Uzaktan kumanda ve Cumhurbaşkanlığı
Cumhurbaşkanlığı seçimi senaryoları bitmek bilmiyor. Herkesin kafasındakini, kendi senaryosunu yazması anlaşılabilir. Ancak bu senaryoların içinde bazı değerlendirmeler var ki insana “biraz, insaf-izan” dedirtiyor. Başbakan’ın kendisi Cumhurbaşkanı olursa, Başbakanlığa kontrol edeceği birini, yok eğer olmazsa, Cumhurbaşkanlığı’na kontrol edebileceği birini getireceği yazılıyor, çiziliyor. Ne Cumhurbaşkanlığı ne de Başbakanlık uzaktan kumanda ile yönetilebilecek makamlardır. Kimi makamları, herkes “kontrol etmek” isteyebilir. Bu ham hayal, kolay kolay kimseye nasip olmaz. Ülkemizde de birileri bunu denemiş ve hayal etmiştir. Hatta kimi başbakan, bakanlar bu hayale kapılmış, beklentilerini karşılamayan kişilere “nankör kedi” bile diyebilmişlerdir. Bir demokratik yönetim ve hukuk devletinde ne başbakanlar ne de cumhurbaşkanları kimseye minnet eder. Yakın veya uzak tarihimize bakanlar, “Özal’ın başbakanı” olarak düşünülen, Yıldırım Akbulut’un ya da 12 Eylül “darbecilerinin başbakanı” Bülent Ulusu’nun bile, bu hayale kapılanları nasıl bir hayal kırıklığına uğrattığını hatırlayabilirler. Bu konunun bir de, son yıllarda her şeyi “komplolarla” anlama ve açıklama kolaycılığının neredeyse yazan-çizen büyük bir kitleye egemen olmasıyla ilgili bir boyutu var. Öyle ki bu bakış açısı insanları, “zaten” bir şey yapamayız, her şey bizim kontrolumuz dışındaki güçler (iç-dış) tarafından planlanıp, uygulanıyor, bizim irademiz etkisiz ve “iradesisiz” inancına sürüklüyor. Komploculuğun tersi fikirleri, “naif” ve “gerçekçilikten” uzak bulmak moda oldu. Ancak bu durum, o kadar tehlikeli bir boyuta gidiyor ki, “demokrasi”den neredeyse tamamen ümidi kesme ve onu bir tür sandık oyunu görme eğilimine dönüşüyor. Türkiye’de de hala tüm “demokratik süreçlerin”, milletin iradesine çeşitli biçimlerde “ipotek” koyma çabaları olsa da, hala “bizim” elimizde olduğu gerçeğini asla unutmamalıyız. Demokrasiden korkan demokratlara rağmen, başta Cumhurbaşkanlığı seçimi süreci olmak üzere, milletin iradesine halel getirecek her türlü çabanın karşısında dirençle durmalıyız. Bugün kimileri için fazla görülen demokrasi ve hukukun, yarın hepimiz için fazla görülebileceğini unutmadan. O. Suat Özçelebi / 26.03.2007
 |
Yazarın
Diğer Yazıları |
| |
Cumhuriyet "uyanık" durmaktır. |
| |
Ayamama! |
| |
AKP’ye 1989 “şoku” bir hayal! |
| |
18 Mart niçin önemlidir? |
| |
Barışın kendisi bir yoldur. |
| |
ABD’de seçim yine “sandıkta” kazanılacak! |
| |
Artık Obama ve Palin mi yarışıyor? |
| |
Akıl, vicdan ve cesaret |
| |
Yeni çuval yolda mı? |
| |
Türk Mucizesi! |
| |
Türkiye’de vatandaş olmak kolay değil! |
| |
Toplum “solu” algılayamıyor |
| |
“Darbe Günlükleri”ni görmezden gelmek… |
| |
Türkiye'yi en çok ben seviyorum! |
| |
Sizin de canınız yanıyor mu? |
| |
Bir “kamptan” yazmak ve okumak... |
| |
Sağduyu nedir? |
| |
Malatya’daki vahşete yargı yetmez! |
| |
Barışın kendisi bir yoldur |
| |
İmtiyazsız Anayasa |
| |
Anayasayı biz “yapmalıyız” |
| |
Ne Coşkun ne de Erdoğan |
| |
Ahkam mı bilgi mi? |
| |
AKP seçimi neden kazanacak? |
| |
Partilerin varlık sebebi: Seçim bildirgeleri |
| |
Terör: Vizyonsuzluğun ağır bedeli |
| |
“Birlik”, büyük bir yalan! |
| |
Türkiye’de “siyaset” yapamamak… |
| |
Parlamento “her şeyi” bilir |
| |
Birleşik oy pusulasında ince hesaplar! |
| |
Birleşmek, “bir”leşememek! |
| |
Sabah, Nokta ve vicdan |
| |
Çocuklar masum, biz değiliz! |
| |
“Kendine demokrasi”, demokrasi değildir |
| |
Mayın barışı rehin alır! |
| |
Böyle Medyaya Böyle Rapor! |
| |
İnsanlık, daha çok beklersin! |
| |
Gündemde kalmak |
| |
Siyasette İnovasyon -I- |
| |
Umut ve Kayıtsızlık |
| |
Katilleri cesaretlendirmek |
| |
Yok edilen sadece Saddam değil! |
| |
Hayâsızlık |
| |
Yazar olmak, işini iyi yapmak... |
| |
Küllerinden doğan Karaoğlan |
| |
Orhan Pamuk’a Sevinmek... |
| |
Soykırım Siyaseti |
| |
Seçilmek istiyorum! |
| |
Aslında Ortadoğu… |
| |
Yaşamın kıyısında |
| |
Nöbette uyumak… |
| |
Bir duvar yazısı: Ulusal egemenlik |
| |
Film festivali, yüzyıla tanık olmak… |
| |
Cehennemin yolu |
| |
Grbavica |
| |
Karikatür Krizi ve Yönetememek |
| |
Aydın Güven Gürkan’a Veda |
| |
Barajı değil, duvarı tartışalım! |
| |
“Azınlık Raporu” ve Türkiye’de bir konuyu tartışmak… |
| |
Avrupa Birliği: Tek yol mu? |
| |
İki Dudak Demokrasisi! |
 |
 |
|