Katilleri cesaretlendirmek
Türkiye üzerine bitmeyen “oyun”, ivmesini artırarak sürüyor. Hrant Dink, gazetesi AGOS’un önünde katledildi. Ölüm/tehdit, avaz avaz geliyorum derken, kendisi köşesinde kendi kaleminden bunu dillendirirken, güpe gündüz ihmal, umursamazlık, sorumsuzluk bu oyunu yine beslemeyi sürdürdü. Türkiye’nin faili meçhul cinayetleri aydınlatmakta gösterdiği performans, tüm katilleri cesaretlendirecek düzeyde. Son 30 yıl içinde düşünen beyinlerini, farklı seslerini, aydınlarını suikastlere kurban veren Türkiye, bu cinayetleri çözecek tek gücün, devletin aczini ortadan kaldıramadığı sürece, yeni kurbanlar verecektir.
Kimilerimiz için bu terörün hedefi açık: Ermeni yasa tasarısı tam ABD Temsilciler Meclisi’nde görüşülme aşamasındayken, Ermeni sorunu konusunda farklı sesleri dile getiren, Ermeni kökenli bir yurttaşımızı, düşünen bir kafayı hedef almak... Türkiye'yi yurt dışında iyice zor durumda bırakmak... Aydınları, yazanı çizeni, milleti şiddetle küstürmek, infiale ve yılgınlığa sürüklemek...
Ya da bunları bize düşündürmek…
Şimdi, yukardaki örneklerde olduğu gibi veya daha farklı komplo teorileri, bin bir ilişkilendirme biçimi, ardı arkası gelmeyen analizler içinde yine kaybolacağız. Failler arasında, bir yığın örgüt, ülke ve grup sayılacak. Kimi haklı bağlar, kimi akla gelmeyecek ilişkiler konuşulacak, ama giden geri gelmeyecek, büyük bir olasılıkla ya bir meczup bulunacak ya da yeni bir faili meçhul dosyası oluşturulacak...
Artık sonuç vermediği için kınamaktan, lanetlemekten bıktık. Aydınlarımızı, düşünen beyinlerimizi sanki har vurup harman savuruyoruz, ifade özgürlüğüne sahip çıkamıyoruz, farklı düşünenlere "hain" damgasını yapıştırıp hedef haline getiriyoruz: Bütün cinayetleri bir süre sonra kaderimizmiş gibi yaşıyoruz.
Devlet, hukuk sistemiyle, güvenlik güçleriyle bu cinayetin üstüne giderek tetikçileri aşacak biçimde, gerçek katilleri bulmadıkça, hukuka teslim etmedikçe, kendini de aklayamayacaktır. Yurttaşlarını "geliyorum" diyen bir tehditten bile koruyamayan devlet, hiç bir şeyden de koruyamaz.
Cana kıyanların, kaçamayacağını, bir gün yakalanacağını, yargılanacağını, en ağır cezayla cezalandırılacağını, katiller de, her yurttaş da bilecek... Ancak o zaman topluma, devlete hepimize meydan okurcasına, alenen gösterilen bu cüret ortadan kaldırılabilir.
İnanıyorum ki, ne olursa olsun sorumlular bulunur, katiller, suçlular cezasız kalmazsa, bütün bunlara cesaret edenler azalır. Elbette gizli hesaplar, oyunlar tümüyle sona ermez. Fakat suçlular cezasız kaldıkça, faili meçhullar aydınlatılamadığı sürece, karanlık güpe gündüz AGOS gazetesinin önüne çökebildiği gibi herkesin üzerine çökebilir.
Demokrasimiz, ülkemizdeki düşünce ve ifade özgürlüğü, hepimiz belki aynı risk ve tehdit altında yaşıyoruz. "Vatan haini" damgasıyla ısrarla hedef gösterilenler, 301. madde ile adeta peşinen mahkum edilenler ise öldürülüyor.
Türkiye, "oyun" oynanmasına müsait bir zemin sunduğu sürece, bu acılardan asla uzak duramayacak. Sivil toplum, basın ve tüm yurttaşlarımız, bir yandan Hrant Dink’e kıyan elleri lanetlerken, diğer yandan “devletin” üzerinde, katilleri ve ardındakileri bulması, deşifre etmesi için, parlamento üzerinde, farklı düşünenleri, genel doğruların dışına taşanları toplum önünde nişan tahtası haline dönüştüren ceza yasamızdaki 301. maddeyi kaldırmak için
baskı kurmak zorundadır.
Acılarımızı artırmak istemiyorsak, geleceğimizi aydınlatacak aydınlarımızı, sayıları çok fazla olmayan insanlarımızı korumak istiyorsak, sağduyumuzu yitirmeden karanlık güçlere karşı sesimizi yükseltmek zorundayız. Bunun için de öncelikle siyaset kurumuna ve “devletimize” güvenebilmek zorundayız.
Ve inanmak istiyorum, bir gün, yurttaşlarının yükselen sesinin “devlet” tarafından da duyulacağına, yankı bulacağına, karanlığı dağıtacağına… O. Suat Özçelebi / 19.01.2007
 |
Yazarın
Diğer Yazıları |
| |
Cumhuriyet "uyanık" durmaktır. |
| |
Ayamama! |
| |
AKP’ye 1989 “şoku” bir hayal! |
| |
18 Mart niçin önemlidir? |
| |
Barışın kendisi bir yoldur. |
| |
ABD’de seçim yine “sandıkta” kazanılacak! |
| |
Artık Obama ve Palin mi yarışıyor? |
| |
Akıl, vicdan ve cesaret |
| |
Yeni çuval yolda mı? |
| |
Türk Mucizesi! |
| |
Türkiye’de vatandaş olmak kolay değil! |
| |
Toplum “solu” algılayamıyor |
| |
“Darbe Günlükleri”ni görmezden gelmek… |
| |
Türkiye'yi en çok ben seviyorum! |
| |
Sizin de canınız yanıyor mu? |
| |
Bir “kamptan” yazmak ve okumak... |
| |
Sağduyu nedir? |
| |
Malatya’daki vahşete yargı yetmez! |
| |
Barışın kendisi bir yoldur |
| |
İmtiyazsız Anayasa |
| |
Anayasayı biz “yapmalıyız” |
| |
Ne Coşkun ne de Erdoğan |
| |
Ahkam mı bilgi mi? |
| |
AKP seçimi neden kazanacak? |
| |
Partilerin varlık sebebi: Seçim bildirgeleri |
| |
Terör: Vizyonsuzluğun ağır bedeli |
| |
“Birlik”, büyük bir yalan! |
| |
Türkiye’de “siyaset” yapamamak… |
| |
Parlamento “her şeyi” bilir |
| |
Birleşik oy pusulasında ince hesaplar! |
| |
Birleşmek, “bir”leşememek! |
| |
Sabah, Nokta ve vicdan |
| |
Çocuklar masum, biz değiliz! |
| |
“Kendine demokrasi”, demokrasi değildir |
| |
Mayın barışı rehin alır! |
| |
Uzaktan kumanda ve Cumhurbaşkanlığı |
| |
Böyle Medyaya Böyle Rapor! |
| |
İnsanlık, daha çok beklersin! |
| |
Gündemde kalmak |
| |
Siyasette İnovasyon -I- |
| |
Umut ve Kayıtsızlık |
| |
Yok edilen sadece Saddam değil! |
| |
Hayâsızlık |
| |
Yazar olmak, işini iyi yapmak... |
| |
Küllerinden doğan Karaoğlan |
| |
Orhan Pamuk’a Sevinmek... |
| |
Soykırım Siyaseti |
| |
Seçilmek istiyorum! |
| |
Aslında Ortadoğu… |
| |
Yaşamın kıyısında |
| |
Nöbette uyumak… |
| |
Bir duvar yazısı: Ulusal egemenlik |
| |
Film festivali, yüzyıla tanık olmak… |
| |
Cehennemin yolu |
| |
Grbavica |
| |
Karikatür Krizi ve Yönetememek |
| |
Aydın Güven Gürkan’a Veda |
| |
Barajı değil, duvarı tartışalım! |
| |
“Azınlık Raporu” ve Türkiye’de bir konuyu tartışmak… |
| |
Avrupa Birliği: Tek yol mu? |
| |
İki Dudak Demokrasisi! |
 |
 |
|