Barışın kendisi bir yoldur
Gazze Şeridi'nden İsrail topraklarına yönelik füze saldırıları sürerken, İsrail'in önde gelen yazar ve bilim insanlarından oluşan bir grup, hükümete Hamas'la ateşkes çağrısında bulundu.
Ancak İsrail hükümeti çağrıyı, duyar duymaz reddetti.
Biz kendi gündemimiz içinde kaybolmuşken, umutsuz bir barış girişimi daha, konuşulamadan bile son buldu. Kimse şaşırmadı. Çaresizlik, İsrail ve Filistinli aydınları ve barışseverleri uzun zamandır adeta yakıp kavuruyor.
Yönetimler her iki tarafta da birer “duvara” dönüştüler. Duymuyor, konuşmuyor, anlamıyor ve anlamak da istemiyorlar. Hem İsrailliler hem de Filistinliler, sanki lanetli kavimler gibi sonu gelemeyecek bir acıya mahkum edilmiş gibiler.
İsrail Hükümeti, "İsrail'in yıkılmasını amaçlayan bir grupla görüşme sözkonusu olamaz" demiş. Ancak bunun yanıtı zaten aydınların ortak çağrısında var: "İsrail geçmişte en büyük düşmanlarıyla pazarlık yaptı. Şimdi de doğru yol, Hamas'la pazarlığa oturup genel ateşkes sağlamak ve böylelikle her iki tarafın çektiği acılara son vermektir."
İsrail-Filistin sorunu kanamalı bir hasta gibi, sürekli kan istiyor. Ve akıtılan kan, her gün birer ikişer ölen, gelecekleri, hayattan beklentileri ve umutları karartılan genç Filistinlilerin kanı.
Hepimiz rutinleşen bir biçimde, vicdanımızı törpüleyen bu kadim çaresizlik diyarından gelen haberlere, artık iyice kayıtsız kalıyoruz. On yıllardır çekilmedik acı, neredeyse verilmedik mücadele kalmadı. Ve sanki bölgede çözümü ne Arap diktatörlükleri ne de İsrailliler istiyor.
Aslında demokratik bir Filistin devletini bölgede hiç kimse istemiyor.
Kimin sözüydü hatırlamıyorum. Diyordu ki; barışa giden bir yol yoktur, barışın kendisi bir yoldur.
Belki de hep birlikte bunun anlaşılacağı bir günü bekliyoruz, büyük bir umutsuzlukla. Barışa gerçekten inanan siyasetçileri, devlet adamlarını…
O. Suat Özçelebi / 26.09.2007
 |
Yazarın
Diğer Yazıları |
| |
Cumhuriyet "uyanık" durmaktır. |
| |
Ayamama! |
| |
AKP’ye 1989 “şoku” bir hayal! |
| |
18 Mart niçin önemlidir? |
| |
Barışın kendisi bir yoldur. |
| |
ABD’de seçim yine “sandıkta” kazanılacak! |
| |
Artık Obama ve Palin mi yarışıyor? |
| |
Akıl, vicdan ve cesaret |
| |
Yeni çuval yolda mı? |
| |
Türk Mucizesi! |
| |
Türkiye’de vatandaş olmak kolay değil! |
| |
Toplum “solu” algılayamıyor |
| |
“Darbe Günlükleri”ni görmezden gelmek… |
| |
Türkiye'yi en çok ben seviyorum! |
| |
Sizin de canınız yanıyor mu? |
| |
Bir “kamptan” yazmak ve okumak... |
| |
Sağduyu nedir? |
| |
Malatya’daki vahşete yargı yetmez! |
| |
İmtiyazsız Anayasa |
| |
Anayasayı biz “yapmalıyız” |
| |
Ne Coşkun ne de Erdoğan |
| |
Ahkam mı bilgi mi? |
| |
AKP seçimi neden kazanacak? |
| |
Partilerin varlık sebebi: Seçim bildirgeleri |
| |
Terör: Vizyonsuzluğun ağır bedeli |
| |
“Birlik”, büyük bir yalan! |
| |
Türkiye’de “siyaset” yapamamak… |
| |
Parlamento “her şeyi” bilir |
| |
Birleşik oy pusulasında ince hesaplar! |
| |
Birleşmek, “bir”leşememek! |
| |
Sabah, Nokta ve vicdan |
| |
Çocuklar masum, biz değiliz! |
| |
“Kendine demokrasi”, demokrasi değildir |
| |
Mayın barışı rehin alır! |
| |
Uzaktan kumanda ve Cumhurbaşkanlığı |
| |
Böyle Medyaya Böyle Rapor! |
| |
İnsanlık, daha çok beklersin! |
| |
Gündemde kalmak |
| |
Siyasette İnovasyon -I- |
| |
Umut ve Kayıtsızlık |
| |
Katilleri cesaretlendirmek |
| |
Yok edilen sadece Saddam değil! |
| |
Hayâsızlık |
| |
Yazar olmak, işini iyi yapmak... |
| |
Küllerinden doğan Karaoğlan |
| |
Orhan Pamuk’a Sevinmek... |
| |
Soykırım Siyaseti |
| |
Seçilmek istiyorum! |
| |
Aslında Ortadoğu… |
| |
Yaşamın kıyısında |
| |
Nöbette uyumak… |
| |
Bir duvar yazısı: Ulusal egemenlik |
| |
Film festivali, yüzyıla tanık olmak… |
| |
Cehennemin yolu |
| |
Grbavica |
| |
Karikatür Krizi ve Yönetememek |
| |
Aydın Güven Gürkan’a Veda |
| |
Barajı değil, duvarı tartışalım! |
| |
“Azınlık Raporu” ve Türkiye’de bir konuyu tartışmak… |
| |
Avrupa Birliği: Tek yol mu? |
| |
İki Dudak Demokrasisi! |
 |
 |
|