Birleşmek, “bir”leşememek!
Anavatan ve Doğru Yol Partisi sonunda birleşti. Neredeyse tüm 90’ları tartışmalarıyla tükettiğimiz ve kendini de tüketen merkez sağ, 1946’daki adresine dönmeyi "birleşme teşebbüsüyle" sona erdirdi, görünüyor. Baraj altında kalma riskinin bir gerçeğe dönüşebileceğini gören Mumcu ve Ağar, “gerçekçi” davranarak, parlamentoda yer alma şansının kapısını araladılar.
Ve diyorlar ki: Biz bir sinerji yaratıyoruz, “merkez sağdaysanız”, işte oyunuzu atmanız için, alın size adres: 2007 model Demokrat Parti.
Ama ilk kez 1946’da halka sunulan bu adreste, babasının oğlu olarak, uzun yıllardır oturan zat-ı muhterem, Aydın Menderes, “ben hala burada ikamet ediyorum” derken, evin 2007’de yeni sahipleri olduğunu iddia edenleri de içeri almaya pek niyetli görünmüyor.
Merkez solda da “birleşme” tartışmalarına harcanan 80’li, 90’lı yıllar birlik sonuçlarının kısmi de olsa alınmasını sağlamıştı: Önce 12 Eylül darbecilerin izniyle kurulabilen “sol parti” Halkçı Parti, ile “SODEP”, Sosyal Demokrat Halkçı Parti’de (SHP), sonra SHP’de Cumhuriyet Halk Parti’yle birleşerek, CHP adresinde bir araya gelmişlerdi.
Solu “iktidar” yapmayı umut ediyorlardı. Adeta “Benim içimde yokolun” diyen CHP karşısında, önce birleşen SHP, CHP’den koptu, 2002’de yeniden siyaset sahnesinde yerini aldı. DSP, her zaman “birleşme” taleplerine sırtını döndü. Şimdi de “ittifak” arayışında. Diğer küçük sosyalist partiler, grup ve hareketlerle sol, çok parçalı yapısını korumayı sürdürüyor.
Genel başkanlar ve kurumlar nezdinde birleşmek belki bir biçimde çözülebiliyor. Örneklerini çok yaşadık. Hele birleşme protokolleri zamanında her şey güllük gülistanlık oluyor.
Ama bir, olmadı iki seçimin ardından “seçilemeyenler” seslerini yükseltiyor, “partinin delegelerini kontrol etmek” dışında neredeyse başka bir işi olmayan siyaset ağaları/simsarları iş başına geliyor, her şeye egemen olmaya başlıyor. Milletin/Partililerin iradesi, genel başkan ve ekiplerinin iradesiyle, büyük bir hızla yer değiştiriyor.
Parti içi demokrasi’nin olmadığı partilerde, “iki dudak demokrasisi” içinde, “demokratik” bir mücadele yapılamadığı için, birlik şarkıları yerini tez zamanda ayrılık şarkılarına terk ediyor.
Birleşen, ama bir türlü “bir”leşemeyenler, çok fazla zaman geçmeden milletin karşısında bambaşka “kimliklerle” beliriveriyorlar. "Öz Anavatan", "Hakiki Doğru Yol" ve " En Gerçek Demokrat Parti" karşımıza çıkarsa, çok şaşırmayalım. Evet, siyasette bazen 1+1= 10 veya 2+2= 1 edebiliyor. Analiz yazılarında bir rakam/yüzde olarak ifade edilen halk, sandıkta matematiksel analizlerin, oy hesaplarının siyasete birebir uyarlanmasına izin vermiyor.
Bugün “merkez sağda” olanlar için, umutlu olma zamanı. Darısı “solun” başına deme, ülkemiz için hayırlı, uğurlu olsun deme zamanı…
Ancak, Seneca’nın sözünü unutmadan: “Gerçek, gecikmeyi sevmez.”
O. Suat Özçelebi / 07.05.2007
 |
 |
|