Birleşik oy pusulasında ince hesaplar!
Bağımsız adayların seçimlerde birleşik oy pusulasında yer almasına ilişkin yasal düzenleme askıya alınmıştı. 25 yaşa getirilmeye çalışılan seçilme hakkı, son anda askıya alındığı için, birlikte sunulan bu yasal değişiklik de aynı akibete uğramıştı. Şimdi AKP bu düzenlemeyi 25 yaştan ayırarak tek başına getiriyor. Niçin önemli bu yasal değişiklik? Çünkü bağımsız adaylar, daha önce siyasi partilerin logoları ile birlikte yer aldığı, yan yana dizildikleri oy pusulasında yer almıyorlardı. Yani aynı muhtarlık seçimlerinde olduğu gibi bağımsız milletvekili adayları da kendi oy pusulalarını bastırıyor. Seçim günü sandık bölgelerine dağıtılması için teslim ediyor ve oy kullanılacak yerlere bu oy pusulaları yerleştiriliyor. Ve isterseniz birleşik oy pusulasına mührü vurmuyorsunuz, önünüzdeki bağımsız adaylardan birinin kendi bastırdığı oy pusulasını zarfın içine koyarak, oyunuzu kullanıyordunuz. Bu aslında bağımsız adaylar için büyük bir zorluğa yol açıyordu. Her sandıkta, oy kullanma bölümündeki oy pusulalarını sürekli kontrol etmek, seçmenlerin, rakiplerin bu oy pusulalarını beraberlerinde götürmelerini, tahrip etmelerini önlemek çok güç oluyordu. Bu düzenleme, yasal değişiklik, bağımsız adaylar için de çok yapıcı bir gelişme. Oylarını korumak, başında nöbet bekleyecek adamlar tutmak, bastırmak gibi dertlerden kurtulacaklar… Ancak bu değişikliğin asıl sebebi ya da perde arkası elbette sadece “bağımsızların” oylarını korumak, onları bu dertlerden kurtarmak değil! Peki nedir bu kadar önemli olan, asıl sebep? İleri sürülen asıl sebep, DTP’nin seçimlere bağımsız adaylarla girmesi karşısında, kazanma şansı çok yüksek olan Güneydoğu ve Doğu Anadolu bölgesindeki oylarının düşmesini sağlamak! Nasıl? Bağımsız adaylar için bir dezavantaj gibi gözüken, az önce anlattıklarım bir partinin kontrolünde gerçekleştirilen “bağımsız adaylık” için bir avantaja kolaylıkla dönüşebiliyor. Oy pusulalarını sadece sandık bölgesine koymuyor, seçimden bir gün önce oy kullanacak kişilere evlerinde de dağıtıyorsunuz. Ve bu kişiler sandığa gittiklerinde ceplerinden oy pusulasını çıkarıp koyuyorlar zarfa. Okuma yazma bilmeyen, yaşlı seçmenler de dahil herkesin oyunu garanti altına alıyorsunuz. Hatta kontrol edebiliyorsunuz. O kişilerden birleşik oy pusulalarını size getirmelerini istiyorsunuz. Böylece en azından başka bir partiye oy vermesini engelliyorsunuz. İşte bu düzen, bir partinin ve militanlarının kontrolünde çok iyi uygulanabilecek bir sistem şansı tanıyordu. Şimdi bu şans ellerinden alınıyor, bu “niyetlerle” hareket edeceklerin. Peki sadece bu boyutu mu var. Elbette hayır! Birleşik oy pusulasında bağımsız adayların yer alması demek, başka bağımsız adayların da yer alabilmesi demektir. Yani 20 siyasi partinin arkasından sıralanacak bağımsız adayların sayısının 7-8 veya daha fazla olduğunu düşünün, okuma yazma bilmeyen, yaşlı veya dikkatli oy kullanamayanların “kendi” bağımsız adaylarını nasıl bulup oy verecekleri tam bir muamma. Ya da onlarca bağımsız adayla iyice uzayacak oy pusulası, kimi adayların oy pusulalarında "kaybolmalarına" ve yeni tartışmalara yol açabilir. Peki sadece bu kadar mı? Elbette değil! Ülkemizde aynı isme sahip, kaç insan var?:Aynı bölgede yaşayan, aynı şehirde. Diyelim ki seçilmesini istemediğiniz bir bağımsız adayın aynı isim ve soyadını taşıyan başka birini tanıyorsunuz. Onu da aynı yerden bağımsız aday gösterdiniz. Neden olmasın? Ondan sonra oy pusulasında isim-soyad aynı kalacak, bazı nüfus bilgileri sırayla farklılaşana kadar yazılacak: baba adı, doğum tarihi vs... Ondan sonra bağımsız adayını, pusulada oy vermek için, ara ki bulasın! Olur mu, olur! Kimileri DTP’nin, etnik milliyetçilik üzerinden Kürt siyaseti güdenlerin, seçim sonrasında TBMM’de grup kurmasının önüne dikilen en büyük engellerden birini, bu yasal düzenleme olarak görüyorlar: Hatta “rejimi” koruyacak kalkanlardan biri…
Ne dersiniz, önemli mi değil mi? İşler mi işlemez mi? O. Suat Özçelebi / 09.05.2007
 |
Yazarın
Diğer Yazıları |
| |
Cumhuriyet "uyanık" durmaktır. |
| |
Ayamama! |
| |
AKP’ye 1989 “şoku” bir hayal! |
| |
18 Mart niçin önemlidir? |
| |
Barışın kendisi bir yoldur. |
| |
ABD’de seçim yine “sandıkta” kazanılacak! |
| |
Artık Obama ve Palin mi yarışıyor? |
| |
Akıl, vicdan ve cesaret |
| |
Yeni çuval yolda mı? |
| |
Türk Mucizesi! |
| |
Türkiye’de vatandaş olmak kolay değil! |
| |
Toplum “solu” algılayamıyor |
| |
“Darbe Günlükleri”ni görmezden gelmek… |
| |
Türkiye'yi en çok ben seviyorum! |
| |
Sizin de canınız yanıyor mu? |
| |
Bir “kamptan” yazmak ve okumak... |
| |
Sağduyu nedir? |
| |
Malatya’daki vahşete yargı yetmez! |
| |
Barışın kendisi bir yoldur |
| |
İmtiyazsız Anayasa |
| |
Anayasayı biz “yapmalıyız” |
| |
Ne Coşkun ne de Erdoğan |
| |
Ahkam mı bilgi mi? |
| |
AKP seçimi neden kazanacak? |
| |
Partilerin varlık sebebi: Seçim bildirgeleri |
| |
Terör: Vizyonsuzluğun ağır bedeli |
| |
“Birlik”, büyük bir yalan! |
| |
Türkiye’de “siyaset” yapamamak… |
| |
Parlamento “her şeyi” bilir |
| |
Birleşmek, “bir”leşememek! |
| |
Sabah, Nokta ve vicdan |
| |
Çocuklar masum, biz değiliz! |
| |
“Kendine demokrasi”, demokrasi değildir |
| |
Mayın barışı rehin alır! |
| |
Uzaktan kumanda ve Cumhurbaşkanlığı |
| |
Böyle Medyaya Böyle Rapor! |
| |
İnsanlık, daha çok beklersin! |
| |
Gündemde kalmak |
| |
Siyasette İnovasyon -I- |
| |
Umut ve Kayıtsızlık |
| |
Katilleri cesaretlendirmek |
| |
Yok edilen sadece Saddam değil! |
| |
Hayâsızlık |
| |
Yazar olmak, işini iyi yapmak... |
| |
Küllerinden doğan Karaoğlan |
| |
Orhan Pamuk’a Sevinmek... |
| |
Soykırım Siyaseti |
| |
Seçilmek istiyorum! |
| |
Aslında Ortadoğu… |
| |
Yaşamın kıyısında |
| |
Nöbette uyumak… |
| |
Bir duvar yazısı: Ulusal egemenlik |
| |
Film festivali, yüzyıla tanık olmak… |
| |
Cehennemin yolu |
| |
Grbavica |
| |
Karikatür Krizi ve Yönetememek |
| |
Aydın Güven Gürkan’a Veda |
| |
Barajı değil, duvarı tartışalım! |
| |
“Azınlık Raporu” ve Türkiye’de bir konuyu tartışmak… |
| |
Avrupa Birliği: Tek yol mu? |
| |
İki Dudak Demokrasisi! |
 |
 |
|