18 Mart niçin önemlidir?
18 Mart, sadece “Çanakkale geçilmez!” gerçeğini tarihe kazıyan şehitlerimizin hatırasına duyduğumuz saygı ve övünç hislerimiz nedeniyle önemli değildir. 18 Mart, birçok kişinin belagat ve çoşkusunu ifade etmesine fırsat sağlayan bir gün olduğu için de önemli değildir. Bir oğlu, bir babayı, bir anayı kaybetmenin acısına, “vatan sağolsun” sözünü merhem yapabilen analarla, babalarla, çocuklarla, aynı ülkenin vatandaşları olma gururunu, daha güçlü hissettiğimiz bir gün olduğu için önemli bir tarihtir. 18 Mart, büyük fedakarlıkların değerini anlamamıza ve sadece ateşin düştüğü yeri yakmasına izin vermeyerek, şehit ailelerine hiçbir zaman ödeyemeyeceğimiz borcumuzu bir kez daha anlama ve düşünme şansı verdiği için önemli bir tarihtir. 18 Mart, bağımsızlık uğruna şehit verdiğimiz gençlerimizin emanetini, bağımsız Türkiye’yi, koruma ödevimizi ve görevimizi bize gösterdiği için önemli bir tarihtir. 18 Mart, “toprak, eğer uğrunda ölen varsa vatandır”, sözünü kanıtlayan şehitlerimize, “toprak, eğer uğrunda yaşayan da varsa vatandır” şiarını kanıtlamamız gerektiğini bize her zaman hatırlattığı için de önemli bir tarihtir. Geçmişte bu ülke için birlikte ölmeyi “başaranların”, birlikte, bölünmeden yaşamayı da “başarabileceklerini” tüm dünyaya gösterecekleri bir tarih olduğu için de önemlidir, 18 Mart. Ölüm üzerinden siyaset yapmayı, ölümden “siyasal” çözümler umanları tekrar tekrar teşhis edip, kimlerin gerçeklerden kimlerin oyunlardan beslendiğini anlamamıza, zemin hazırladığı için de önemli bir tarihtir, 18 Mart. Kendi hedef ve çıkarlarını gerçekleştirmek, terörü ve şiddeti beslemek için, şehitlerimizin ve ailelerinin büyük özverilerini kullanmak isteyenlere karşı, “uyanık kalmak” zorunda olduğumuzu bize hatırlattığı için de önemli bir tarihtir, 18 Mart. Unutarak değil, şehitlerimizin aziz hatıralarını geleceğe taşıyarak, ölüme karşı, barışı ve hayatı yeniden savunabileceğimiz bir tarih olduğu için önemlidir, 18 Mart.
 |
Yazarın
Diğer Yazıları |
| |
Cumhuriyet "uyanık" durmaktır. |
| |
Ayamama! |
| |
AKP’ye 1989 “şoku” bir hayal! |
| |
Barışın kendisi bir yoldur. |
| |
ABD’de seçim yine “sandıkta” kazanılacak! |
| |
Artık Obama ve Palin mi yarışıyor? |
| |
Akıl, vicdan ve cesaret |
| |
Yeni çuval yolda mı? |
| |
Türk Mucizesi! |
| |
Türkiye’de vatandaş olmak kolay değil! |
| |
Toplum “solu” algılayamıyor |
| |
“Darbe Günlükleri”ni görmezden gelmek… |
| |
Türkiye'yi en çok ben seviyorum! |
| |
Sizin de canınız yanıyor mu? |
| |
Bir “kamptan” yazmak ve okumak... |
| |
Sağduyu nedir? |
| |
Malatya’daki vahşete yargı yetmez! |
| |
Barışın kendisi bir yoldur |
| |
İmtiyazsız Anayasa |
| |
Anayasayı biz “yapmalıyız” |
| |
Ne Coşkun ne de Erdoğan |
| |
Ahkam mı bilgi mi? |
| |
AKP seçimi neden kazanacak? |
| |
Partilerin varlık sebebi: Seçim bildirgeleri |
| |
Terör: Vizyonsuzluğun ağır bedeli |
| |
“Birlik”, büyük bir yalan! |
| |
Türkiye’de “siyaset” yapamamak… |
| |
Parlamento “her şeyi” bilir |
| |
Birleşik oy pusulasında ince hesaplar! |
| |
Birleşmek, “bir”leşememek! |
| |
Sabah, Nokta ve vicdan |
| |
Çocuklar masum, biz değiliz! |
| |
“Kendine demokrasi”, demokrasi değildir |
| |
Mayın barışı rehin alır! |
| |
Uzaktan kumanda ve Cumhurbaşkanlığı |
| |
Böyle Medyaya Böyle Rapor! |
| |
İnsanlık, daha çok beklersin! |
| |
Gündemde kalmak |
| |
Siyasette İnovasyon -I- |
| |
Umut ve Kayıtsızlık |
| |
Katilleri cesaretlendirmek |
| |
Yok edilen sadece Saddam değil! |
| |
Hayâsızlık |
| |
Yazar olmak, işini iyi yapmak... |
| |
Küllerinden doğan Karaoğlan |
| |
Orhan Pamuk’a Sevinmek... |
| |
Soykırım Siyaseti |
| |
Seçilmek istiyorum! |
| |
Aslında Ortadoğu… |
| |
Yaşamın kıyısında |
| |
Nöbette uyumak… |
| |
Bir duvar yazısı: Ulusal egemenlik |
| |
Film festivali, yüzyıla tanık olmak… |
| |
Cehennemin yolu |
| |
Grbavica |
| |
Karikatür Krizi ve Yönetememek |
| |
Aydın Güven Gürkan’a Veda |
| |
Barajı değil, duvarı tartışalım! |
| |
“Azınlık Raporu” ve Türkiye’de bir konuyu tartışmak… |
| |
Avrupa Birliği: Tek yol mu? |
| |
İki Dudak Demokrasisi! |
 |
 |
|