Ana Sayfa I Bize Ulaşın I Site Haritası I English
 
Kırılma Noktası
Bellek
Röportaj / Sine-Politik
Haber Yorum Analiz
Siyasal Hareketler-Projeler
Araştırma Dokümantasyon
Türkçe'de Siyasal İletişim
Dünya'da Siyasal İletişim
  Kırılma Noktası  İnternette Politikacılar
Soykırım Siyaseti


Soykırım gibi büyük bir insanlık suçunu siyasal menfaatlerinizin malzemesi haline getiremezsiniz. Ancak bugün Avrupa’da yaşanan budur. Türkiye’nin red ettiği ve tarihçilerin üstünde anlaşamadığı bir “soykırım iddiasını” milletvekili olmak için temel şart haline getirdiler. Bu da yetmedi, Fransa “ Ermeni soykırımı yapılmadı/yoktur” demeyi suç haline getiriyor. Düşünce ve ifade özgürlüğünün önüne temel bir yasak getiriliyor, tarihi tezlerinizi savunmanız, bilimsel çalışmalar yapmanız, sonuçlarını açıklamanız olanaksızlaşıyor. Peki Türkiye, o da Fransa’ya Cezayir hatırlatması yaparak aynı yönde bir yasayla misilleme yapmaya hazırlanıyor. “Ermeni Soykırımı vardır” demek, Cezayir’deki soykırımı reddetmek suç olacak. 301. madde ile yaşanan sıkıntılar daha da artacak. Tarihçilerin konuşması gereken alan, neredeyse tümüyle siyasetçilerin çekişmelerine terk edilecek.

Kimseye, taraf olacağı düşünceleri, görüşleri, ne düşüneceğini, empoze edemezsiniz. Ama özgürlüklerin temel kaynağı Avrupa’nın orta yerinde bu dayatma yapılıyor. Hollanda, fütursuzca, Türk kökenli milletvekillerine “soykırım koşulu” getirdi: Ermenilere Osmanlı İmparatorluğu döneminde “soykırım” yapıldığını kabul etmezseniz, sizi partilerimizden milletvekili yapmayız, diyorlar. Kabul etmeyen Türkleri partilerinden atıyorlar. Hollanda ve Fransa’da bir siyasal kampanya başladı. Adeta Türklerin sabrını sınıyorlar. Kendilerini soktukları durum daha da utanç verici, ceza yasamızdaki düşünce özgürlüğünü kısıtladığını söyledikleri 301. maddeyi kaldırmamızı isterken aynı duruma kendileri düşüyorlar: Düşünce özgürlüğünü her düzlemde yok sayıyorlar.

Türk milletini tarihin her hangi bir evresinde “soykırımcı” olarak gösterme, adeta AB uğruna “her şeye” boyun eğer bir duruma getirme çabaları, Rum, Süryani soykırımları gibi komik iddialar, herkesde isyan duygusu yaratacak boyuta ulaştı.

Hollanda, Fransa iç politikadaki küçük yatırımlarını, Ermeni diasporasının intikam kokan hesaplarını, seçim malzemesi yapmaktan çekinmez bir hale geldi. Avrupa bir yandan “soykırım”la yüzleşmemizi isterken, “yeni ırkçılık”, “Türk düşmanlığı” ve “çokkültürlülük” konularında yavaş yavaş tüm kıtaya egemen olan utanılacak adımlar atmaktan çekinmiyor. Türkçe veya anadilde eğitime, radyo-tv programlarına kısıtlama getiriliyor, “siz-biz” ayrımı yeniden hortlatılıyor. Batı, bir yandan soykırımcı avına çıkarken, diğer yanda ırkçı temayülleri cesaretlendiriyor, “medeniyetler çatışması” doğrultusunda Müslümanlara, yabancılara karşı gömdüğü korkularına tekrar hayat veriyor.

Öncelikle burada bir hatırlatma yapmak zorunluluk oldu: Fransız tarihçilerin, Fransız parlamentosunun çıkardığı yasalarla tarihe yapılan politik müdahaleler üzerine 12 Aralık 2005'te açıkladıkları ve 13 Aralık 2005 tarihli Libération gazetesinde yayınladıkları bildiri, aslında herkesi kendine getirecek güçte. Elbette, anlamak isteyenler için.

Tarih için Özgürlük!
Tarih için Özgürlük! bildirisinde Jean-Pierre Azéma, Elisabeth Badinter, Jean-Jacques Becker, Françoise Chandernagor, Alain Decaux, Marc Ferro, Jacques Julliard, Jean Leclant, Pierre Milza, Pierre Nora, Mona Ozouf, Jean-Claude Perrot, Antoine Prost, René Rémond, Maurice Vaïsse, Jean-Pierre Vernant, Paul Veyne, Pierre Vidal-Naquet et Michel Winock, adlı tarihçiler diyorlar ki:

Tarih bir din değildir. Tarihçi hiçbir dogmayı kabul etmez, hiçbir yasağı dinlemez, tabuları tanımaz. Tarihçi, rahatsız edici olabilir. Tarih, ahlak değildir. Tarihçinin rolü, yüceltmek ya da mahkum etmek değildir, o sadece açıklar.Tarih, aktüalitenin kölesi değildir. Tarihçi, geçmişin üstüne bugünün ideolojik şemalarını yapıştırmaz ve geçmişin olaylarına bugünün duyarlılığını sokmaz.Tarih, hafıza değildir. Tarihçi, bilimsel bir yaklaşımla, insanların anılarını toplar, birbirleriyle karşılaştırır, belgelerle, nesnelerle, delillerle yüzleştirir ve olayları saptar. Tarih hafızadan yararlanır, ama onun düzeyine indirgenmez.Tarih, adli bir nesne değildir. Özgür bir Devlet’te, tarihsel gerçeği tanımlamak ne Parlamento’ya, ne de adli merciye düşer. Devlet’in politikası, en iyi niyetli tarzda oluşmuş olsa da, tarihin politikası olamaz. Bu ilkelerin ihlali sonucundadır ki, birbirini izleyen yasaların maddeleri, özellikle 13 Temmuz 1990, 29 Ocak 2001, 21 Mayıs 2001, 23 Şubat 2005 tarihli yasalar tarihçinin özgürlüğünü kısıtlamışlar, yaptırımlar tehdidiyle ona ne araması ve ne bulması gerektiğini söylemişler, ona yöntemler dayatmışlar ve sınırlar koymuşlardır.Demokratik bir rejime yakışmayan bu yasal düzenlemelerin iptalini talep ediyoruz.

Fransız tarihçilerin söylediği gibi şu gerçek değiştirilemez. Tarih, tarihçilerin işidir, belge, bilgi temellidir. Ermeni Tehciri artık kimse tarafından reddedilmiyor, o sırada yaşanan büyük acılar ve katliamlar da, ancak Ermenilerin katlettiği Türkler, Ruslarla işbirliği halinde çalışan Ermeni örgütlerinin kıyımları da inkar edilemiyor. Mevcut hiçbir belge, kanıt, Osmanlı İmparatorluğu’nun “soykırım” suçunu işlediğini göstermemektedir. Eğer bu, inandırıcı belgelerle delillendirilebilirse Türkiye, Türk halkı bu utancı görmezden gelmeyecektir. Ermeniler de o dönemde Türklere yapılanları görmezden gelmemelidir. Herkes birbirini suçlamak, yafta yapıştırmak yerine, kendi yaptıklarıyla yüzleşmelidir.

Şu anda TBMM’de yapılmaya çalışılanlar da duygusal tepkilerin çok ötesine geçememektedir. Başkalarının şantaj politikasına misilleme yapacağım derken, onlarla aynı şeyleri yaparak, benzer yasalar çıkarmak tam anlamıyla kendi tezlerinizle çelişki oluşturur. Bu bir kolaycılık, karşılıklı yasalar çıkararak ne bu sorun çözülür, ne bu yönde başka ülkelerin atacağı adımlar engellenir, ne de gerçekler açığa çıkabilir.

Neler yapılabilir?
Avrupa’da bu yöndeki girişimlere tepki göstermek için, diplomatik, ekonomik, siyasal iletişim adımlarının, bilgilendirici halkla ilişkiler ve lobi faaliyetlerinin, orta-uzun vadeli stratejik bir iletişim planına bağlanması anlamlı olabilir. Yurt içinde ve dışında üniversiteler, bilim adamları ve tarihçilerle birlikte ifade özgürlüğünü temel alan bir kamuoyu oluşturulabilir. Yasa çıktıktan sonra Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne gitmek daha etkili bir sonuç verebilir. Yoksa şimdiki çıkışlar, Türkiye’nin bu durumlarda daha önce gösterdiği her tepki gibi, dönemlik ve saman alevi işlevi görecektir

Tekrarlıyorum: Tarihi istismar etmeyin, tarihçilere bırakın. Politik çıkarlarınız için halklar arasına düşmanlık tohumları ekmeyin. Tarihin politikası olmaz. Tarih, siyasetçilerin oyun alanı değildir.

O. Suat Özçelebi / 09.10.2006

Yazarın Diğer Yazıları
  Cumhuriyet "uyanık" durmaktır.
  Ayamama!
  AKP’ye 1989 “şoku” bir hayal!
  18 Mart niçin önemlidir?
  Barışın kendisi bir yoldur.
  ABD’de seçim yine “sandıkta” kazanılacak!
  Artık Obama ve Palin mi yarışıyor?
  Akıl, vicdan ve cesaret
  Yeni çuval yolda mı?
  Türk Mucizesi!
  Türkiye’de vatandaş olmak kolay değil!
  Toplum “solu” algılayamıyor
  “Darbe Günlükleri”ni görmezden gelmek…
  Türkiye'yi en çok ben seviyorum!
  Sizin de canınız yanıyor mu?
  Bir “kamptan” yazmak ve okumak...
  Sağduyu nedir?
  Malatya’daki vahşete yargı yetmez!
  Barışın kendisi bir yoldur
  İmtiyazsız Anayasa
  Anayasayı biz “yapmalıyız”
  Ne Coşkun ne de Erdoğan
  Ahkam mı bilgi mi?
  AKP seçimi neden kazanacak?
  Partilerin varlık sebebi: Seçim bildirgeleri
  Terör: Vizyonsuzluğun ağır bedeli
  “Birlik”, büyük bir yalan!
  Türkiye’de “siyaset” yapamamak…
  Parlamento “her şeyi” bilir
  Birleşik oy pusulasında ince hesaplar!
  Birleşmek, “bir”leşememek!
  Sabah, Nokta ve vicdan
  Çocuklar masum, biz değiliz!
  “Kendine demokrasi”, demokrasi değildir
  Mayın barışı rehin alır!
  Uzaktan kumanda ve Cumhurbaşkanlığı
  Böyle Medyaya Böyle Rapor!
  İnsanlık, daha çok beklersin!
  Gündemde kalmak
  Siyasette İnovasyon -I-
  Umut ve Kayıtsızlık
  Katilleri cesaretlendirmek
  Yok edilen sadece Saddam değil!
  Hayâsızlık
  Yazar olmak, işini iyi yapmak...
  Küllerinden doğan Karaoğlan
  Orhan Pamuk’a Sevinmek...
  Seçilmek istiyorum!
  Aslında Ortadoğu…
  Yaşamın kıyısında
  Nöbette uyumak…
  Bir duvar yazısı: Ulusal egemenlik
  Film festivali, yüzyıla tanık olmak…
  Cehennemin yolu
  Grbavica
  Karikatür Krizi ve Yönetememek
  Aydın Güven Gürkan’a Veda
  Barajı değil, duvarı tartışalım!
  “Azınlık Raporu” ve Türkiye’de bir konuyu tartışmak…
  Avrupa Birliği: Tek yol mu?
  İki Dudak Demokrasisi!


İnternetin siyasal iletişimin vazgeçilmez ve en etkili platformlarından biri olduğuna inanıyoruz.
Bu düşüncemizi paylaşan tüm siyasetçiler ve milletvekilleriyle sizleri de buluşturmak istedik. Sadece bir tık uzağımızdaki politikacılarımızdan ulaşamadıklarımızı lütfen bize bildirin.


Akif Gülle (AKP)
www.akifgulle.org

Ali Aydınoğlu (AKP)
www.aliaydinoglu.com.tr

Burhan Kılıç (AKP)
www.burhankilic.com.tr

Cemal Kaya (AKP)
www.cemalkaya.com

Cumhur Ersümer (ANAP)
www.ersumer.org

Ersin Arıoğlu  (CHP)
www.arioğlu.net

Faruk Ambarcıoğlu  (AKP)
www.tbmm.info/farukambarcioğlu

Fatma Şahin (AKP)
www.fatmasahin.net

Hüseyin Tanrıverdi  (AKP)
www.huseyintanriverdi.com

İbrahim Köşdere (AKP)
www.ibrahimkosdere.com

Mehmet Atilla Maraş (AKP)
www.mehmetatillamaras.com

Mehmet Ergün Dağcıoğlu (AKP)
www.ergundagcioglu.net

Mehmet Cevdet Selvi (CHP)
www.tbmm.info/mehmetcevdetselvi

Mikail Arslan  (AKP)
www.mikailarslan.com

Mustafa Gazalcı  (CHP)
www.tbmm.info/mustafagazalci

Mustafa Dündar (AKP)
www.mustafadundar.gen.tr

Mustafa Özyürek (CHP)
www.mustafaozyurek.com

Nevzat Doğan (AKP)
www.nevzatdogan.net

Ömer Özyılmaz (AKP)
www.omerozyilmaz.com

Vahit Kiler (AKP)
www.vahitkiler.com

Zafer Hıdıroğlu (AKP)
www.zaferhidiroğlu.com

Zeyid Aslan (AKP)
www.zeyidaslan.com