Sağduyu nedir?
Terör, sağduyumuza saldırıyor. Sağduyumuz zedeleniyor.
Terör karşısında, birey olarak en özenle korumamız gereken niteliğimiz, “silahımız” tehlikede.
Terör önce sağduyumuza saldırıyor.
İstediği, uzun yıllar boyunca, edindiğiniz bilgi ve deneyimlerinizle, aldığınız ve verdiğiniz derslerle, kültürümüzle oluşturduğunuz, bu en büyük birikimimizi silip atmamız.
Terör, aklınızı alacak kadar acımasızlık sergilenirken bile sizin görmenizi sağlayan, doğruyu yanlıştan, hak edeni hak etmeyenden ayırt etmenize yol açan melekelerinizi felç etmek istiyor, yani sağduyunuzu.
Şimdi korkarak görüyorum ki toplum olarak o eşikteyiz.
E-postalar geliyor. Öfkeyi, milli hassasiyetleri, ırkçılıkla, bölücülükle karıştıran, aslında kendine düşmanlık ettiğinin farkında olmayan.
Oyunsa, en büyük oyun bu!
Türk, Kürt, Ermeni, Müslüman, Laz, Çerkez, Hıristiyan fark etmez, kendini insanlar nasıl tanımlıyorlarsa, tanımlasınlar hepimiz bu ülkenin eşit yurttaşlarıyız, kardeşiz. Kardeşe kardeş, düşmana düşmanız. Ama kardeşimize oyuna gelip, düşmanlık etmeyiz, ettirmeyiz.
Sağduyu birlikte göğüs germeyi emreder, bu güzel yurdun eşit yurttaşları olarak, teröre.
Terör, nifak sokar, sorumlu sorumsuz aramaz, suçlu suçsuz bakmaz, “milli hassasiyetleri” kaşır, tek bir amacı vardır.: Bizi birbirimize düşürmek, kardeşliği bile kirletmek.
Çoğunluk olduğunu zannedenlerin, “azınlık” olduğunu zannedenlere zulmünü körükler, terör: Yeni bir cephe açmak için, önce yürekleri parçalamak, aklı kör etmek için. Sağduyunuzu kaybetmeniz için.
Sağduyu nedir?
Kimi zaman acıyla kahrolurken, acının asıl kaynağını ayırt etmek, ayırt edemeyenlere direnmek, gerekirse kendini feda etmektir.
Kimi zaman, Mehmetçiğin silahla yaptığını, fedakarlığını, aklı ezmeye çalışanlara cesaretle karşı koyarak yapmaktır.
Kimi zaman duygusallığın yaratacağı kapılıp gitmeye, duyarlılığın sahip olduğu aklı ikame edebilmektir.
Kimi zaman kan tükürürken kızılcık şerbeti içtim diyebilmek, ama kimin suratına da tüküreceğini bilmektir.
Sağduyumuzu yitirirsek, ne gerçekleri hak ettiği gibi değerlendirebiliriz, ne de yargılarımızı doğru verebiliriz.
Ne olursa olsun, ne yaşanırsa yaşansın sağduyusundan vazgeçenler, Türkiye’den de vazgeçtiklerini bilsinler.
O. Suat Özçelebi / 22.10.2007
 |
Yazarın
Diğer Yazıları |
| |
Cumhuriyet "uyanık" durmaktır. |
| |
Ayamama! |
| |
AKP’ye 1989 “şoku” bir hayal! |
| |
18 Mart niçin önemlidir? |
| |
Barışın kendisi bir yoldur. |
| |
ABD’de seçim yine “sandıkta” kazanılacak! |
| |
Artık Obama ve Palin mi yarışıyor? |
| |
Akıl, vicdan ve cesaret |
| |
Yeni çuval yolda mı? |
| |
Türk Mucizesi! |
| |
Türkiye’de vatandaş olmak kolay değil! |
| |
Toplum “solu” algılayamıyor |
| |
“Darbe Günlükleri”ni görmezden gelmek… |
| |
Türkiye'yi en çok ben seviyorum! |
| |
Sizin de canınız yanıyor mu? |
| |
Bir “kamptan” yazmak ve okumak... |
| |
Malatya’daki vahşete yargı yetmez! |
| |
Barışın kendisi bir yoldur |
| |
İmtiyazsız Anayasa |
| |
Anayasayı biz “yapmalıyız” |
| |
Ne Coşkun ne de Erdoğan |
| |
Ahkam mı bilgi mi? |
| |
AKP seçimi neden kazanacak? |
| |
Partilerin varlık sebebi: Seçim bildirgeleri |
| |
Terör: Vizyonsuzluğun ağır bedeli |
| |
“Birlik”, büyük bir yalan! |
| |
Türkiye’de “siyaset” yapamamak… |
| |
Parlamento “her şeyi” bilir |
| |
Birleşik oy pusulasında ince hesaplar! |
| |
Birleşmek, “bir”leşememek! |
| |
Sabah, Nokta ve vicdan |
| |
Çocuklar masum, biz değiliz! |
| |
“Kendine demokrasi”, demokrasi değildir |
| |
Mayın barışı rehin alır! |
| |
Uzaktan kumanda ve Cumhurbaşkanlığı |
| |
Böyle Medyaya Böyle Rapor! |
| |
İnsanlık, daha çok beklersin! |
| |
Gündemde kalmak |
| |
Siyasette İnovasyon -I- |
| |
Umut ve Kayıtsızlık |
| |
Katilleri cesaretlendirmek |
| |
Yok edilen sadece Saddam değil! |
| |
Hayâsızlık |
| |
Yazar olmak, işini iyi yapmak... |
| |
Küllerinden doğan Karaoğlan |
| |
Orhan Pamuk’a Sevinmek... |
| |
Soykırım Siyaseti |
| |
Seçilmek istiyorum! |
| |
Aslında Ortadoğu… |
| |
Yaşamın kıyısında |
| |
Nöbette uyumak… |
| |
Bir duvar yazısı: Ulusal egemenlik |
| |
Film festivali, yüzyıla tanık olmak… |
| |
Cehennemin yolu |
| |
Grbavica |
| |
Karikatür Krizi ve Yönetememek |
| |
Aydın Güven Gürkan’a Veda |
| |
Barajı değil, duvarı tartışalım! |
| |
“Azınlık Raporu” ve Türkiye’de bir konuyu tartışmak… |
| |
Avrupa Birliği: Tek yol mu? |
| |
İki Dudak Demokrasisi! |
 |
 |
|