Türkiye’de vatandaş olmak kolay değil!
Öyle olaylar yaşıyoruz ki, gerçekten gülelim mi ağlayalım mı bilemiyorum. Başkentin belediye başkanı, sivil toplum örgütlerinin muhalefet ettiği bir uygulamayı, kimseye “çaktırmadan” yapmakla övünüyor.
Halk sağlığı için ciddi sorunlar yaratabilecek bir faaliyeti, kimselere haber vermeden yaptığını büyük bir keyifle anlatıyor. Başkente “Kızılırmak”ın ağır metal kaynayan sularını 21 gündür verdiğini, kimsenin de “ishal” olmadığını söylüyor.
Sanki yapılan itiraz, “ishal” olmakla ilgiliymiş gibi…
Bir ülkede resmi kurumların temelde devletin varlık sebebi, sizin bir vatandaş olarak daha mutlu, güven içinde ve görece risksiz bir hayat geçirmenizdir. Hayatınızı teslim ettiğiniz bu kişi ve kurumların her eylem ve faaliyetini bireysel olarak denetleme ya da bunları sorgulama şansınız yoktur. Zaten buna olanaklarınız, bilgi ve donanımınız da yetmez.
Sivil toplum kuruluşlarının, odaların, baroların, duyarlı yurttaşların ve diğer örgütlerin varlığı sayesinde vatandaşlar, yapamadığı denetimi ya da sorgulamayı yapar. Gerekirse bu örgütler kampanyalarla, raporlarla yurttaşlarını aydınlatarak, ya muhalefeti örgütler, ya da medya kanalıyla toplumu bilgilendirir. Demokratik her ülkede süreç, böyle işler.
Ama Türkiye’de bu da bir şeye yaramıyor. Herkes kendine “demokrat” oldukça da yaramayacak.
Aşağıda size linkini sunduğum “Ankara Su Sorunu Değerlendirmesi ve Kızılırmak Suyu Raporu”nu TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası, TMMOB Kimya Mühendisleri Odası, TMMOB Çevre Mühendisleri Odası Ankara Şubesi, Ankara Tabip Odası bir araya gelerek, 2007 yılında hazırlamış ve konuyla ilgili büyük risklere dikkat çekmiş.
Ankara Büyükşehir belediyesine de raporu sunmuş. Ya bu rapor hatalı, ya belediyenin bildiği kimsenin bilmediği bir durum var, ya da Büyükşehir Belediyesi’nin büyük bir aymazlığı söz konusu.
Rapor diyor ki: “Kızılırmak’tan su getirilmesi endişe vericidir.(…) Analizler sonucunda elde edilen değerlerin ortalamaları Sağlık Bakanlığı’nın İnsani Tüketim Amaçlı Sular Hakkında Yönetmeliği’nde verilen sınır değerlerle karşılaştırıldığında sodyum, sülfat ve klorür değerlerinin yüksek olduğu, alüminyum, nikel ve cıva sınır değerlerinin analiz cihazının dedeksiyon limiti ile aynı, kurşun sınır değerinin ise dedeksiyon limitinin altında olduğu görülmüştür.”
Evet, Türkiye’de vatandaşsanız, her şeyi takip etmek zorundasınız. Ve sizi koruması gerekenlerin işini ne kadar doğru yaptığı konusunda hep bir endişe yedeğinizde olmalı.
Son bir örnek, küçük bir haber olarak Akşam gazetesinde yayınlandı. Türkiye’nin en büyük kenti, İstanbul’u ilgilendiriyor. Manşet şu: “Marmara’ya ayağınızı bile sokmayın!”
Boğaz kıyısında pek çok noktanın 'temiz deniz' anlamına gelen mavi bayrağa sahip olduğunu fakat mavi bayrak uygulamasında sadece kolibasi oranına bakıldığını söyleyen Deniztemiz Turmepa Genel Sekreteri Levent Ballar İstanbulluları uyardı:
“Karadeniz'den saatte 750 bin ton ağır metalin Marmara'ya aktığını belirterek "İnsanlar yaz gelince Marmara'da Boğaz'a girip serinliyor. Deniz suyunu yutmalarıyla birlikte ağır metalleri de vücutlarına alıyorlar. Başta ağız, gırtlak, mide ve bağırsak kanserleri olmak üzere aklınıza gelebilecek tüm kanser türlerine yakalanma riski artıyor"
Siz bir yetkilinin ağzından bu duruma ilişkin bir açıklama duydunuz mu?
Türkiye’de vatandaş olmak kolay değil, “yaşamak” hiç kolay değil!
O. Suat Özçelebi / 29.05.2008
“Ankara Su Sorunu Değerlendirmesi ve Kızılırmak Suyu Raporu”
 |
Yazarın
Diğer Yazıları |
| |
Cumhuriyet "uyanık" durmaktır. |
| |
Ayamama! |
| |
AKP’ye 1989 “şoku” bir hayal! |
| |
18 Mart niçin önemlidir? |
| |
Barışın kendisi bir yoldur. |
| |
ABD’de seçim yine “sandıkta” kazanılacak! |
| |
Artık Obama ve Palin mi yarışıyor? |
| |
Akıl, vicdan ve cesaret |
| |
Yeni çuval yolda mı? |
| |
Türk Mucizesi! |
| |
Toplum “solu” algılayamıyor |
| |
“Darbe Günlükleri”ni görmezden gelmek… |
| |
Türkiye'yi en çok ben seviyorum! |
| |
Sizin de canınız yanıyor mu? |
| |
Bir “kamptan” yazmak ve okumak... |
| |
Sağduyu nedir? |
| |
Malatya’daki vahşete yargı yetmez! |
| |
Barışın kendisi bir yoldur |
| |
İmtiyazsız Anayasa |
| |
Anayasayı biz “yapmalıyız” |
| |
Ne Coşkun ne de Erdoğan |
| |
Ahkam mı bilgi mi? |
| |
AKP seçimi neden kazanacak? |
| |
Partilerin varlık sebebi: Seçim bildirgeleri |
| |
Terör: Vizyonsuzluğun ağır bedeli |
| |
“Birlik”, büyük bir yalan! |
| |
Türkiye’de “siyaset” yapamamak… |
| |
Parlamento “her şeyi” bilir |
| |
Birleşik oy pusulasında ince hesaplar! |
| |
Birleşmek, “bir”leşememek! |
| |
Sabah, Nokta ve vicdan |
| |
Çocuklar masum, biz değiliz! |
| |
“Kendine demokrasi”, demokrasi değildir |
| |
Mayın barışı rehin alır! |
| |
Uzaktan kumanda ve Cumhurbaşkanlığı |
| |
Böyle Medyaya Böyle Rapor! |
| |
İnsanlık, daha çok beklersin! |
| |
Gündemde kalmak |
| |
Siyasette İnovasyon -I- |
| |
Umut ve Kayıtsızlık |
| |
Katilleri cesaretlendirmek |
| |
Yok edilen sadece Saddam değil! |
| |
Hayâsızlık |
| |
Yazar olmak, işini iyi yapmak... |
| |
Küllerinden doğan Karaoğlan |
| |
Orhan Pamuk’a Sevinmek... |
| |
Soykırım Siyaseti |
| |
Seçilmek istiyorum! |
| |
Aslında Ortadoğu… |
| |
Yaşamın kıyısında |
| |
Nöbette uyumak… |
| |
Bir duvar yazısı: Ulusal egemenlik |
| |
Film festivali, yüzyıla tanık olmak… |
| |
Cehennemin yolu |
| |
Grbavica |
| |
Karikatür Krizi ve Yönetememek |
| |
Aydın Güven Gürkan’a Veda |
| |
Barajı değil, duvarı tartışalım! |
| |
“Azınlık Raporu” ve Türkiye’de bir konuyu tartışmak… |
| |
Avrupa Birliği: Tek yol mu? |
| |
İki Dudak Demokrasisi! |
 |
 |
|