyasal İletişim
  Kırılma Noktası  İnternette Politikacılar
Karikatür Krizi ve Yönetememek


Hz. Muhammed’in karikatürlerinin Danimarka’da Jyllands-Posten gazetesinde yayınlanmasının ardından 4 aydan fazla bir süre geçti. Yayınlar sonrasında ortaya çıkan krizi ve iletişimi yönetmek için yeterli süre vardı. Geçen süre o kadar kötü değerlendirildi ki, protesto eylemlerine, şiddet ve teröre yol açacak kışkırtmalara adeta çanak tutuldu. Danimarka Başbakanı Anders Fogh Rasmussen’in olayın gerçekleştiği tarihten beri gösterdiği basiretsizlik, bu olayı, dünya çapında kitlesel eylemlere, neredeyse medeniyetler çatışması boyutuna taşıdı. Şimdi küçük bir ülkenin başbakanının liderlik özelliklerini kullanamaması ve kriz yönetiminde başarısız olmasının, nasıl küresel bir krize yol açabileceğine, dünyanın birçok yerinde masum insanların hayatlarına mal olabileceğine tanık oluyoruz.

Olayın gerçekleştiği tarihlerde ortaya çıkan ilk tepkiler, Danimarka Başbakanı tarafından iyi yönetilebilseydi, ne bugün masum insanlar hayatlarından olurdu, ne de her türlü provakasyona açık bir ortam oluşurdu. Jyllands-Posten adlı gazete, 30 Eylül’de Hazreti Muhammed’i terörist olarak yorumlayan karikatürler yayınladı. Üç hafta sonra Türkiye’nin eski Kopenhag Büyükelçisi Fügen Ok’un öncülük ettiği 10 Müslüman ülke büyükelçisi, Başbakan Rasmussen’e imzalı protesto mektubu yolladı. Ve randevu istedi. Ancak Rasmussen randevu talebini geri çevirdi. Jyllands-Posten gazetesinin baş editörü Carsten Juste, amaçlarının basın özgürlüğünün sınırlarını test etmek olduğu savını ileri sürerken, İslam’a yönelik bir kampanya yapmadıklarını açıkladı. Bu kışkırtıcı "test" için daha sonra Müslüman toplumdan özür diledi. Fakat Rassmussen, “ifade özgürlüğü var” tezini ısrarla savundu.

Kriz yönetimi ve halkla ilişkiler teknikleri bugün, dünyada birçok sorunu daha başlamadan sona erdirebiliyor. Bu konuda Rasmussen ülkesine liderlik etmek yerine, özellikle Arap ülkeleri elçilerinin tüm girişimlerini boşa çıkaracak bir kayıtsızlık, hatta “meydan okuma” sergiledi. Müslüman ülkelerin tümünü etkileyecek bir kriz yönetilmeden, sadece basit açıklamalarla ve tüm diyalog çabalarına sırt dönerek aşılmaya çalışıldı. Uzun süre geçiştirildi. Ve 4 ay sonra dünyanın birçok yerinde şiddet eylemleriyle kriz daha güçlü bir biçimde patlak verdi.

Danimarka Başbakanı, Müslümanları anlamaya çalışmak ve krizi yönetmek yerine, konuyu demokrasi, fikir özgürlüğü bağlamına çekmeyi,seçmenlerine mesaj vermeyi, tartışmayı büyütmeyi yeğledi. Tarafsız olmak, bir devlet adamı sorumluluğu sergilemek yerine, Müslümanlara demokrasi, insan hakları ve ifade özgürlüğü dersi vermeyi tercih etti. Ve bu derse, bazı Avrupa ülkeleri de neredeyse gönüllü atladı. Bu tutumda özellikle Müslümanlara karşı 11 Eylül sonrası oluşan önyargılı bakış açısının payı büyük. Oryantalist yaklaşımın ise beyinlerde hala ne denli egemen olduğunu yayımlanan karikatürlerde de görmek mümkün. Hz. Muhammed’in sarığını bir bomba olarak yansıtan, ona Usame bin Ladin izlenimi veren ya da suretinin çizilmesi yasağıyla dalga geçen bu karikatürler, hakaretin yanı sıra Avrupalı bir kısım çizerlerin/aydınların zihinlerinde saklı olan kodları görmemizi de sağlıyor: Hz. Muhammed ve İslamiyet ile terörün/şiddetin özdeşleştirilmesi çabası.

Jyllands-Posten gazetesinin özür dilemesine ve Başbakan Rasmussen'in karikatürlerin yayımlanmasını “şahsen” kınadığını açıklamasına rağmen, her şey için artık çok geç kalınmıştı. Avrupa basınında da yer verilen karikatürler yangına adeta körükle gidilmesine yol açtı. Yangını söndürmeye çalışmak yerine, sorunu alevlendirebilecek önyargılara yenilmek daha çok tercih edildi. Ve ortam, karikatüristler için ölüm fetvası isteyenlerden, elçilikleri bombalayanlara, yakanlara, öfkeyi ve şiddet ortamını fırsat olarak gören provakasyonculara uygun bir hale getirildi.

Arap ülkeleri, Danimarka’da üretilen mallara karşı ekonomik ambargo uygulamaya başladı. Artan şiddet eylemleri ve ekonomik kaygılar nedeniyle Rasmussen, daha önce görüşmeyi reddettiği 11 müslüman ülkenin elçileriyle birkaç gün önce bir araya geldi. Aylar önce atılması gereken adımlar, daha yeni atılıyor. Her şey için o kadar gecikildi ki bütün bu girişimlerin nasıl bir sonuç vereceğini artık kimse bilmiyor.

Danimarka içinde de Rasmussen’in bu tutumunu anlamakta zorluk çekenler var. Danimarkalı anayasa hukukçusu Henning Koch karikatürleri yayınlayan ve ifade özgürlüğünün ardına sığınanları sert dille eleştirirken, bakın neler söylüyor: “Olayın hukukî, siyasî ve etik boyutu var. Şayet insanlar, ifade özgürlüğünü Müslümanların duygularını incitecek şekilde gereksiz bir şekilde genişletmişlerse bu tamamen siyasi merciyi ilgilendirir. Hz. Peygamber karikatürlerinin neden ifade özgürlüğü içinde savunulduğunu anlamıyorum. İfade özgürlüğü sınırsız ve dokunulmaz değil. Bu konuda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Danimarka mahkemelerinin kararları var.”

Bütün bu olanları, medeniyetler çatışmasını körüklemek isteyenlerin bilinçli bir tezgahı olduğunu ileri sürenler de var. Bu arada komplocu tezler de o kadar ileri gidebiliyor ki Hamas’ın Filistin’deki zaferine, İran’ın nükleer silah geliştirme girişimlerine, ABD’nin Ortadoğu’ya yeni müdahalelerine zemin hazırlama çabalarına kadar uzanan bir yığın iddia, karikatür kriziyle etkileşim içinde açıklanmaya çalışılıyor.

Bu kriz, daha birçok masum insanın hayatına mal olacak görünüyor. Öncelikle yapılması gereken, sağduyuyu öne çıkarmak; dünya liderlerinin konunun hassasiyetini kavrayan açıklamalarını desteklemek; demokratik protestoları sürdürürken, tüm hukuksal kanalları kullanarak hakaret iddialarını Avrupa'da mahkemelere taşımak.

Rasmussen’in izlediği politikanın, bir beceriksizlik, krizi yönetememe ve basiretsizlik örneği olarak tarihte yerini alacağı kesin. Ancak kesin olan bir diğer şey ise, büyük acılara neden olsa bile, her krizin içinde fırsatların da saklı olduğudur: Medeniyetler çatışması tezlerini, Müslümanlarla teröristleri, İslamla terörizmi özdeşleştirme gayretini, Batı’nın oryantalizme esir düşmüş zihinlerini, fikir ve inanç terörünü, dünya ölçeğinde yeniden sorgulama ve tartışma fırsatı...

O. Suat Özçelebi / 07.02.2006

Yazarın Diğer Yazıları
  Cumhuriyet "uyanık" durmaktır.
  Ayamama!
  AKP’ye 1989 “şoku” bir hayal!
  18 Mart niçin önemlidir?
  Barışın kendisi bir yoldur.
  ABD’de seçim yine “sandıkta” kazanılacak!
  Artık Obama ve Palin mi yarışıyor?
  Akıl, vicdan ve cesaret
  Yeni çuval yolda mı?
  Türk Mucizesi!
  Türkiye’de vatandaş olmak kolay değil!
  Toplum “solu” algılayamıyor
  “Darbe Günlükleri”ni görmezden gelmek…
  Türkiye'yi en çok ben seviyorum!
  Sizin de canınız yanıyor mu?
  Bir “kamptan” yazmak ve okumak...
  Sağduyu nedir?
  Malatya’daki vahşete yargı yetmez!
  Barışın kendisi bir yoldur
  İmtiyazsız Anayasa
  Anayasayı biz “yapmalıyız”
  Ne Coşkun ne de Erdoğan
  Ahkam mı bilgi mi?
  AKP seçimi neden kazanacak?
  Partilerin varlık sebebi: Seçim bildirgeleri
  Terör: Vizyonsuzluğun ağır bedeli
  “Birlik”, büyük bir yalan!
  Türkiye’de “siyaset” yapamamak…
  Parlamento “her şeyi” bilir
  Birleşik oy pusulasında ince hesaplar!
  Birleşmek, “bir”leşememek!
  Sabah, Nokta ve vicdan
  Çocuklar masum, biz değiliz!
  “Kendine demokrasi”, demokrasi değildir
  Mayın barışı rehin alır!
  Uzaktan kumanda ve Cumhurbaşkanlığı
  Böyle Medyaya Böyle Rapor!
  İnsanlık, daha çok beklersin!
  Gündemde kalmak
  Siyasette İnovasyon -I-
  Umut ve Kayıtsızlık
  Katilleri cesaretlendirmek
  Yok edilen sadece Saddam değil!
  Hayâsızlık
  Yazar olmak, işini iyi yapmak...
  Küllerinden doğan Karaoğlan
  Orhan Pamuk’a Sevinmek...
  Soykırım Siyaseti
  Seçilmek istiyorum!
  Aslında Ortadoğu…
  Yaşamın kıyısında
  Nöbette uyumak…
  Bir duvar yazısı: Ulusal egemenlik
  Film festivali, yüzyıla tanık olmak…
  Cehennemin yolu
  Grbavica
  Aydın Güven Gürkan’a Veda
  Barajı değil, duvarı tartışalım!
  “Azınlık Raporu” ve Türkiye’de bir konuyu tartışmak…
  Avrupa Birliği: Tek yol mu?
  İki Dudak Demokrasisi!


İnternetin siyasal iletişimin vazgeçilmez ve en etkili platformlarından biri olduğuna inanıyoruz.
Bu düşüncemizi paylaşan tüm siyasetçiler ve milletvekilleriyle sizleri de buluşturmak istedik. Sadece bir tık uzağımızdaki politikacılarımızdan ulaşamadıklarımızı lütfen bize bildirin.


Akif Gülle (AKP)
www.akifgulle.org

Ali Aydınoğlu (AKP)
www.aliaydinoglu.com.tr

Burhan Kılıç (AKP)
www.burhankilic.com.tr

Cemal Kaya (AKP)
www.cemalkaya.com

Cumhur Ersümer (ANAP)
www.ersumer.org

Ersin Arıoğlu  (CHP)
www.arioğlu.net

Faruk Ambarcıoğlu  (AKP)
www.tbmm.info/farukambarcioğlu

Fatma Şahin (AKP)
www.fatmasahin.net

Hüseyin Tanrıverdi  (AKP)
www.huseyintanriverdi.com

İbrahim Köşdere (AKP)
www.ibrahimkosdere.com

Mehmet Atilla Maraş (AKP)
www.mehmetatillamaras.com

Mehmet Ergün Dağcıoğlu (AKP)
www.ergundagcioglu.net

Mehmet Cevdet Selvi (CHP)
www.tbmm.info/mehmetcevdetselvi

Mikail Arslan  (AKP)
www.mikailarslan.com

Mustafa Gazalcı  (CHP)
www.tbmm.info/mustafagazalci

Mustafa Dündar (AKP)
www.mustafadundar.gen.tr

Mustafa Özyürek (CHP)
www.mustafaozyurek.com

Nevzat Doğan (AKP)
www.nevzatdogan.net

Ömer Özyılmaz (AKP)
www.omerozyilmaz.com

Vahit Kiler (AKP)
www.vahitkiler.com

Zafer Hıdıroğlu (AKP)
www.zaferhidiroğlu.com

Zeyid Aslan (AKP)
www.zeyidaslan.com