AKP’ye 1989 “şoku” bir hayal!
Seçimlerin hemen öncesinde sonuçlarla ilgili bir yazı yazmak, artık benim için bir geleneğe dönüştü. Bir siyasal iletişim danışmanı olarak, kampanyasını ve danışmanlığını yaptığımız parti ve adaylardan bağımsız bir analiz ve öngörü işimizin de bir gereği. Son zamanlarda bu yönde görüşlerimi soran kişiler için de toplu bir yanıt niteliği taşımasını umuyorum, bu yazının. Genellikle tartışılan AK Parti’nin alacağı oyun ne olacağı. Kimse birinci partiden, hatta ikinci ve üçüncüden kuşku duymuyor. İlk üç belli, AKP, CHP ve MHP. Açıkcası ciddi anketlerin genel ortalamasına bakıldığı zaman, AKP’nin %45, CHP’nin %25, MHP’nin de %15 civarında oy alacağı anlaşılıyor. Bu sonuç 2-3 puanlık sapmalar gösterse de, benim kanaatim de bu yönde. Ve AKP’nin, 2004 yerel seçimlerindeki %41.67’lik (İl genel Meclisi) oyunu artıracağını, ancak kazandığı 1.787 belediye başkanlığı’nı sayısını bu kez büyük oranda tutturamayacağını düşünüyorum. (yeni kurulan ilçelerle birlikte) Aynı şekilde CHP ve MHP’nin de özellikle merkez sağın tamamen havlu atması nedeniyle oylarını 2004 seçimlerine göre ciddi bir biçimde artıracaklarını söylemek mümkün. CHP %18.2, MHP % 10,4 olan oyunu bu nedenle % 40’lar seviyesinde artıracaktır. SHP-DTP ittifakının %5’lik oyunu, DTP’li belediyelerin yeniden kazanarak koruyacağı ve artıracağı da görülüyor. Bu seçimde muhalefetin genel beklentisi ANAP’a SHP’nin 1989 seçimlerinde yaşattığı gibi bir yerel seçim “şokunu” AKP’ye de yaşatmaktı. Ancak bu “şok” beklentisinde olanlar hafızalarını biraz yoklasalar o sonuçlar ve ortamla şu an yaşadıklarımızın hiçbir benzerliğinin olmadığını hatta olamayacağını görebilirlerdi. O dönem “şok” yaşanmasının sebebi birinci ANAP’ın üçüncü parti olmasıdır. SHP %28.6, DYP %25.1 ve ANAP % 21.8 oy almıştı. Ayrıca Refah Partisi, (%9.8), DSP (%9) gibi partilerin de yüksek sayılabilecek oy tabanları vardı. Şimdi AKP, CHP, MHP dışında neredeyse tüm partiler %5’lik oyları bile zor yakalamaktadır. Kısacası seçmen için, ciddi bir “adres” sorunu vardır, daha da önemlisi gerekçeleri ayrı birer yazı konusu olmakla birlikte seçmen henüz AKP’den desteğini çekmemektedir, çekebileceği yerine koyabileceği “güvenli bir parti ve lider” görememektedir. Kimi anketlerdeki “yeni parti” beklentisinin muhalefet partilerinin oylarına yakın seviyede çıkması da bu çerçevede değerlendirilebilir. Partiye oy verme sadakatinde AKP’de dahil ciddi bir düşüş anketlerde görülüyor, halkın büyük bir kısmı, iktidar ve muhalefet için de “kerhen” oy kullanmaktadır. AKP’ye, 2002’de yaşanan olağanüstü, konjonktürel süreç nasıl avantajlar sağladıysa, yerel seçimler arifesinde yaşanan “yüzyılın ekonomik krizi” de AKP için ciddi bir dezavantaja dönüşmüştür. Ancak AKP liderliği bu ekonomik krizi nasıl belli ölçülerde görmezden gelerek aleyhine işlemesine yol açtıysa, muhalefet de seçimler açısından bir “fırsat”a dönüştürmekte çok aciz kaldı. Bu nedenle seçim sonuçlarına etkisi de belli bir düzeyi geçmeyecek görünüyor. Bu seçimin temelde bir yerel seçim havasından çok “genel seçim” havasında geçtiğini söylemek mümkün. Sevindirici bir tarafı, laik-anti laik ya da türban, belli bir alan dışında Kürt sorunu gibi ayrıştırıcı, kutuplaştırıcı söylemlere kimsenin çok itibar etmemesiydi. Liderlerin birbirlerine yönelik “kişisel” çok sert sözleri dışında, ekonomi politikaları ağırlıklı eleştirel genel hava beklenenin çok dışında olmadı: Adaylar genelde yolsuzluklar, yoksulluk, yapılan hizmet ve projeler üzerine gitti… 29 Mart’ta il ve ilçeler ölçeğinde, ilginç sonuçlar ve değişimler yaşanacağı tahmin edilebilir. Büyükşehir olarak İstanbul,İzmir, Eskişehir ve Diyarbakır'da hiçbir değişim yaşanmayacağı artık belli oldu. Ancak Ankara’da Büyükşehir’de kimi anketlerde Mansur Yavaş’ın Murat Karayalçın’ı geçen istikrarlı yükselişi son günlerde de sürerse Melih Gökçek’e rakip olması, sosyal demokrat oyların bu durumu görüp, % 5-6 ‘lık bir oy kayması ile Gökçek’e hiç beklemediği bir yenilgi yaşatması mümkün gibi. Tabi bunun Karayalçın için tersi de mümkün. Adana, Trabzon, Urfa, Van, Kars gibi bazı illerde de belediyede bir “parti” değişimi yaşanacağı anketlere yansıyor. Bu seçimle ilgili seçime katılım, TC Kimlik No ve artan yeni seçmen sayıları ile ilgili seçim sonrasına sarkabilecek “potansiyel” bir tartışmanın kapısının çoktan aralandığını biliyoruz. Bu durumun seçimlere gölge düşürmemesi Türkiye açısından çok önemli. Demokrasimizin birçok eksiği olabilir, ama sağlam işleyen bir sandık süreci var, umarım bu süreci yine bir kaza olmadan atlatırız. 2009 yerel seçimlerinin genel sonuçları için bir ön değerlendirme yapacak olursak: 2007 seçimlerindeki oyunun altında kalması ile vatandaştan AKP’ye “dozunda” bir mesaj; mevcut “merkez sağ” partilerin varolma savaşını kaybetmek üzere oldukları; Saadet Partisi’nin dirilme emareleri gösterdiği; “Sol”da arayışların arttığı; marjinal partilerin marjinalliklerini koruduğu; merkezde “yeni parti” arayışlarının yoğunlaşacağı; erken seçimin tartışma gündeminde olmayacağı; 2011 seçimlerine yeni anayasa, cumhurbaşkanlığı seçimi tartışmaları, farklı siyasal ittifak, parti ve arayışlarla gidileceği… Bu öngörüleri, 4-5 gün sonra daha ayrıntılı tartışacağız. O. Suat Özçelebi / 26.03.2009
 |
Yazarın
Diğer Yazıları |
| |
Cumhuriyet "uyanık" durmaktır. |
| |
Ayamama! |
| |
18 Mart niçin önemlidir? |
| |
Barışın kendisi bir yoldur. |
| |
ABD’de seçim yine “sandıkta” kazanılacak! |
| |
Artık Obama ve Palin mi yarışıyor? |
| |
Akıl, vicdan ve cesaret |
| |
Yeni çuval yolda mı? |
| |
Türk Mucizesi! |
| |
Türkiye’de vatandaş olmak kolay değil! |
| |
Toplum “solu” algılayamıyor |
| |
“Darbe Günlükleri”ni görmezden gelmek… |
| |
Türkiye'yi en çok ben seviyorum! |
| |
Sizin de canınız yanıyor mu? |
| |
Bir “kamptan” yazmak ve okumak... |
| |
Sağduyu nedir? |
| |
Malatya’daki vahşete yargı yetmez! |
| |
Barışın kendisi bir yoldur |
| |
İmtiyazsız Anayasa |
| |
Anayasayı biz “yapmalıyız” |
| |
Ne Coşkun ne de Erdoğan |
| |
Ahkam mı bilgi mi? |
| |
AKP seçimi neden kazanacak? |
| |
Partilerin varlık sebebi: Seçim bildirgeleri |
| |
Terör: Vizyonsuzluğun ağır bedeli |
| |
“Birlik”, büyük bir yalan! |
| |
Türkiye’de “siyaset” yapamamak… |
| |
Parlamento “her şeyi” bilir |
| |
Birleşik oy pusulasında ince hesaplar! |
| |
Birleşmek, “bir”leşememek! |
| |
Sabah, Nokta ve vicdan |
| |
Çocuklar masum, biz değiliz! |
| |
“Kendine demokrasi”, demokrasi değildir |
| |
Mayın barışı rehin alır! |
| |
Uzaktan kumanda ve Cumhurbaşkanlığı |
| |
Böyle Medyaya Böyle Rapor! |
| |
İnsanlık, daha çok beklersin! |
| |
Gündemde kalmak |
| |
Siyasette İnovasyon -I- |
| |
Umut ve Kayıtsızlık |
| |
Katilleri cesaretlendirmek |
| |
Yok edilen sadece Saddam değil! |
| |
Hayâsızlık |
| |
Yazar olmak, işini iyi yapmak... |
| |
Küllerinden doğan Karaoğlan |
| |
Orhan Pamuk’a Sevinmek... |
| |
Soykırım Siyaseti |
| |
Seçilmek istiyorum! |
| |
Aslında Ortadoğu… |
| |
Yaşamın kıyısında |
| |
Nöbette uyumak… |
| |
Bir duvar yazısı: Ulusal egemenlik |
| |
Film festivali, yüzyıla tanık olmak… |
| |
Cehennemin yolu |
| |
Grbavica |
| |
Karikatür Krizi ve Yönetememek |
| |
Aydın Güven Gürkan’a Veda |
| |
Barajı değil, duvarı tartışalım! |
| |
“Azınlık Raporu” ve Türkiye’de bir konuyu tartışmak… |
| |
Avrupa Birliği: Tek yol mu? |
| |
İki Dudak Demokrasisi! |
 |
 |
|