Ana Sayfa I Bize Ulaşın I Site Haritası I English
 
Kırılma Noktası
Bellek
Röportaj / Sine-Politik
Haber Yorum Analiz
Siyasal Hareketler-Projeler
Araştırma Dokümantasyon
Türkçe'de Siyasal İletişim
Dünya'da Siyasal İletişim
  Kırılma Noktası  İnternette Politikacılar
Küllerinden doğan Karaoğlan


Türk solunun efsane lideri Bülent Ecevit’i kaybettik. 1980’lerde, darbe sonrası küllerinden kendini yaratan Anka kuşu gibiydi, Ecevit. Tüm yenilgilerinde daha da güçlendi, büyüdü. Politikada bir lider için inişin, çıkışın ne demek olduğunu onunla öğrendik: Yolsuzluklarla kirlenmiş siyasetimizde dürüstlüğü ile hep parlayan bir yıldız oldu. Farklıydı, muhalif bir aydındı, döneminde CHP’nin “tepeden inmeci” söylemini dönüştürebilen, halka ulaşabilen, kendi “sol” yorumları ve politika tercihleriyle, hatta çelişkileriyle.

Kendi yolundan hiç dönmedi, sık sık “ben” demişti, ama hiçbir zaman onun ağzından “Verdiysem ben verdim” benzeri bir söz duymadık. Politikada dürüstlükle özdeşleşti. Neredeyse onun dışında, dürüstlük, hiçbir politikacıda o kadar inandırıcı durmadı. Onu yeniden iktidara taşıyan da toplumun bu özlemiydi. Dürüsttü, cesurdu, kararlıydı, inatçıydı, hiç ama hiç yılmadı. Ecevit’in şahsında şair ruhlu bir politikacının, hem bir karizmatik halk adamına, hem de bir devlet adamına nasıl dönüşebileceğini izledik.

Cesurdu: Suikast girişimlerinin üstüne gidecek kadar gözü karaydı. Kontrgerilla konusunda kaygılarını son yıllara kadar hep dillendirdi. Askerlerin demokrasiye müdahalesinde, 70’lerde 80’lerde tehditlere aldırmadan, mücadele eden taraftaydı.

Sol anlayışı sürekli tartışma konusu yapıldı, “sosyal demokrasi” ile “demokratik sol” arasında yapay bir farklılık yarattığı ileri sürüldü. Solun evrensel değerlerine kapısını kapamıyordu, Türkiye’ye özgülük onun temel kaygısıydı. CHP’yi “ortanın solu” anlayışıyla dönüştürürken, Türkiye’de büyük kitleleri “sol” ile tanıştırdı, barıştırdı. Ve %40’ları aşan oy ile sol, sadece onun döneminde tanıştı.

Halkçılık yaklaşımı ise egemen söylemin dışına çıkacak nitelikteydi. “Toprak işleyenin su kullananın” dediğinde yer yerinden oynadı, halkı tribünlerden sahaya inmeye çağırdığında da. CHP “devletin partisi”yken “bu düzen değişmelidir” söylemiyle, bir kırılma yaratan da oydu, halkın umudu, gönüllerde “Halkçı Ecevit” olan da: Kısaca popüler düzeyde bir yanda toplumun taleplerine ses verirken, diğer yandan o taleplerin radikalleşme eğilimlerini sınırlandıran da.

Bu yazıyı kaleme aldığım gece arşivimde, Ecevit’in 12 Eylül 1980 askeri darbesi sonrasında yayınladığı, Arayış dergilerini aradım, buldum. O zamanlar İstanbul’da birçok bayi dolaşarak, zor ulaştığım derginin 21.Şubat.1983 tarihini taşıyan ilk sayısında, başyazısında Ecevit şöyle diyor: “Yıllarca “milliyetçi Türkiye” diye haykıran gençlerle, “bağımsız Türkiye” diye haykıran gençler vuruşturuldu birbirleriyle…Oysa bir takım art niyetlilerin yozlaştırıp saptırdığı, özanlamından soyutladığı o sözde “milliyetçilik” veya ”bağımsızlık” aldatmacaları bir yana bırakılırsa, Atatürkçü bir çağdaş milliyetçilik anlayışıyla, bütün Dünyada Atatürk’ün öncülüğünü yaptığı bağımsızlık anlayışı arasında bağdaşmazlık olabilir mi? Bırakın bağdaşmazlığı, milliyetçilikle bağımsızlık birbirinden ayrı düşünülebilir mi?”

Demokratik sol anlayışı, Türkiye’deki bir kısım “solun” yaşadığı ideolojik evrime de yön verecek şekilde “milliyetçilikle” örülmüştü. Yaklaşımı şimdi “ulusalcı” olarak kendini niteleyenlerin, tercihlerine zemin oluşturacak bir yapının öncüsüydü. Atatürkçü anlayışı, yurtseverliği ve laikliğe bağlılığı politik kararlarının daima merkezinde yer aldı, ama yine kendine özgüydü: Laikliğe bakışı birçok “solcuyu” yerinden zıplatacak nitelikteydi, “inançlara saygılı laiklikten” söz ediyor, Fethullahçıların lideri Fethullah Gülen’le görüşmekten çekinmiyordu. Diyordu ki:"Bir halk, dinine törelerine bağlı olabilir; fakat eğer toplumu hızla kalkındıracak, topluma daha çok sosyal adalet getirecek düşüncelere kafası açıksa, o halk ilerici bir halk demektir. Beş vakit namaz kılsa da ilericidir, oruç tutsa da ilericidir."

Yurtseverdi, simgesi güvercin dış politikada bir şahine dönüşebiliyordu. “Kıbrıs Fatihi”ydi, 70’lerde kaçırdığımız Avrupa Birliği (AB) treninin müsebbibi, ama 2000’lerde aynı treni tekrar rayına oturtan MHP-ANAP-DSP koalisyonunun başbakanıydı. "Hakça düzen" arayışını korusa da, ekonomik krizler, başbakanlık dönemlerinin ayrılmaz bir parçası gibiydi. Uzun yıllar kimilerine göre sağın “bir bileni”, Demirel’i, solun ise “bir böleni”, Ecevit’i vardı. Ancak yıllarca “solda birliğin” gerçekleşmemesinin sorumlusu gibi gösterilen Ecevit, 1999 yılında solun birinci partisi olarak, sanki yapay birlikteliklerin hiçbir anlam ifade etmeyeceğini “sandıkta” herkese kanıtladı.

Politikaya çok fazla yeni insan kazandırdı. Ancak demokrasi mücadelesinde gösterdiği kararlılık, Demokratik Sol Parti’de (DSP) parti-içi demokrasi için mücadele edenlere yönelik hoşgörüyü hiçbir zaman kapsamadı. DSP, lider oligarşisinin en tipik örneğine dönüştü. “Çile çiçekleri”nin çilesi hiç bitmedi, “Hainler” dışlandı, parti-içi muhalefet her zaman yok sayıldı. DSP, siyasal yaşamımızdaki diğer örnekleri gibi bir lider partisiydi, farkı ayrıca “aile partisi” olmasıydı.

Her zaman eşiyle birlikte attı adımlarını, DSP’yi Rahşan Ecevit'le kurdu. “Ben ve eşim” sözünü siyasetimizin bir parçası yaptı. Büyük tartışma yaratan "aflar" konusunda eşinin etkisinde kaldığı iddia edildi. Ancak her şeye rağmen kendine özgü bu tercihlerinin sonuçlarına katlanmayı bildi. Son yıllarında neredeyse tüm toplumun, sevenlerinin özellikle hastalığı sebebiyle kendisine eziyet ettiği ve siyaseti bırakması gerektiği duygusuyla baş başa kalmasına yol açtı.

Mavi gömleği ve kasketi ile siyasal iletişim açısından da hiç eskimeyen “popüler” bir markaydı. Ak güvercin ve DSP mavisi de bu imajın pekişmesini sağlayan unsurlar oldu. Ak günler için 70’lerde “sev kardeşim” ile meydanları bir çırpıda doldururken, 90’larda “Gözünaydın Türkiyem” ise aynı görevi yerine yavaş yavaş getiriyordu. Ama 2000’lerde ne şarkılar, sloganlar ne saygı yaratan kişiliği ne de “Ecevit sevgisi” DSP’ye yetti. Ecevit, %22 oyla ve başbakan olarak girdiği son seçimleri, %1 oy alarak, dünya siyasal tarihine geçecek bir seçim sonucuyla kaybetti. Partisinin liderliğini bıraktığı 2002 seçimlerinin ardından, siyasi mirasını aynı güçte taşıyacak, yerini doldurabilecek bir lider de, ufukta gözükmüyor.

Şairdi, Türkçeye tutkun. Kalabalıklar içinde sanki hep yalnızdı. Ve sanki sadece eşine duyduğu aşk, bu yalnızlığı ortadan kaldırıyordu. Öldüğü gün Tagore ‘dan yaptığı çeviriler ve diğer şiirleri e-posta kutuma yağdı. Politikacılığının daha önde olması birçok kişinin onun şiirinin gücünü, duyarlılıklarını hissetmesini engellese de, çok uzun yıllardır hem kendi dizeleri hem de çevirileri birçok şiirseverin hafızasında yerini almıştı bile.

Belki halkının umudu olmayı uzun yıllar önce kaybetti, ama siyasetimize adeta kazıdığı nezaketi, ilkeli tutumu, dürüstlüğü ile sevenlerinin gönlünde hep “Karaoğlan” olarak kalacak.

Ecevit, Çare adlı şiirinin son dizelerinde şöyle diyordu:

Bu dünyada komşular da birbirinden kopmuş / Ve bunca dert ve bunca dert / Ve nice hayırsız görevli / Ne cesur ne de mert / Nice açlar nice küsler / Çoğu kavgalı çoğu da çaresiz / Ama yine de çare biziz / Çare yine de insanda / Başka çare de yok başka insan da

O. Suat Özçelebi / 07.11.2006

Yazarın Diğer Yazıları
  Cumhuriyet "uyanık" durmaktır.
  Ayamama!
  AKP’ye 1989 “şoku” bir hayal!
  18 Mart niçin önemlidir?
  Barışın kendisi bir yoldur.
  ABD’de seçim yine “sandıkta” kazanılacak!
  Artık Obama ve Palin mi yarışıyor?
  Akıl, vicdan ve cesaret
  Yeni çuval yolda mı?
  Türk Mucizesi!
  Türkiye’de vatandaş olmak kolay değil!
  Toplum “solu” algılayamıyor
  “Darbe Günlükleri”ni görmezden gelmek…
  Türkiye'yi en çok ben seviyorum!
  Sizin de canınız yanıyor mu?
  Bir “kamptan” yazmak ve okumak...
  Sağduyu nedir?
  Malatya’daki vahşete yargı yetmez!
  Barışın kendisi bir yoldur
  İmtiyazsız Anayasa
  Anayasayı biz “yapmalıyız”
  Ne Coşkun ne de Erdoğan
  Ahkam mı bilgi mi?
  AKP seçimi neden kazanacak?
  Partilerin varlık sebebi: Seçim bildirgeleri
  Terör: Vizyonsuzluğun ağır bedeli
  “Birlik”, büyük bir yalan!
  Türkiye’de “siyaset” yapamamak…
  Parlamento “her şeyi” bilir
  Birleşik oy pusulasında ince hesaplar!
  Birleşmek, “bir”leşememek!
  Sabah, Nokta ve vicdan
  Çocuklar masum, biz değiliz!
  “Kendine demokrasi”, demokrasi değildir
  Mayın barışı rehin alır!
  Uzaktan kumanda ve Cumhurbaşkanlığı
  Böyle Medyaya Böyle Rapor!
  İnsanlık, daha çok beklersin!
  Gündemde kalmak
  Siyasette İnovasyon -I-
  Umut ve Kayıtsızlık
  Katilleri cesaretlendirmek
  Yok edilen sadece Saddam değil!
  Hayâsızlık
  Yazar olmak, işini iyi yapmak...
  Orhan Pamuk’a Sevinmek...
  Soykırım Siyaseti
  Seçilmek istiyorum!
  Aslında Ortadoğu…
  Yaşamın kıyısında
  Nöbette uyumak…
  Bir duvar yazısı: Ulusal egemenlik
  Film festivali, yüzyıla tanık olmak…
  Cehennemin yolu
  Grbavica
  Karikatür Krizi ve Yönetememek
  Aydın Güven Gürkan’a Veda
  Barajı değil, duvarı tartışalım!
  “Azınlık Raporu” ve Türkiye’de bir konuyu tartışmak…
  Avrupa Birliği: Tek yol mu?
  İki Dudak Demokrasisi!


İnternetin siyasal iletişimin vazgeçilmez ve en etkili platformlarından biri olduğuna inanıyoruz.
Bu düşüncemizi paylaşan tüm siyasetçiler ve milletvekilleriyle sizleri de buluşturmak istedik. Sadece bir tık uzağımızdaki politikacılarımızdan ulaşamadıklarımızı lütfen bize bildirin.


Akif Gülle (AKP)
www.akifgulle.org

Ali Aydınoğlu (AKP)
www.aliaydinoglu.com.tr

Burhan Kılıç (AKP)
www.burhankilic.com.tr

Cemal Kaya (AKP)
www.cemalkaya.com

Cumhur Ersümer (ANAP)
www.ersumer.org

Ersin Arıoğlu  (CHP)
www.arioğlu.net

Faruk Ambarcıoğlu  (AKP)
www.tbmm.info/farukambarcioğlu

Fatma Şahin (AKP)
www.fatmasahin.net

Hüseyin Tanrıverdi  (AKP)
www.huseyintanriverdi.com

İbrahim Köşdere (AKP)
www.ibrahimkosdere.com

Mehmet Atilla Maraş (AKP)
www.mehmetatillamaras.com

Mehmet Ergün Dağcıoğlu (AKP)
www.ergundagcioglu.net

Mehmet Cevdet Selvi (CHP)
www.tbmm.info/mehmetcevdetselvi

Mikail Arslan  (AKP)
www.mikailarslan.com

Mustafa Gazalcı  (CHP)
www.tbmm.info/mustafagazalci

Mustafa Dündar (AKP)
www.mustafadundar.gen.tr

Mustafa Özyürek (CHP)
www.mustafaozyurek.com

Nevzat Doğan (AKP)
www.nevzatdogan.net

Ömer Özyılmaz (AKP)
www.omerozyilmaz.com

Vahit Kiler (AKP)
www.vahitkiler.com

Zafer Hıdıroğlu (AKP)
www.zaferhidiroğlu.com

Zeyid Aslan (AKP)
www.zeyidaslan.com