Mayın barışı rehin alır!
Hayatımızı ve tüm dünyayı özellikle çocuklar için riskli kılan, en katlanılmaz gerçeklerden biri de mayınlar. Tüm dünyada ama özellikle Afrika’da, Asya’da hem teröristlerin, hem devletlerin, orduların, hem de bağımsızlık savaşçılarının ortak silahı olabilen, ucuz bir canavar. Mayın, geleceğimizi ve barışı rehin alır, yaşanılır her yeri “yaşanmaz” kılar. Terörle mücadelede şehitlerimiz, gazilerimiz ve yurttaşlarımızın büyük bir kısmı da bu acımasız silahın kurbanı. 4 Nisan, Birleşmiş Milletler tarafından “Dünya Mayın Bilincini Geliştirme Günü” ilan edilirken, herkesin “mayınlar” konusunda bilinçlendirilmesi için uzun yıllardır, birçok ülkede etkinlikler düzenleniyor. 1960’lı yıllara kadar, kara mayınlarının kullanımı daha kontrollü yapılırken, bunların kayıtları tutulup, haritaları çıkarılmaktaydı. Ancak bu yıllardan sonra, artık toprağa gömülmesi gerekmeyen mayınların geliştirilmesiyle birlikte, mayın kullanımındaki kontrolün de ortadan kalktığı belirtiliyor. Günümüzde birçok ülkede kara mayınlarının ne kaydı tutulmakta, ne de haritaları çıkarılmakta. Bugün dünyada yaklaşık 350.000 ila 400.000 mayın kazazedesinin olduğu ve bu sayının 500.000’e kadar çıkabileceği tahmin ediliyor. Dünyada 6 sivil toplum kurumunun başlattığı mayın karşıtı mücadele, bugün tüm dünyada sürdürülen mayınların temizliği çalışmaları için bir kıvılcım oluşturdu. 1 Mart 1999 tarihinde yürürlüğe giren Ottowa sözleşmesi ve ek protokolleri bu konuda hazırlanmış temel uluslararası metin/sözleşme. Türkiye, 12 Mart 2003'te attığı imzayla, mevcut anti personel kara mayınlarını bir program dahilinde temizleme ve imha etme yükümlülüğüne girdi. 2008'e kadar depolarımızdaki mayınları imha edeceğiz, 2014 tarihine kadar da toprağa döşeli mayınları temizleyeceğiz. 2014’ü yakalayabilmek amacıyla Türkiye, başta Suriye sınırındaki 510 kilometre uzunluğundaki mayın tarlası (615.149 mayın) olmak üzere; Irak sınırındaki (42 kilometre uzunluğunda - 75.115 adet mayın); İran sınırındaki (109 kilometre uzunluğunda - 191.428 adet mayın); Ermenistan sınırındaki (17 kilometre - 21.984 adet mayın) mayın tarlalarını Maliye Bakanlığı'nın idaresi altında outsourcing yöntemiyle temizleyeceğini açıklanmıştı. Şubat 2006’da ilk ihale başarısızlıkla sonuçlanmış, yeni ihale açılması ile ilgili olarak da herhangi bir açıklama yapılmadığı belirtiliyor. Ottowa sözleşmesine taraf olmayan devletlerin stoklarında, 160 milyondan fazla mayın tuttuğunu tahmin etmektedir. Bu mayınların büyük bir kısmı beş devletin elinde bulunuyor: Çin (110 milyon), Rusya (26,5 milyon), ABD (10,4 milyon), Pakistan (6 milyon) ve Hindistan (4-5 milyon) Ottowa sözleşmesi’nin girişinde yer alan şu sözler, aslında mayın gerçeğini net bir biçimde ortaya koyuyor: “Her hafta çoğu masum ve korunmasız sivillerden ve özellikle çocuklardan oluşan yüzlerce kişiyi öldüren veya sakat bırakan, ekonomik kalkınmayı ve yeniden yapılanmayı engelleyen, mültecilerin ve iç göçe maruz kalmış kişilerin yurtlarına dönmelerine manî olan ve yerleştirildikten sonra yıllarca diğer vahim neticeler yaratan anti-personel mayınların neden olduğu acılara ve kayıplara son vermeye…” Mayınsız Türkiye Girişimi Mayınsız Türkiye Girişimi, resmi raporlarda, Türkiye'de toprağa döşeli toplam yaklaşık 1 milyon, stoklarda ise 3 milyon adet anti-personel kara mayını bulunduğu söylüyor. Resmi açıklamalarda mayınların kullanım amacı olarak sınır geçişleri ve terörizmle mücadelenin gösterildiğini belirten girişim yetkilileri, bazı yerleşim yerleri ve köylerde de sivillerin mayın tehdidiyle yaşadıklarını vurguluyorlar. Mayınsız Türkiye Girişimi, mayının ne asker, ne erkek, ne kadın, ne çocuk hiçbir şey dinlemediği gerçeğiyle yüzleşmemiz için, “mayın kimlik sormaz” diyerek, aşağıdaki açıklamaya sitelerinde yer veriyorlar: Mayınlar, sinsi silahlardır. Kurbanını aramaz, kendisine gelmesini bekler. Kurbanları arasında ayrım gözetmez. Kurban, kendisini döşeyen asker, veya gerilla, hayvanlarını otlatan çoban, tarlasını eken çiftçi, meraklı bir çocuk olabilir. Mayınlar, robot askerlerdir. Acıkmaz, susamaz, üşümezler. 75 yıl aktif olarak kalırlar. Mayınlar kitle imha silahlarıdır. Geçtiğimiz yıl dünyada 20 bin insan, mayın veya patlayıcı askeri malzeme nedeniyle yaşamını kaybetti, sakatlandı. Mayınlar barış nedir bilmez. Savaşlar bitse, barış ilan edilse bile öldürmeye devam ederler. Temizlenmeyen mayınlar, barış dönemlerinde savaş dönemlerinden daha fazla insanın canına kıymaktadır. Mayınlar ucuz silahlardır. Bu kadar yaygın kullanılmalarının nedeni, bir kaç dolara mal olmaları ve 10-15 dakika içinde toprağa yerleştirilebilmeleridir. Ancak kara mayınlarının temizlenmesinin maliyeti oldukça yüksektir. Bir mayının temizliği için bin dolar ve yüz saat harcanması gerekmektedir. O. Suat Özçelebi / 04.04.2007 Yazıda kullanılan bilgilere ve diğer ayrıntılara ulaşmak için: www.icbl.org www.mayinsizbirturkiye.org
www.icrc.org
www.cpi.org
www.warchild.org
 |
Yazarın
Diğer Yazıları |
| |
Cumhuriyet "uyanık" durmaktır. |
| |
Ayamama! |
| |
AKP’ye 1989 “şoku” bir hayal! |
| |
18 Mart niçin önemlidir? |
| |
Barışın kendisi bir yoldur. |
| |
ABD’de seçim yine “sandıkta” kazanılacak! |
| |
Artık Obama ve Palin mi yarışıyor? |
| |
Akıl, vicdan ve cesaret |
| |
Yeni çuval yolda mı? |
| |
Türk Mucizesi! |
| |
Türkiye’de vatandaş olmak kolay değil! |
| |
Toplum “solu” algılayamıyor |
| |
“Darbe Günlükleri”ni görmezden gelmek… |
| |
Türkiye'yi en çok ben seviyorum! |
| |
Sizin de canınız yanıyor mu? |
| |
Bir “kamptan” yazmak ve okumak... |
| |
Sağduyu nedir? |
| |
Malatya’daki vahşete yargı yetmez! |
| |
Barışın kendisi bir yoldur |
| |
İmtiyazsız Anayasa |
| |
Anayasayı biz “yapmalıyız” |
| |
Ne Coşkun ne de Erdoğan |
| |
Ahkam mı bilgi mi? |
| |
AKP seçimi neden kazanacak? |
| |
Partilerin varlık sebebi: Seçim bildirgeleri |
| |
Terör: Vizyonsuzluğun ağır bedeli |
| |
“Birlik”, büyük bir yalan! |
| |
Türkiye’de “siyaset” yapamamak… |
| |
Parlamento “her şeyi” bilir |
| |
Birleşik oy pusulasında ince hesaplar! |
| |
Birleşmek, “bir”leşememek! |
| |
Sabah, Nokta ve vicdan |
| |
Çocuklar masum, biz değiliz! |
| |
“Kendine demokrasi”, demokrasi değildir |
| |
Uzaktan kumanda ve Cumhurbaşkanlığı |
| |
Böyle Medyaya Böyle Rapor! |
| |
İnsanlık, daha çok beklersin! |
| |
Gündemde kalmak |
| |
Siyasette İnovasyon -I- |
| |
Umut ve Kayıtsızlık |
| |
Katilleri cesaretlendirmek |
| |
Yok edilen sadece Saddam değil! |
| |
Hayâsızlık |
| |
Yazar olmak, işini iyi yapmak... |
| |
Küllerinden doğan Karaoğlan |
| |
Orhan Pamuk’a Sevinmek... |
| |
Soykırım Siyaseti |
| |
Seçilmek istiyorum! |
| |
Aslında Ortadoğu… |
| |
Yaşamın kıyısında |
| |
Nöbette uyumak… |
| |
Bir duvar yazısı: Ulusal egemenlik |
| |
Film festivali, yüzyıla tanık olmak… |
| |
Cehennemin yolu |
| |
Grbavica |
| |
Karikatür Krizi ve Yönetememek |
| |
Aydın Güven Gürkan’a Veda |
| |
Barajı değil, duvarı tartışalım! |
| |
“Azınlık Raporu” ve Türkiye’de bir konuyu tartışmak… |
| |
Avrupa Birliği: Tek yol mu? |
| |
İki Dudak Demokrasisi! |
 |
 |
|