Türkiye'yi en çok ben seviyorum!
Türkiye, son zamanlarda Türkiye’yi “en çok sevenlerden” çektiği kadar kimseden çekmedi. Aslında bu durum, bizim uzun yıllardır muzdarip olduğumuz, hemen her köşede biten ve devlete rağmen devletin içinde de yaşayan “devletçiklere” yol açtı.
Kimi sığ, kimi derinde yer alan bu “devletçikler”, kahve köşelerinde mangalda kül bırakmayanları, çocukları, gençleri, masum insanların potansiyel katillerine dönüştürdü.
Bu halin bir tür “her şeyi ben bilirim” ruh halinin ikizi olduğunu söylemek de mümkün: Sevilecekse en çok ben severim, hatta öyle bir severim ki, benden başka sevecek kimseyi de bırakmam.
Bu memleket “aşkı”nın, dış ve iç düşmanlar arama, “zaten herkes bizim düşmanımız ve bizi parçalamak için her saniye uğraşıyorlar” yaklaşımından beslendiği kadar, “herkes uyuyor, başımızdakiler satılmış, kurtarırsak biz kurtarırız” hezeyanından da beslendiği aşikar.
Türkiye'de siyaset yapma, muhalefet etme biçiminin de liderlerin retorik aşkının da, seçtikleri dilin de bu psikolojiyi çok fazla beslediğini söylemek yanlış olmayacaktır. En küçük sorun da bile siyasetçiler, kolaylıkla muhalefeti veya iktidarı "vatan haini" ilan edebiliyor. Bu duyguları besleyecek her türlü girişim ve eleştirel zemin de, daha da ötesi “hain” arama, olmadı sizin gibi düşünmeyen veya “çözümü”, ülkenin geleceğini başka yönelimlere endeksleyenlere daha ilk dakika “işbirlikçi, kompradorlar” gözüyle bakılmasının oluşturduğu kültür, yeni kuşakları adeta sarıp sarmaladı… Uzun yıllardır toplum, özellikle genç neslin azımsanmayacak bir kısmı, Atatürk’ün İtilaf devletleri zırhlılarının İstanbul boğazında toplarını Dolmabahçe sarayına çevirdiği zaman Namık Kemal’den mırıldandığı dizelerin ruh halinde. Bu insanların ait olduğu grup, siyasi görüş, dernek veya bir başkasının, “diğerlerine” bakışı, hala Namık Kemal’in dizelerinde saklı: “Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini / Bulunur elbet kurtaracak bahtı kara maderini." Sanki işgal sürüyor, diğerleri de “düşman”. Bu “düşman” öyle bir hal alıyor ki kimi zaman, bir ermeni yurttaşımız gazeteci, bir kilise papazı veya Nobel alan bir yazarımız, gazetede görüşlerini beğenmediğimiz bir köşe yazarımız olabiliyor. “Memleketimizi en çok sevenler”, herkesten çok seven ve düşünenler, nasıl sevileceği konusunda sanki bir “yönetmelik” varmış gibi hareket edenler, anlıyoruz ki bu işi o kadar “ciddi” tutuyorlarmış ki herkesi bir de fişlemişler.
Bir rüzgar, geçici bir etkilenme, kimi kaygıların zirve yapması, bir şizofreni hali değil yaşadıklarımız ya da bir korku filmi.
Öylesine kaygı verici ki, hiç ummayacağınız insanlarca yaratılan “komplolar” külliyatının yetiştirdiği ve etkisine aldığı bir kitleden söz ediyoruz. Büyüyor bu insanlar, düşmanlar, hainler, satılmışlar, işbirlikçiler, dinsizler her yerde, bittik biz edebiyatıyla… Dinci veya aşırı milliyetçi bir “çeteleşmenin” son tahlilde birbirinden hiçbir farkı yok. Bu insanlar kendisini o kadar vatan/din sevgisiyle dolu zannediyorlar ki gözü karalıklarının onları kör ettiğini bile anlayacak durumda değiller: Kullanıldıklarını, hizmet ettiklerini zannettikleri amaçların, tam tersi hedefleri olan odaklara oyuncak olduklarını…
O kadar inanmış ve inandırılmışlar ki sadece baktıkları pencereden hayata ve Türkiye’ye bakmamak hedeflerinde olmak, hatta yok edilmek için yeterli gerekçeyi oluşturabiliyor. Kimilerinin bu perdenin arkasında oluşan, vicdansızlık, çeteleşme, “çıkar” ilişkileri ve sömürü düzeni üzerine hiç kafa yormadıklarını da görünce, umutsuzluğum daha da artıyor: Dinci veya aşırı milliyetçi, “bizim çocuklar” mantığının hala sürdüğünü görmek de. Ergenekon örgütü operasyonu ve benzerleri üzerine çok ama çok düşünmeli, yansıma ve sonuçlarını bıkmadan, usanmadan irdelemeli, tartışmalıyız. Sorunun eğitimsizlik, kandırılmış gençler, dış mihraklar ötesinde çok yönlü olduğunu görebilmek için… Yoksa “cinayetleri” yurt sevgisi için geçerli bir bahaneye dönüştüren katiller, sadece devleti değil, adaletli ve vicdanlı yetişmesi gereken nesillerimizi de bizden çalacak. Akıl tutulması bir salgına dönüşecek... O. Suat Özçelebi / 28.01.2008
 |
Yazarın
Diğer Yazıları |
| |
Cumhuriyet "uyanık" durmaktır. |
| |
Ayamama! |
| |
AKP’ye 1989 “şoku” bir hayal! |
| |
18 Mart niçin önemlidir? |
| |
Barışın kendisi bir yoldur. |
| |
ABD’de seçim yine “sandıkta” kazanılacak! |
| |
Artık Obama ve Palin mi yarışıyor? |
| |
Akıl, vicdan ve cesaret |
| |
Yeni çuval yolda mı? |
| |
Türk Mucizesi! |
| |
Türkiye’de vatandaş olmak kolay değil! |
| |
Toplum “solu” algılayamıyor |
| |
“Darbe Günlükleri”ni görmezden gelmek… |
| |
Sizin de canınız yanıyor mu? |
| |
Bir “kamptan” yazmak ve okumak... |
| |
Sağduyu nedir? |
| |
Malatya’daki vahşete yargı yetmez! |
| |
Barışın kendisi bir yoldur |
| |
İmtiyazsız Anayasa |
| |
Anayasayı biz “yapmalıyız” |
| |
Ne Coşkun ne de Erdoğan |
| |
Ahkam mı bilgi mi? |
| |
AKP seçimi neden kazanacak? |
| |
Partilerin varlık sebebi: Seçim bildirgeleri |
| |
Terör: Vizyonsuzluğun ağır bedeli |
| |
“Birlik”, büyük bir yalan! |
| |
Türkiye’de “siyaset” yapamamak… |
| |
Parlamento “her şeyi” bilir |
| |
Birleşik oy pusulasında ince hesaplar! |
| |
Birleşmek, “bir”leşememek! |
| |
Sabah, Nokta ve vicdan |
| |
Çocuklar masum, biz değiliz! |
| |
“Kendine demokrasi”, demokrasi değildir |
| |
Mayın barışı rehin alır! |
| |
Uzaktan kumanda ve Cumhurbaşkanlığı |
| |
Böyle Medyaya Böyle Rapor! |
| |
İnsanlık, daha çok beklersin! |
| |
Gündemde kalmak |
| |
Siyasette İnovasyon -I- |
| |
Umut ve Kayıtsızlık |
| |
Katilleri cesaretlendirmek |
| |
Yok edilen sadece Saddam değil! |
| |
Hayâsızlık |
| |
Yazar olmak, işini iyi yapmak... |
| |
Küllerinden doğan Karaoğlan |
| |
Orhan Pamuk’a Sevinmek... |
| |
Soykırım Siyaseti |
| |
Seçilmek istiyorum! |
| |
Aslında Ortadoğu… |
| |
Yaşamın kıyısında |
| |
Nöbette uyumak… |
| |
Bir duvar yazısı: Ulusal egemenlik |
| |
Film festivali, yüzyıla tanık olmak… |
| |
Cehennemin yolu |
| |
Grbavica |
| |
Karikatür Krizi ve Yönetememek |
| |
Aydın Güven Gürkan’a Veda |
| |
Barajı değil, duvarı tartışalım! |
| |
“Azınlık Raporu” ve Türkiye’de bir konuyu tartışmak… |
| |
Avrupa Birliği: Tek yol mu? |
| |
İki Dudak Demokrasisi! |
 |
 |
|