Ana Sayfa I Bize Ulaşın I Site Haritası I English
 
Kırılma Noktası
Bellek
Röportaj / Sine-Politik
Haber Yorum Analiz
Siyasal Hareketler-Projeler
Araştırma Dokümantasyon
Türkçe'de Siyasal İletişim
Dünya'da Siyasal İletişim
  Kırılma Noktası  İnternette Politikacılar
Böyle Medyaya Böyle Rapor!


Genelkurmay Başkanlığı’nın “medya raporu” olur mu? Olmaz mı?

Sorun böyle konulunca, tartışma yanlış kanalda ilerliyor. Bu soruya yanıt: “Elbette neden olmasın?”, biçiminde verilebilir.

Neden verilebilir? Çünkü Genelkurmay Başkanlığı’na da dünyada ve ülkemizde birçok şirketin medya ilişkilerini dizayn etmek için parasını bastırıp yaptırdığı “medya analizi” raporlarını çok görmemek gerekir. Hele Genelkurmay veya Milli istihbarat birimleri, eğer ülkenin belli başlı medya kuruluşlarının sahipleri ve çalışanları içinde ülke güvenliği ile ilgili bir değerlendirme yapacak düzeyde tehdit hissettilerse bunu yapmamaları zaten görevi ihmal olur. Vergilerimizin bir kısmını, bu ve benzeri işler yapılsın, diye veriyoruz.

Ancak şunu yapamazlar. Yapamamalılar. T.C. vatandaşı hiçbir gazeteciyi veya gazeteyi “bize” yakın ya da uzak, diye sınıflandıramazlar. Çünkü, “Biz”, kimiz? Biz, hepimiz değil miyiz? Devletin tüm kurumları, tüm yurttaşlar “biz” değil miyiz?

Hiçbir devlet kurumu, gazeteciler hakkında bir “suç” işlemedikleri veya işleme olasılıkları, ihbarı olmadığı sürece dosya da tutamazlar. Objektif kıstaslar dışında, “medya dosyalarına” dayanarak, yaptıkları toplantılara, basın gezilerine “sen gel”, “sen gelme” diyemezler.

Devletin tüm kurumları, her yurttaşına, hele basın mensuplarına karşı “eşit mesafe ilkesini” korumak zorundadır. Bireysel/İnsani ilişkilerde kimi gazetecileri daha fazla sevebilirsiniz, onları okuyabilirsiniz. Ama kurumsal ilişkilerde bir devlet kurumunun tepesinde veya değil, hiçbir memur, hükümet yetkilisi, “bize” daha yakın diye kimseyi kayıramaz. Bu tutum, düşünce ve ifade özgürlüğünün, basın özgürlüğünün ortadan kaldırılmasıdır.

Ve bunda tartışılacak hiçbir şey yok. Sivil veya asker hiç kimse “basına” bu muameleyi yapamaz. Birileri de çıkıp “zaten dünyada nerede basın özgürlüğü tam ki her yerde bu tür olaylar olur, normaldir” diyerek, basın özgürlüğünü yok sayan davranışları “meşru” göstermeye çalışamaz.

Ama basınımızda birçok kalem sanki başka türlüsü mümkünmüş gibi, konuyu “ne var bunda canım, asker ya da hükümet karşı karşıya getiriliyor”, “askerin hakkı değil mi, işte uyanık davranıyor” düzeyinde tartışabiliyor.

Buna da çok şaşırmıyorum. Şimdi amiyane tabirle “böyle başa, böyle tarak”, deyip geçebilirdim. Okuyucuların geçmişte, bu görüşleri yazanların ve gazeteci arkadaşlarının neler yaşadığını kendilerinin hatırlamasını bekleyebilirdim.

Ama bellek, malum, nisyan ile malul. Birkaç hatırlatma(*) yapmak, kaçınılmaz. Lütfen hatırlayın:

Yıllar önce, bir gazete komple havaya uçurulduğu zaman, “e ama hak etmişlerdi” türü açıklamalar yapılmış, kimi “gazeteciler” tarafından, “onlar zaten teröristti” de denebilmişti; “28 Şubat”ta “andıçlanan” gazeteci arkadaşlarının ardından kimi gazetecilerin bir kampana çalmadığı kalmıştı; Büyük medyamız “Gazeteci”/”gazete” ayrımı yapan sivil-asker kurum ve kuruluşlarla iletişimlerini sorgulamak yerine, bu durumu “doğal” bir avantaj gibi algılayabilmişti; Her dönemde dış/iç gezilerde uçağa alınanlar, hiç alınmayan çağrılmayan gazeteciler karşısında rekabet üstünlüğünü, eşitlik ve utanma duygusuna tercih edebilmişlerdi.

Daha sayayım mı?

Basın özgürlüğü, önce bu özgürlüğün ne olduğunu bilen bir “basın” ve “gazeteciler” ile mümkün.

Bu medya raporunu bırakın sorgulamayı, şimdi kimi “gazeteciler” oturmuş, askerlerin medya raporundaki basın mensupları için yapılan, genel kanaat ve algının dışındaki değerlendirmeler üzerinden, askerlerin ne kadar “iyi niyetli” ve “objektif” görüşler sergileyebildiğini yazıp, kendileri için yeni bir övgü/prim dalgası yaratmaya çalışıyorlar. Medya raporu konusunda kendi Cemiyetlerinin yaptığı çok net açıklamanın bile arkasında duramayan, pusulasını kaybetmiş bir “basınla” nereye kadar gidilebilir?

Şuna İnanıyorum:

Halka karşı sorumluluğunu, kaleminin onurunu her şeyin üstünde tutmadığı, her türlü güce ve iktidara karşı “demokrasi ve gerçekten yana” tavır koymadığı sürece bir gazetecinin vicdanından söz edemeyiz. Vicdandan söz edemediğimiz yerde, artık sadece gazetecilerden değil, insandan da söz edemeyiz.

O. Suat Özçelebi / 12.03.2007
(*) Bu hatırlatmaları yapmadan önce bir hususa değinmekte de fayda var. Basının reklam verenlere olan bağımlılığı ve patronlarının farklı iş kollarında olmaları nedeniyle zaten “özgürlüğünün” olmadığı üzerinden yapılan tartışmada, bu konudan bağımsız, fakat ayrıca tartışılması gereken bir konudur. Konuyu ısrarla bu perspektife de taşımak, bu derin tartışmanın anlaşılmasını engelleyeceği gibi, asıl problemlerin gözden kaçırılmasından başka bir şey sağlamaz. Çünkü basının karşı karşıya olduğu tüm sorunları bu tartışmanın bir tarafına eklemlemek her zaman mümkün.

Yazarın Diğer Yazıları
  Cumhuriyet "uyanık" durmaktır.
  Ayamama!
  AKP’ye 1989 “şoku” bir hayal!
  18 Mart niçin önemlidir?
  Barışın kendisi bir yoldur.
  ABD’de seçim yine “sandıkta” kazanılacak!
  Artık Obama ve Palin mi yarışıyor?
  Akıl, vicdan ve cesaret
  Yeni çuval yolda mı?
  Türk Mucizesi!
  Türkiye’de vatandaş olmak kolay değil!
  Toplum “solu” algılayamıyor
  “Darbe Günlükleri”ni görmezden gelmek…
  Türkiye'yi en çok ben seviyorum!
  Sizin de canınız yanıyor mu?
  Bir “kamptan” yazmak ve okumak...
  Sağduyu nedir?
  Malatya’daki vahşete yargı yetmez!
  Barışın kendisi bir yoldur
  İmtiyazsız Anayasa
  Anayasayı biz “yapmalıyız”
  Ne Coşkun ne de Erdoğan
  Ahkam mı bilgi mi?
  AKP seçimi neden kazanacak?
  Partilerin varlık sebebi: Seçim bildirgeleri
  Terör: Vizyonsuzluğun ağır bedeli
  “Birlik”, büyük bir yalan!
  Türkiye’de “siyaset” yapamamak…
  Parlamento “her şeyi” bilir
  Birleşik oy pusulasında ince hesaplar!
  Birleşmek, “bir”leşememek!
  Sabah, Nokta ve vicdan
  Çocuklar masum, biz değiliz!
  “Kendine demokrasi”, demokrasi değildir
  Mayın barışı rehin alır!
  Uzaktan kumanda ve Cumhurbaşkanlığı
  İnsanlık, daha çok beklersin!
  Gündemde kalmak
  Siyasette İnovasyon -I-
  Umut ve Kayıtsızlık
  Katilleri cesaretlendirmek
  Yok edilen sadece Saddam değil!
  Hayâsızlık
  Yazar olmak, işini iyi yapmak...
  Küllerinden doğan Karaoğlan
  Orhan Pamuk’a Sevinmek...
  Soykırım Siyaseti
  Seçilmek istiyorum!
  Aslında Ortadoğu…
  Yaşamın kıyısında
  Nöbette uyumak…
  Bir duvar yazısı: Ulusal egemenlik
  Film festivali, yüzyıla tanık olmak…
  Cehennemin yolu
  Grbavica
  Karikatür Krizi ve Yönetememek
  Aydın Güven Gürkan’a Veda
  Barajı değil, duvarı tartışalım!
  “Azınlık Raporu” ve Türkiye’de bir konuyu tartışmak…
  Avrupa Birliği: Tek yol mu?
  İki Dudak Demokrasisi!


İnternetin siyasal iletişimin vazgeçilmez ve en etkili platformlarından biri olduğuna inanıyoruz.
Bu düşüncemizi paylaşan tüm siyasetçiler ve milletvekilleriyle sizleri de buluşturmak istedik. Sadece bir tık uzağımızdaki politikacılarımızdan ulaşamadıklarımızı lütfen bize bildirin.


Akif Gülle (AKP)
www.akifgulle.org

Ali Aydınoğlu (AKP)
www.aliaydinoglu.com.tr

Burhan Kılıç (AKP)
www.burhankilic.com.tr

Cemal Kaya (AKP)
www.cemalkaya.com

Cumhur Ersümer (ANAP)
www.ersumer.org

Ersin Arıoğlu  (CHP)
www.arioğlu.net

Faruk Ambarcıoğlu  (AKP)
www.tbmm.info/farukambarcioğlu

Fatma Şahin (AKP)
www.fatmasahin.net

Hüseyin Tanrıverdi  (AKP)
www.huseyintanriverdi.com

İbrahim Köşdere (AKP)
www.ibrahimkosdere.com

Mehmet Atilla Maraş (AKP)
www.mehmetatillamaras.com

Mehmet Ergün Dağcıoğlu (AKP)
www.ergundagcioglu.net

Mehmet Cevdet Selvi (CHP)
www.tbmm.info/mehmetcevdetselvi

Mikail Arslan  (AKP)
www.mikailarslan.com

Mustafa Gazalcı  (CHP)
www.tbmm.info/mustafagazalci

Mustafa Dündar (AKP)
www.mustafadundar.gen.tr

Mustafa Özyürek (CHP)
www.mustafaozyurek.com

Nevzat Doğan (AKP)
www.nevzatdogan.net

Ömer Özyılmaz (AKP)
www.omerozyilmaz.com

Vahit Kiler (AKP)
www.vahitkiler.com

Zafer Hıdıroğlu (AKP)
www.zaferhidiroğlu.com

Zeyid Aslan (AKP)
www.zeyidaslan.com