İnsanlık, daha çok beklersin!
Yine gündem içinde adeta arada kaynadı: Umutsuzluğu besleyen, adalet duygumuzu körelten bir olay. Lahey Adalet Divanı’nın Bosna’daki soykırım için verdiği karar, tam anlamıyla şoke ediciydi. Çünkü bu karar, insanı insan yapan bütün değerleri, ayaklar altına alanların aklanmasıdır. 1993 yılının sonuydu. Büyük çabalarla çıkardığımız uluslararası ilişkiler dergisi Ayna’nın kapaklarında arka arkaya Bosna yer alıyordu. Soykırım, katliamlar tüm hızıyla sürüyordu, Avrupa'nın orta yerinde. Son sayılarımızda da kapak Bosna’ydı. Ve yazdığım başyazının adını kapağa taşımıştık: BOSNA İNSANLİĞI BEKLERKEN… 15 yıldan fazla bekledi, "İnsanlık". Soykırımla suçlananların ele başları, hala kaçak. Lahey'de, Uluslararası Adalet Divanı ise Sırbistan’ı suçsuz buldu.Üstelik tuhaf bir kararla: Soykırım var, suçlu yok. Yani, 15 yıl sonra hepimize döndü ve dedi ki: “İnsanlık, sen daha çok beklersin.” İnsanları, sadece Boşnak, Müslüman oldukları, Hırvat oldukları için öldürdüler. Aylarca sistemli bir şekilde. Erkekleri öldürdüler, çocukları özellikle, yaşlılara, kadınlara tecavüz ettiler, işkence yaptılar. Alay ettiler, bütün “uygar” uluslarla… “İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi” nin her satırını ayaklar altına aldılar, insanlık onurunu yok ettiler. Şimdi, sadece vicdanının sesini dinlemesi gereken Lahey'deki hakimler, adaleti Bosnalılardan esirgediler. Adalet yoksa, başka neye güvenebiliriz. Bu dünyada adalet yoksa, o zaman hepimiz “suçlu” değil miyiz? Bu soykırıma “doğrudan” kimseyi ilgilendirmediği için uzun bir süre kayıtsız kaldı, herkes. Bosna Hersek, büyük bir direnç gösterdi. Ve sonunda kazandı savaşı, bu kasaplara karşı. Ama bugün gelinen sonuç, “adaletin bu mu dünya” dedirtecek, isyan ettirecek düzeyde. Bugün ezilenden, güçsüzden politik manevralarla adaleti esirgeyenler, gelecekte güçlünün zulmünün yaygınlaşmasına hizmet ettiklerini anladıkları zaman, her şey için çok geç olacak. Dün Bosna, Ruanda, bugün Darfur, yarın kimbilir neresi? Yine hiç susmamak, hesaplaşmak, tartışmak, direnmek gerekiyor, bu utanç veren kararları, eylemleri yenmek için. Bugün sessiz, kayıtsız kalanlar, yarın artan sessizlik içinde kendilerini de var eden ve kendileriyle de zenginleşen insan haklarının bir bir yok oluşunu, çözülüşünü, insani değerlerin, erdemlerin yozlaşmasını engelleyemeyecekler. Kayıtsız kalarak, unutarak, gelecek ve barış kazanılamaz. O. Suat Özçelebi / 28.02.2007
 |
 |
|